Burjuva partilerin emekçilere seçim “ilgisi”

Burjuva partilerin emekçilere seçim “ilgisi”

FEHMİ ÇAPAN

AKP tarafından yayılan sadaka kültürü CHP, MHP, SP, DSP vb. üzerinden seçim bildirgelerine yansıyor. Emekçileri politikalarıyla açlığa, sefalete itenler peşinden verecekleriyle sadaka kültürünü devam ettirmekten başka bir amaç gütmemekteler. ‘Vaat etmez yapar’ edalarındaki AKP, 13 yıllık iktidarında işçi ve emekçilerin azılı düşmanı olduğunu hemen her uygulamasında gösterdi.

Seçim havasına girildikten sonra burjuva partilerin işçi ve emekçilere ilgisi de arttı. Bunların başında asgari ücretin arttırılması, taşeron işçiye kadro verilmesi, kıdem tazminatının korunması, işsizlere istihdam olanaklarının yaratılması vb. vaatler havada uçuşuyor. Normal zamanlarda işçi ve emekçilerin sorunlarının menzilinden kaçanlar, en fazlasından ajitasyon malzemesi olarak görenler, seçimler olduğunda emekçilerin desteğini almak için canhıraş bir çaba içinde.

Burjuva partilerin menziline işçi ve emekçilerin girmesi boşuna değil. 16.5 milyon işçi ve emekçiyi 6.5 milyon işsiz-toplam 23 milyon işçi ve emekçiyi direkt ilgilendiriyor. Hal böyle olunca, nüfusun büyük kesimini etkilemek için binbir takla atılıyor. Havalı seçim bildirgeleri arasına emekçiler için vaatleri bolca serpiştiriyor. Kulağa ne kadar hoş gelirse vahşi kapitalizmin diyarında serap etkisi yapacağını biliyor.

CHP’den SP-BBP ittifakına, DSP’den Haydar Baş’ın BTP’sine, Perinçek’in Vatan Partisi’nden en son MHP’ye varıncaya kadar tüm burjuva gerici partiler; emekçiler için bu serabı yaratma yarışında. Bu partilerin tümü burjuva gerici seçeneği oluşturuyor. İktidar olan AKP de aynı cephede duruyor.

Bir de; ilk kez parti olarak seçime giren, esasta farklı olan kendini parlamentoyla sınırlandırmayan emekçiler ve ezilenler için devrimci demokratik bir seçenek sunan HDP var.

7 Haziran seçimi, iki seçeneğin burjuva gerici seçenekle emekçilerin, ezilenlerin seçeneğinin mücadelesi biçiminde geliyor.

CHP’NİN TORBASI VAAT DOLU

Burjuva seçeneğin ‘esaslı’ versiyonuna sahip olan CHP, ekonomi ağırlıklı ‘aş ve iş’ programıyla işçi ve emekçilerin karşısına çıktı. TOBB ve TÜSİAD gibi sermaye örgütlerinin toplantılarından seçim meydanlarına koşan CHP kurmayları, işçi ve emekçilerin çıkarlarını sermayenin çıkarlarıyla en azından şimdilik çatışmayacak düzeye çekmeye çalışıyor. Sermaye düzeninin bekası için işçi ve emekçilere yakın duruyor. Seçim bildirgelerini, eklektik biçimde emekçilerin yıllardır mücadelesini verdiği vaatlerle şişiriyor.

CHP, Kemalizmin partisi olarak sınıfların varlığını yadsıyan ‘imtiyazsız kaynaşmış kitle’ çizgisiyle işçi ve emekçileri sınıfsal aidiyetlerinden kopararak burjuvazinin peşine takma gayretinde. Kamuda taşerona karşı çıkıyor ama özel sektördeki uygulamaya tümden karşı çıkmıyor. İŞKUR’a kayıtlı 800 bin işsizle ilgilenirken resmi, gayri resmi işsizlerin tamamıyla ilgilenmiyor. Esnek/kuralsız çalışmaya son verecek bir programa sahip değil. Asgari ücreti 1500 TL yapacağını, çalışma sürelerinin haftada 40 saat olacağını belirtiyor. Emeklilere dini bayramlarda iki maaş daha vereceğini vb. açıklıyor. Torbada vaat çok, peki ya pratik?

‘Ainesi iştir kişinin lafa bakılmaz?’ Peki, belediyelerin önemli bölümünde yönetimde olmasına rağmen CHP bu adımların hangisini attı?

Taşeron işsizlere kadro tahsis edemiyor, peki ne kadarı sendikalı ve bir dizi sosyal hakka sahipler? CHP önceli SHP, DYP ile 1991’de hükümeti oluştururken neoliberal politikaların önemli köşe taşları bu koalisyon döneminde döşendi. Özelleştirme uygulamaları tüm hızıyla bu dönemde uygulanmadı mı? İşçi düşmanı yasaların önemli bölümü o dönem çıkarılmadı mı? Anasol-D hükümetinin IMF patentli ekonomi bakanı ‘15 günde 15 yasa’ çıkaran neoliberal politikaların mimarı Kemal Derviş’e CHP bugün milletvekilliği adaylığı teklifi götürürken neoliberal politikalarla bir sorunun olmadığını göstermiyor mu? CHP, vahşi kapitalizmin uygulamalarının biraz törpülenmesinden öteye gitmeyerek işçi ve emekçilerin hak ve özgürlüklerine ilişkin tutarlı bir program ortaya koymuyor, koyamıyor.

SP ve BBP gibi gerici faşist partiler ittifakı da DSP ve MHP’den kamudaki taşeron işçilere kadro vereceklerini, asgari ücreti 1400-2000 TL yapacaklarını açıkladı. SP önceli Refah Partisi’yle BBP, kaç dönemdir AKP’yle ittifak yaparak, DSP ve MHP de koalisyon kurarak hükümette yer aldılar. Bu hükümetler döneminde, tarihin en büyük işçi ve emekçi düşmanı politikaları uygulandı. Özelleştirme, taşeronlaştırmış sendikasızlaştırma esnek ve kuralsız çalışma, sosyal hakların tasfiyesi ve işçilerin tarihi kazanımlarına saldırı bu dönemlerde başladı, devam etti. Uluslararası sermayenin çıkarları doğrultusunda önemli adımlar atıldı. Bugün işçi ve emekçilerin bu duruma gelmesinde bu burjuva partilerin sanki hiçbir sorumlulukları/payları yokmuş gibi hareket ederek emekçilerin çıkarlarının savunucusu kesildiler. Tüm bu adımlar, işçi ve emekçilerin eline birer lolipop şeker vererek oylarını devşirmeye yöneliktir.

SADAKA KÜLTÜRÜ BURJUVA PARTİLERİN BİLDİRGELERİNDE

AKP tarafından yayılan sadaka kültürü CHP, MHP, SP, DSP vb. üzerinden seçim bildirgelerine yansıyor. Emekçileri politikalarıyla açlığa, sefalete itenler peşinden verecekleriyle sadaka kültürünü devam ettirmekten başka bir amaç gütmemekteler.

‘Vaat etmez yapar’ edalarındaki AKP, 13 yıllık iktidarında işçi ve emekçilerin azılı düşmanı olduğunu hemen her uygulamasında gösterdi, gösteriyor. Sicilinin çok kötü olmasından dolayı işçi ve emekçilere vaat edebileceği bir şey olmadığı gibi hiçbir inandırıcılığı da kalmadı.

Burjuva cenahta emekçilerin çıkarlarını dile getirmede tam bir yarış hali var. Gerici, faşist burjuva partilerin işçi emekçi ‘hayranlığının’ bu kadar tavan yapması ne sürpriz ne de tesadüf. Bunun başlıca iki nedeninden söz edebiliriz.

Birincisi, Gezi’yle birlikte ortaya çıkan ve günümüze kadar devam eden ezilenler cephesinde yaşanan değişimdir. Demokratik bilincin gelişmesi hak arama mücadelesinin süreklileşmesidir. İkincisi; ezilenlerin emekçilerin seçeneği olarak ve tüm bu değişen dinamiklerin sözcüsü, öncüsü ve bünyesinde toplayan gücü olarak HDP’nin ortaya çıkışı, HDP’nin sunduğu yeni yaşam projesi ezilenlerin, emekçilerin ve aydınların üzerinde yarattığı büyük etkidir. HDP, burjuva partilerden farkını dün olduğu gibi bugün pratikte uygulamalarıyla ortaya koyuyor. Eklektik değil bütünlüklü bir program sunuyor. İşçi ve emekçilere 18 başlık altında programında yer veriyor. ‘Ben vereceğim’ diyerek onlar adına karar vermiyor, birlikte elde etme perspektifi sunuyor.

* Atılım Gazetesi’nin 15 Mayıs 2015 tarihli 173. sayısında yayımlanmıştır.

Yorum yapabilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız gerekmektedir. Giriş

Yayın tarihi: 22 Mayıs 2015, Cuma 14:29
Kategoriler: Emek, Haberler, Politika, Yol