Dipten gelen dalga

Dipten gelen dalga

FEHMİ ÇAPAN –

Metal işçileri tabandan örgütlenerek ayağa kalıyor, barikatları yıkarak ilerliyor; MESS’i çözerek işbirlikçi kontra sendikalar Türk Metal’i ezerek ilerliyor. Renault işçilerinin öncülüğünde, Tofaş’a, Mako’ya, Coşkunöz’e, Ford Otosan’a, Ototrim’e, Türk Traktör’e yayılan, birilerinde kazanımla biterken diğerlerine sıçrayan dalga durdurulamıyor, büyümeye devam ediyor. Coşkunöz, Tofaş, Mako ve Ototrim ve en son Renault fiili grevi ve direnişi şimdilik bir anlaşmayla sonlanırken, işçilerin mücadelesi Ford Otosan, Türk Traktör, CMS Jant, Er Metal, Dytech Automotiv, ORS ve Arçelik fabrikalarına sıçradı. Yarın başta fabrikalara yayılması da kaçınılmaz görünüyor.

İşbirlikçi tekelci burjuvazinin otomotivdeki en büyük işletmelerini, bir de onların yan sanayini işçilerin dipten gelen dev dalgası sarsıyor. Bu dalga, önüne işbirlikçi kontra sendikayı katarken, sermaye iktidarını teğet geçmeden eskiye ait ne varsa önüne katarak yıkmaya devam ediyor. Dipten gelen dalga, şimdiden tarihi direnenlerin yazdığını yalın biçimde gösteriyor.

EN GERİ BİLİNÇTEN İLERİYE SIÇRAMA

Milliyetçi muhafazakar düşüncelerin egemen olduğu geri bir bilince sahip olan Türk Metal gibi bir çete-mafya örgütlenmesinin mengenesine sıkışmış olan metal işçileri nasıl oldu da tüm ‘hapishaneleri’ yıkarak ‘özgürlüğüne’ kavuştu? En geri bilinçten ileriye nasıl sıçradı? Önündeki tüm barikatları nasıl yıktı? Diğer taraftan, kolay kolay yıkılamayacak duvarlar nasıl oldu da yıkıldı. Metal işçileri, tüm sınıf düşmanlarına birden başkaldırarak mücadelesiyle tarih yazmaya koyuldu.

Egemen ideolojinin ve kültürünün büyük ölçüde etkisi altında bulunmak, metal işçilerinin değişmeyeceği anlamına gelmez. İçinde bulundukları koşullar, bilincinin değişmeyeceği, bilincinde bir sıçrama yaşanmayacağı anlamını taşımaz. Gezi’yle nasıl Batı’da son yüzyılın en önemli isyanı yaşandıysa, sınıf çelişkilerinin keskinleşmesi biriken öfke ve tepkinin sermaye iktidar ve işbirlikçi sendika blokunun daralttığı çemberin de bir yerden parçalanmasına yol açtı.

KENDİ TARİHİNDEN ÖĞRENİYOR

Kaldı ki, metal işçileri önemli bir mücadele geleneğine sahip. ’77-’80 MESS grev ve mücadeleleri metal patronlarının gözünü korkutunca, çareyi Türk Maden-İş Sendikası Başkanı Kemal Türkler’i öldürtmekte bulmuş. Bunun da yeterli olmayacağını düşünmüş. 12 Eylül’le DİSK’in Türk Maden-İş kapısına kilit vurmuş, işçileri faşist Türk Metal Sendikası’na zorla üye yaptırmış. Bu yolla metal işçilerinin mücadelesini belleklerden sileceğini düşünmüştü.

Aradan yeni kuşaklar da çıksa metal işçileri kendi tarihlerinden feyz almaya devam etti. ’98’de Türk Metal’e karşı başkaldırısından istediği sonucu alamayan işçiler, 2012’de, 2013’te tekrar tekrar bir kopuşun yolunu aramaktan kaçınmadı. Kendi tarihinden öğrenen metal işçileri tarih yazacak duruma geldiler.

ÖRGÜTLENME ÇABALARI

Bugüne gelindiğinde, değişik fabrikalardan öncü işçiler arasında ortaklaşan irade tek tek fabrikalarda hayat buldu. Renault’da, Tofaş’da, Mako’da, Delpni’de ve Coşkunöz’de işçiler arasında yapılan toplantılar, işyeri demokrasisinin gelişmesine, tabanın iradesinin şekillenmesine yol açtı. Bölümlerde komiteler biçiminde örgütlenmelere girişti. Bunlardan da bölüm sözcüleri çıkardı.

TÜRK METAL SENDİKASI’NDA TOPLUCA İSTİFA

15 Mayıs’tan önce Türk Metal’den topluca istifa hareketi de kopuşun başlangıcını oluşturdu. Türk Metal Sendikası’nın militer güçlerinin devreye girerek Renault işçilerine saldırması, işçiler arasında öfkeyi daha fazla büyüten bir rol oynadı.

Bu an’ın öfkesiyle Birleşik Metal-İş’in grev ‘erteleme’sinin YHK’da Türk Metal-MESS sözleşmesiyle aynı şekilde kararlaştırılması isyanın fitilini ateşledi.

Öncülüğünü Renault işçilerinin yaptığı fiili grev ve direniş domino etkisi yaparak Tofaş’a, Mako’ya ve Coşkunöz’e sıçradı. Artık dipten gelen dalga her alanda etkisini hatta hegemonyasını hissettirdi. İşçilerin oluşturduğu fabrikalar arası kurul, fabrikalar arası koordinasyonu sağlayarak dipten gelen dalgayı merkezileştirdi. Hem bu kurul hem de direnişteki fabrikalarda işçiler greve başka fabrikaları ve işçileri hazırladı. Böylece örgütsüz, sendikasız bir hareket halindeyken örgütlenmeye, oradan da önemli bir sıçrama kaydederek merkezileşmeye yöneldi.

Bu arada, Türk Metal Sendikası’ndan topluca istifalar, MESS kapsamındaki işyerlerinin hemen hemen tümüne şu veya bu düzeyde yayıldı. Grev ve direnişte olmayan fabrikalara sıçradı. Metal patronlarının Türk Metal’in ve iktidarın yaydığı bu korku duvarı yıkıldı. Metal işçisi en geri bilinçten ileriye önemli bir sıçrama gerçekleştirdi. “80 yılda alacağımız yolu 8 günde aldık” diyen metal işçisi, adeta bir bilinç devrimi yaşıyordu. MESS’in metal patronlarının Türk Metal’in bundan sonra boş durmayacağı, işçilerin kazanımlarına saldıracakları, bu nedenle asla rehavete kapılmamak ve uyanıklığı elden bırakmamak gerektiği hemen her metal işçisinden duyulmakta.

AN’IN DERSLERİ

Yapılan her anlaşma an’ın dersleriyle dolu. Coşkunöz’de yaşanan tecrübesizlik, Tofaş ve Mako’da bazı yanlarıyla gideriliyor. Ototrim de öncekilerden dersler çıkarıyor, tecrübesizliklerini alt etmeye yöneliyor. Renault, süreçten 9 maddelik protokolle işverene ve Türk Metal’e fırsat vermeyecek adımlar atıyor. İşverenin mahkemeden 30 öncü işçi için şikayetini protokol maddesi yapıyor. Sendikadan istifaların yayıldığı ve iş bırakma eylemleri yapılan diğer fabrikalarda işçiler, önceki anlaşmalarda yer almayan taleplerinde ısrarlı olarak tecrübesizlikleri derslere dönüştürerek yoluna devam ediyor.

POLİTİK BİR HAREKETE DÖNÜŞTÜ

Metal işçilerinin hareketi ekonomik sendikal taleplerle yola çıkmış olsa da, hareket genelleştiği için politik bir harekete dönüştü. İktidarın eteklerinin tutuşması da bundan. Vali, emniyet müdürü, savcı ve polisler yoluyla estirilen terör, gözaltılar, grev ve direnişi kontrol altına alma çabaları, direnişi destekçilerden yalıtma faaliyetleri bariyer altına alarak sıkıştırma yollarıyla birleşiyor. İşçilerin mücadelesi her durumda bu saldırı ve kuşatmayı püskürtmeye yöneliyor.

Fiili grev ve direniş hareketiyle metal işçileri, sınıf düşmanlarının tümüne gereken dersi veriyor. İşçilerin büyük çoğunluğunu saran korku birçok yerde kendini gösteriyor. Diğer fabrikalardaki işçilere Tofaş’ta yapılan anlaşma burada geçerli olacak denilerek, taleplerinin bir bölümü grev ve direnişe dönüşmeden kabul ediliyor. Aynı zamanda eyleme geçmeleri engelleniyor.

Dipten gelen dalga, eskiyeni sınıf mücadelesinin önünde ayak bağı olanı işlevsiz olanı yıkarak kendi yeni tarzını kuruyor.

Grev ve direniş hareketi hazirana uzanırken işyerlerinden fabrikalardan işçilerin haziranına kapı aralıyor. Genel grev genel direniş şiarıyla hareketle birleşmeye, bütünleşmeye ve hareketi yaymaya ve büyütmeye kilitlenelim.

* Atılım Gazetesi’nin 5 Haziran 2015 tarihli 176. sayısında yayımlanmıştır.

Yorum yapabilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız gerekmektedir. Giriş

Yayın tarihi: 13 Haziran 2015, Cumartesi 19:28
Kategoriler: Güncel, Haberler, Makaleler, Yol