Ne Musri demokrat ne idam meşru

Ne Musri demokrat ne idam meşru

AYHAN YENER –

Sisi, Hüsnü Mübarek’in soyunu devam ettirme kararı almış görünüyor. Esas darbenin halka yapıldığının kanıtı, Mursi’nin siyasi bakımdan yargılanması değil, bir halk ayaklanması sonrası, ülke tarihinde yeni bir sayfa açılmışken, gerçekleşen devrimin sekteye uğratılmasıdır.

Mısır’da darbeyle devrilen eski cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin idama mahkum edilmesi bir çok açıdan tartışılıyor. İdam, darbe, demokrasi ve özgürlük kavramları havada uçuşuyor. Mısır’da yaşananların, bir halk devrimi hareketinin hangi boyuta gelebileceği konusunda ibretlik kısa bir mazisi var. 4 yılda oyun içinde oyun yaşandı ve sonuç: Diktatörlükten diktatörlüğe geçiş.

Mısır, Tunus’tan hemen sonra ‘Arap Baharı’ denilen sürecin ikinci patlak verdiği yerdi. 40 yıllık diktatör Hüsnü Mübarek, 25 Ocak 2011’de başlayan 11 Şubat’a kadar süren halk ayaklanmasının ardından istifa etti ve kısa bir süre sonra Müslüman Kardeşler’in egemenliğinde yeni bir iktidar oluştu. Özgürlük ve adalet beklentisi içindeki halklar, devlet başkanı Muhammed Mursi iktidarında -özellikle kadınlar bakımından- tam tersi yönde gelişmelere tanık oldular.

Muhammed Mursi, 12 Ağustos 2012’de Mısır Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanı Muhammed Hüseyin Tantavi’yi görevden alarak yerine Abdel Fettah el Sisi’yi getirme kararını aldı. Mursi bu kararı alırken başına geleceklerden elbette haberi yoktu. Ancak Sisi’nin ordunun başına ve Savunma Bakanlığı’na getirilmesinde Mısır’ın, daha doğrudan söylersek İhvan’ın (Müslüman Kardeşler) Suudi Arabistan’la olan siyasi ilişkilerinin etkisi vardır. İhvan, başından beri siyasi ve ekonomik olarak Suudi krallıklarından destek alıyordu. Kuruluş aşamalarında radikal dinci örgüt iken, sonraları ılımlı İslam projesine kayan Müslüman Kardeşler, Mısır halk ayaklanmasından kendine iktidar çıkardı. Mısır halkının isyan nedenleri olan özgürlük-adalet adına herhangi bir ilerleme sağlamayan iktidar, yeni bir baskı rejimi kurmaya yöneldi. Buna karşın devrimine sahip çıkan halk, ikinci kez ayaklandı ve iktidardan, devrimin ruhuna uygun hamleleri hayata geçirmesini istedi. Bundan kendine pay çıkaran Sisi ise Mursi’yi darbe ile devirerek, gerçekleşmemiş demokrasiyi de ortadan kaldırdı.

Mursi, Suudi krallığı ile olan ilişkilerine dayanak yaparak Suudi yanlısı Sisi’yi Savunma Bakanlığı’na ve ordunun başına getirirken, demokrasiyi esas alarak değil, devrilen Hüsnü Mübarek diktatörlüğünün kurallarını esas alıyordu. Halkların demokrasi talebini bu şekilde askeri ve polisiye önlemlerle bastırmayı düşünen iktidarın böyle bir sonla karşılaşması kendi koşulları içerisinde kaçınılmazdır. Halk isyanı sonrası en azından demokrasiye geçişin bir aşaması olarak, Cumhurbaşkanı seçilen Mursi’nin darbeyle devrilmesi ve idama mahkum edilmesi, direkt olarak halk devrimine de vurulan darbedir. Nitekim Mursi, cumhurbaşkanlığı yaptığı süre içerisindeki uygulamalarından dolayı idamla yargılanıp 20 yıl ceza aldı, fakat Hüsnü Mübarek’e karşı isyan sürecinde cezaevlerinin kapısını açarak suçluların kaçmasına yardım ettiğinden dolayı idama mahkum edildi. Yani, Sisi, Hüsnü Mübarek’in soyunu devam ettirme kararı almış görünüyor.

Esas darbenin halka yapıldığının kanıtı, Mursi’nin siyasi bakımdan yargılanması değil, bir halk ayaklanması sonrası, ülke tarihinde yeni bir sayfa açılmışken, gerçekleşen devrimin sekteye uğratılmasıdır.

Mısır, Ortadoğu ve Afrika çapında belli bir ağırlığa ve bölge dengelerini etkileyecek güce sahip bir ülke. ABD’nin bugün Sisi darbesine göz yumması ve idama karşı herhangi bir girişimde bulunmaması emperyalizmin doğasına uygun bir politika olsa da güncel nedeni, İran ile olan nükleer pazarlıklar ve bölgede yeni ayaklanmalara yol açmamak olarak tarif edilebilir. Mursi’nin idam kararı, Mısır’da bu vesileyle tekrar bir ayaklanma başlatılabileceğine dair veri içermiyor. Nitekim Müslüman Kardeşler’in ülkedeki etkinliği olabildiğince kırılmış gözüküyor. ABD emperyalizmi, dönemsel çıkarları neyi gerektiriyorsa ona göre hareket eder. Müslüman Kardeşler iktidara geldiğinde, ilişkileri ona göre düzenledi, Sisi darbe yaptı şimdi de ona göre düzenliyor. Temelde fark eden bir şey yok.

Mursi’nin idam kararına Türkiye’den de çeşitli noktalardan tepkiler geldi. Ortak nokta idama karşı olmak gibi görünse de herkes kendi penceresinden bakıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, iki yüzlü bir şekilde darbeye karşı olduğunu ve Mursi’nin idamının kabul edilemez olduğunu, demokratik bir şekilde seçilmiş birinin idam edilmesini kınadığını belirtiyor. Son günlerde ise kendi sonunun da Mursi gibi olabileceğini, bunu amaçlayanların bulunduğunu ima ederek, Türkiye’de de darbe ihtimalinden söz ediyor. Halkı darbe ile korkutarak, 7 Haziran seçimlerinden AKP’ye yeniden güçlü bir iktidar çıkarmayı hedefliyor. Mısır’a demokrasi gelmediği gibi diktatörlük de gitmedi. Erdoğan’ın demagojiyle gözlerden gizlemeye çalıştığı şey bu. Halklarımız nezdinde tabii ki idam, karşı durulması gereken bir cezalandırma. Bunun Mısır’da olması ile ülkemizde olması arasında fark yoktur. Bu nedenle, Mursi’nin idam edilmesine karşı gerçek demokrat bir duruş sergilenmelidir. Bu, söz konusu Mursi olduğu için değil, insanlık değerleri, gerçek demokrasi ve hukuk adına olmalıdır. Fakat Erdoğan ve AKP, kendi siyasal angajmanları uyuştuğu Müslüman Kardeşler olduğu için karşıdırlar, demokrat olduklarından değil.

* Atılım Gazetesi’nin 22 Mayıs 2015 tarihli 174. sayısında yayımlanmıştır.

Yorum yapabilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız gerekmektedir. Giriş

Yayın tarihi: 5 Haziran 2015, Cuma 10:39
Kategoriler: Dünya, Haberler, Politika