Din tüccarlığına karşı özgürlükçü laiklik

Din tüccarlığına karşı özgürlükçü laiklik

AYHAN YENER –

HDP, din istismarcılığında ustalaşan bu din tüccarlarına karşı, kendi politik programatik yaklaşımıyla, eşitlik ve samimiyet konusunda onlardan fersah fersah uzak olduğunu anlatabilir. Bu anlamda HDP, ne din karşıtı olduğunu ne de sadece tek bir dinden ibaret olduğunu ifade edebilir.

7 Haziran seçimlerinde son viraja girildi. AKP iktidarının oy kaygısı her geçen gün büyürken, HDP’nin seçim barajının altında kalması için şimdiye kadar yapılan saldırı ve provokasyonlara yenileri eklenebilir. Meydanlarda söylenen sözler her ne kadar bir gün sonra unutulsa da, esas olan bir kaç konu üzerinde tartışmalar devam ediyor. Baraj, Kürt sorunu ekseninde barış ve din-diyanet.

AKP ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, HDP’nin baraj altında kalmasını ne kadar istediklerini bol bol itiraf ettiler. Kürtler ve HDP olmasa, Kürt sorununu ne güzel çözeriz havasındalar. Din-diyanet konusu ise gerçekten netameli bir gündem olarak AKP tarafından bolca istismar edildi ve bu süreç devam ediyor. HDP’nin seçim beyannamesinde açıklanan Diyanet işleri Başkanlığı’nın kaldırılması maddesi, AKP sözcüleri ve Erdoğan’ın ağzında bayağı sündürüldü. Meydanlarda Kur’an dolaştırmalarla, bunlar dinsiz imansız suçlamalarıyla HDP’yi dindar kesimler nezdinde karalayarak, yaşadıkları kan kaybını önlemeye çalıştılar. Bunda pek başarılı oldukları söylenemez, fakat HDP’yi bu noktada bir yere çekmeyi umut ediyorlar.

Öncelikle Diyanet’in kaldırılarak yerine İnanç İşleri Bakanlığı gibi bir kurumun oluşturulacağını ilan eden HDP’nin, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın (DİB) kaldırılmasına gerekçe olarak; DİB’in var olduğu günden bugüne kadar sadece Sünni-İslam mezhebine göre faaliyet yürüttüğü, diğer inançlara hiçbir kaynak ayrılmadığı gibi verilen fetvalarla da Sünnilik dışındaki inançların gayrimeşru olduğu propagandası yaptığı ve daha bir çok şey sıralanabilir.

Diyanet, sadece Sünni-İslam ekseninde çalışmalarını yürütürken, egemen dinin azınlık inançları üstünde baskı uygulamasını da sağladı. Dinin, devlet tarafından biçimlendirilmesi ve halkın, dini nasıl yaşayacağını devletin belirlemesi hususunda çok önemli bir işlev gören Diyanet’in, bunun için de bütçeden birçok bakanlıktan daha fazla pay alması, devlet katındaki yerini ifade ediyor.

HDP’nin, programına Diyanet’i kaldırmayı koyması karşısında AKP ve Erdoğan’ın saldırgan tutumu, şu ana kadar yaptıkları din istismarına alan açmış oldu. AKP, dinin tek sahibi ve teminatı olarak kendisini gösteriyor. AKP olmazsa din elden gider propagandası yapıyor. HDP’yi din düşmanı ilan ederek özellikle Kürt ve Türk halklarının dini hassasiyetleriyle oynuyor. Dün AKP’ye oy veren Kürt halkının önemli bir kısmının, Cumhurbaşkanlığı seçiminde Selahattin Demirtaş’ı desteklemeleri, Kobane direnişinde AKP’nin DAİŞ’i destekleyerek Kürt halkının katliamına yol açması ve serhildana duran halka saldırması ipleri kopardı. Kürt sorununda çözüm ve müzakerelerde AKP’nin barış gibi bir derdinin olmadığının açığa çıkması ile kopuşların kitleselleşmesi karşısında AKP’nin elinde istismar edeceği sadece din olgusu kaldı. Kürt halkının dindar olması, kültürel hayatında İslam geleneklerinin belirgin bir yer tutması ve Sünni mezhebine tabi olması, geçmişte Kürt ulusal mücadelesine mesafeli olan kitle bakımından HDP’nin din düşmanı olarak gösterilmesiyle HDP’ye kayan oyların geri dönüşü hedefleniyor.

HDP, hiçbir dine karşı olmadığı gibi, dindar bir parti de değil. Bütün inançların özgürce kendini yaşatacağı, devletin, dini dizayn etme politikasından uzaklaştırılması ve birçok din ve inanışın yaşadığı Türkiye’de sadece bir dini, bir mezhebi referans alan bir yönetim değil, eşitlik temelinde bir yaklaşım geliştirmeyi hedefliyor. Bu politikasını meydanlarda dillendiren ve özellikle Alevi emekçilerinden büyük ilgi gören HDP, AKP’nin din ve Diyanet üzerinden elde etmeye çalıştığı oyları da, eşitlikçi duruşuyla kazanmaktadır. Fakat, AKP’nin saldırılarına karşı HDP savunması ilk başlarda anlaşılır olmakla birlikte, (özellikle kurulan demokratik baskı sonucu Diyanet İşleri Başkanı’nın milyonluk aracı iade etmesini sağladığı düşünülürse) sonraları AKP’nin din istismarcılığına karşı geliştirilen İslam’ın halkçı, ezilenci kökenlerini savunan dil, ‘En iyi Müslüman biziz’ biçiminde yanlış anlaşılmalara yol açacak cinstendir. İşte bu noktada, Sünni-İslam dışındaki din ve mezheplerden bazı çekinceler ortaya çıkıyor.

DAİŞ’in Şengal’e saldırısı sonrası katledilen Ezidilerin acısı Türkiye’de en çok Alevilerde etkisini gösterdi. Aleviler, bu katliama karşı Ezidileri savunan ve direnen Kürt halkının yanında yer alarak HDP ile birlikte hareket ettiler. Aleviler, kitlesel bir şekilde yüzünü Kürt hareketine ve birleşik mücadele gücü olan HDP’ye döndüler, Ermeni ve Süryaniler de keza öyle. Ancak bütün burjuva partilerde olduğu gibi Sünni-İslam anlayışı üzerinden şekillenen iktidarların baskısı ve asimilasyonuyla karşılaşan bu halkların hassasiyetlerine itibar edilmesi tutarlılık açısından önemlidir.

HDP’nin, halkların inançlarını özgürce ve devlet güvencesi altında yaşayacaklarını realize eden programı ile söylediği arasındaki farkın daha fazla açılması, Sünni-İslam dışındaki inançtan halklarda tereddütlere yol açacaktır. HDP, bu kulvarda daha fazla gezinerek AKP’nin tuzağına düşmemeli. HDP, din istismarcılığında ustalaşan bu din tüccarlarına karşı, kendi politik programatik yaklaşımıyla, eşitlik ve samimiyet konusunda onlardan fersah fersah uzak olduğunu anlatabilir. Bu anlamda HDP, ne din karşıtı olduğunu ne de sadece tek bir dinden ibaret olduğunu ifade edebilir. Her dine ve inanışa mensup insanlarla, ateistlerin de varlığı HDP’yi HDP yapıyor. Onun dışındaki uçlaştırılan tartışmalar da, AKP ve Erdoğan’ın ağzında çiğneyeceği malzeme yaratılmış olur.

HDP’nin programı ve seçim beyannamesi açık; “Biz’ler ‘Halklara eşitlik, inançlara özgürlük’ diyoruz. Din, mezhep, felsefi görüş ayrımı yapmaksızın, tüm halkların ve inançların kendilerini özgürce ifade etme haklarını güvenceye alacağız. Farklı din ve inanca sahip olan ya da herhangi bir dini inancı olmayan yurttaşların inanç ve vicdan özgürlüğünü ‘eşit yurttaşlık’ temelinde anayasal güvenceye kavuşturacağız.”

Buradan hareketl,e AKP’nin elinden din istismarcılığını almak, tüm dinler ve inanışlarla özgürlükçü laiklik temelinde ilişki kurulacağının propagandasında kararlıca durmak gerekir. Aleviler özgülünde verilen güvence, ‘Başta cemevleri olmak üzere, Alevilerin bütün ibadet mekânları ‘ibadethane’ olarak tanınacak. İbadet mekânlarının tamamına kamusal destek eşitlik ilkesi çerçevesinde sunulacak. Bu konuda yerel yönetimlere yetki ve görev verilecek’ maddesiyle, hiçbir tereddüde yer bırakmayacak biçimde ısrarla vurgulanmalıdır.

AKP, din tüccarıdır, halklarımızı dinle oyalama ve kandırma siyasetinin sonuna gelmiştir. HDP, yeni yaşam çağrıcısı olarak, eşitlik ve özgürlük çizgisiyle halklarımızı buluşturuyor. 7 Haziran’da bu buluşma somut olarak görülecek.

* Atılım Gazetesi’nin 29 Mayıs 2015 tarihli 175. sayısında yayımlanmıştır.

Yorum yapabilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız gerekmektedir. Giriş

Yayın tarihi: 11 Haziran 2015, Perşembe 19:02
Kategoriler: Büyüteç, Haberler, Makaleler, Politika