“Gazi Gezi Rojava: Cepheleşme”

“Gazi Gezi Rojava: Cepheleşme”

Marksist Teori Dergisi’nin 15. sayısı okurlarıyla buluştu. Varyos Yayıncılık tarafından yayımlanan dergi, ele aldığı konular itibariyle içinden geçmekte olduğumuz kritik ayların hem yakıcı güncel toplumsal-politik gelişmelerini çözümleyen ve görevler çıkaran perspektifler geliştiriyor, hem de bu ayların sınıflar mücadelesi tarihinde iz bırakmış, geçmiş mücadele deneyimlerini bugüne ışık tutacak ve hizmet edecek tarzda ele alarak hafıza tazeliyor.

Dergi redaksiyonunca hazırlanan Gündem makalesi, burjuvazinin yönetememe krizi temelinde toplumsal-politik saflaşmanın 7 Haziran seçimlerine giderkenki gelişim seyrini ele alıyor. “AKP Odaklı Cephe Daralıyor Halkçı Demokratik Cephe Büyüyor” başlığı taşıyan analiz, yazının odaklandığı ana saflaşma eksenini de gösteriyor aynı zamanda. Komünist öncünün saflaşma sürecini hazırlayıcı ve olgunlaştırıcı katkıları, hem politik perspektifsel öngörüleri hem de pratik eylemsel müdahale tarzı boyutuyla değerlendiriliyor.

Yazının Haziran seçimleri perspektifi, “Seçim çarpışmasının kazanılması, yeni bir politik iklim yaratacak, mücadele azmini güçlendirecek, “yeni yaşam” bilincini kökleştirecektir” biçiminde somutlanıyor.

Yine redaksiyonca hazırlanan, “Komünist Öncü Ve Birleşik Mücadele” yazısı, tarihsel olanla günceli buluşturan bir çalışma. Türkiye-Kürdistan birleşik mücadelesinin politik-örgütsel kurumsallaşması ve kazanılması yolunda alınan mesafenin ve bunun 60’lı, 70’li, 80’li, 90’lı yıllar ve günümüz kesitleri içinde aldığı özgün biçimlerin devrimci eleştirel analizini ve komünist öncü nezdinde çıkarılan kritik derslerin bilançosunu buluyoruz bu yazıda. “Cepheleşememe” zaafı, devrimci hareketin bütün dönemlerini dikey olarak kesen esas ideolojik ve politik sorun olarak doğru biçimde tanımlanıyor. Yazı, “Kızıldere ölçüsü”nün çıta alınmasının bu zaafa kaynaklık eden

nedenlerin aşılmasına hizmet edecek tarihsel irade demek olduğuna ve komünist öncünün en baştan itibaren kendine buna bağlayarak, “ilkesiz ayrılıkçılık ve grupçu sekterlik”le arasına kalın bir duvar ördüğüne dikkat çekiyor. Yazı, günümüzün somut koşulları içinde HDK/HDP’yle birleşik devrimci demokratik önderlik biçiminde gelişen cepheleşme yürüyüşünün hem önemine dikkat çekiyor hem de Marksist Leninist komünistlerin oynadığı öncü rolün katkısını görünür kılıyor.

Hasan Polat’ın kaleme aldığı Gazi ayaklanması ile ilgili “hafıza” çalışması, tarihsel olanla güncel buluşturma çabasının bir başka örneği. Yazar da zaten “Hafıza, şimdinin kalbinde işler” diyerek, yazının pratik amacını netleştiriyor. Gazi ayaklanması günleri, 90’lı yılların başında bugünleri öngören MLKP’nin politik strateji “hazırlığı”nın ve toplumsal patlama anlarına örgütsel “hazır olma” duruşunun sınavdan geçtiği zamanlardı. Gerçek somutun düşüncedeki somut haline yükselişinin/soyutlanmasının diyalektiğini kuruyor yazar, Gazi ayaklanmasını ele alırken. Şimdinin kalbi daha güçlü çarpsın diye…

“GEZİ-HAZİRAN AYAKLANMASI: “’ALT AKLIN’ İSYANI”

Ferhat Deniz,“Gezi-Haziran Ayaklanması: ‘Alt Aklın’ İsyanı” isimli yazısıyla yakın tarihimizin en belirleyici toplumsal gelişmesiyle buluşturuyor okuru. “Üst akıl-alt akıl” karşıtlığı gibi verimli teorik kavramlaştırmalar üzerinden, Gezi-Haziran ayaklanmasını hazırlayan dünya-tarihsel gelişmeleri ve bunların yaşadığımız toprakların özgün çelişkileriyle iç içe geçerek oluşturduğu konjonktürü güncele uzanan boyutlarıyla da çözümlüyor. İsyanların içindeki örgütlü bilince özel olarak dikkat çeken yazar, Gezi-Haziran ayaklanmasında komünist öncülerin varlığının hem yetmezlikleri hem de ileri hamleleri ve dikkat çekici etki ve başarıları üzerinden gelecek için önemli dersler çıkarıyor.

Komünist öncünün Rojava/Kobane’deki politik-askeri varlığı ve savaşımının “yeni bir durum” olduğu söylenebilir. Böyle olmakla beraber “hikaye”nin yazımı (oluşumu ve gelişimi) hiç de öyle değil; ara biçimlerden ve pratikleşmelerden geçerek bugünkü sonuçlara ulaşmış olan sürecin programatik temelleri ve stratejik çizgisinin oluşturulması, 20 yıl önce gerçekleştirilen Birlik Kongresi’nde karara bağlanmış bulunuyordu. Sema Duru Boran imzasıyla yayınlanan “Rojava Devrimi Ve Kürdistani Politika” başlıklı çalışma, bütün bu 20 yıllık sürecin “birleşik devrim”e hazırlık görüş açısından ilerletilen gelişiminin kronolojisini özetliyor, komünist öncünün Kürdistan devrimiyle kurduğu ilişkinin pratik evrimine ışık tutuyor.

ENTERNASYONAL MÜCADELE VE CEPHELEŞME

Dünya komünistlerinin ve devrimci güçlerin enternasyonalist ilişkilerinin gelişmesi ve mücadele birliklerinin örgütlenmesi, deyim yerindeyse ekmek su kadar ihtiyaç. “Enternasyonal Mücadele ve Cepheleşme” başlığı taşıyan yazısında Ethem Demir, bu gerçekliğin hem zorluklarını hem de olanaklarını tarihsel sürecin takibi içinde ve örneklemeler üzerinden çözümlüyor.

A. Pınar imzası taşıyan “Sermaye Ve İktidarın Grev Yasakları” başlıklı araştırma-inceleme yazısı, Türk burjuva devletinin kuruluşundan günümüze kesintisiz devam eden işçi düşmanı sınıf karakterini gözler önüne sermesi bakımından oldukça aydınlatıcı. Yazar, Cumhuriyet rejiminin siyasal seyrinin tüm ayırıcı momentlerinde grev yasaklarının aldığı mevzuat ve fiili biçimleri ve sonuçlarını, işçi sınıfının grev yasaklarına karşı geliştirdiği mücadelelerin kazanım ya da yenilgi deneyimlerini ele alıyor.

ERMENİ SOYKIRIMIYLA ÖZÜRE DAVET

Marksist Teori’nin bu sayısında Ermeni sorunu ve soykırımı konusuyla ilgili peş peşe yer alan bir röportaj ve iki yazıya da yer verilmiş. Derya Okatan’ın Nor Zartonk’tan Sayat Tekir’le yaptığı “Ermenilerin Politik Talepleri” başlıklı röportaj; Toprak Akarsu’nun “Ermeni Soykırımı Ve Emekçi

Sol Örgütlerin Kendileriyle Yüzleşme Zorunluluğu” yazısı ve Ziya Ulusoy’un kaleme aldığı “Soykırım, Yüzleşme Ve Emekçi Sol” değerlendirmesi.

Bir dosya bütünlüğü içinde düşünüldüğünde yazıya dökülmüş olanların, ele alınan konuyla ilgili olarak okura çok yönlü bir bilgilenme alanı açmış olduğu görülüyor. Tarihsel olanla güncelin buluşturulması çabası, bu konu bakımından da dikkat çekici. En kıymetli şeylerin başında gelen ise yazıların ruhuna sinmiş olan emekçi solu Ermeni soykırımıyla yüzleşmeye, özür dilemeye ve özeleştiri vermeye davet, devrimci sorgulama tutumudur. Türkiye komünist hareketinin tarihini ve gelenek mirasını Osmanlı Ermenilerinin komünist örgütlenmelerini ve mücadelelerini görmezden gelerek M. Suphi TKP’siyle başlatma zaafının açık adının konulması ise Marksist Leninist komünistlerin tarih bilincini yenileyen bir katkı olarak değeri tartışılmazdır.

Dergi, Sibel Yıldız’ın “Karşıdevrimin Ayaklanma Bastırma Hazırlığı: Schnöggersburg (Bir Sanal Kent Hikayesi)” adlı ilgi çekici bir yazısına da sayfalarında yer vermiş.

* Atılım Gazetesi’nin 5 Haziran 2015 tarihli 176. sayısında yayımlanmıştır.

Yorum yapabilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız gerekmektedir. Giriş

Yayın tarihi: 13 Haziran 2015, Cumartesi 19:56
Kategoriler: Haberler, Politika