Özgecan’ımızla dayanışmaya isyanı büyütmeye

Özgecan’ımızla dayanışmaya isyanı büyütmeye

FADİME ÇELEBİ –

Kadınlar olarak kadın cinayetlerine ve şiddetine karşı, daha örgütlü, dayanışmacı ve mücadeleci bir hatla karşı durulabilir. Özgecan’ın katillerinin yargılanmaya başlayacağı ilk duruşma, kadın öfkesinin ve isyanının göstergesi olacak. Ondandır ki, 12 Haziran’da Mersin’de görülecek Özgecan mahkemesinde hep birlikte olacağız.

Kapitalizmde alt ve üst yapıyı belirleyen egemen sistemse, bunun tüm araçlarını da belirleyen erkek egemen politikalarıdır. Belirleyici olan da erkek siyasettir. Kadın cinayetleri ve kadına yönelik şiddet söz konusu olduğunda sistemden ve onun yapılarından bağımsız düşünülemez.

Türkiye’de kadın katliamları, kadına yönelik şiddet, bütün iktidarlar döneminde vardı. Ancak, erkek egemen zihniyetin ideolojik ve pratik olarak kurumsallaşmasının özgün bir yoğunlaşma döneminin yaşandığı AKP iktidarı boyunca, katliamlar ve cinayetler katlanarak arttı ve tavan yaptı.

AKP’nin şiddet, ayrımcı, nefret dolu kadın düşmanı politikaları duracak gibi gözükmüyor.

Çünkü AKP’nin kadın düşmanı söylemleri ve kadına biçilen annelik rolleri üzerinden görevlerini belirlemesi, kaç çocuk doğuracağı, nasıl doğum yapacağı veya yapmasının önüne engelleri, ‘makbul kadın’ yaklaşımları, giyiminden kuşamına, siyasetteki yerinden çalışma alanındaki konumuna kadar kadının var olduğu tüm alanlara müdahalesi, saldırı alanını genişletiyor ve derinleştiriyor. Toplum mühendisliğine soyunan ve en başta da kadınlar üzerinden toplumu muhafazalaştırmaya çalışan AKP; en fazla kadınları hedef alıyor. Alıyor ancak, kadınların da öfkesi ve isyanını karşısında buluyor.

Kürtaj karşıtı açıklamalar sonrasında ayağa kalkan kadın hareketi, Özgecan’ın katledilmesini kadın isyanını örgütleyerek yanıtladı. Türkiye ve Kürdistan’ın farklı il ve ilçelerinde sokaklara dökülen kadınlar, isyan boyunca kadın cinayetlerine ve şiddete karşı tepkilerini ve taleplerini doğrudan devletin kadın politikalarına yöneltti. Kadınlar bu isyanında somut ve açık bir şekilde, devletin kendilerini koruyamadığı yerde, kendi özsavunmalarını sağlayacak somut adımlar atacaklarının işaretini verdiler.

Özgecan’ın katledilmesine duyulan öfke yeni bir dönemin başlangıcı oldu. Her gün beş kadının katledildiği, onlarca kadının eşi ya da sevgilileri tarafından şiddete uğradığı, vahşi bir şekilde sokak ortasında öldürüldüğü bir ülkede yaşam güvencesinin olmadığını haykıran kadınlar, bu talebi isyana dönüştürdü. Her şeyden önce kadınlar yaşam hakkı ve özgürlük için on binler, yüz binler olup sokakta taleplerini haykırdılar.

Kadın cinayetleri ve kadına yönelik şiddet, toplumsal bir sorun olarak ele almak gerekiyor. Bu kadar kadın cinayetleri ve kadına yönelik şiddet yaşanmasına rağmen Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam son açıklamasında kadın cinayetlerinde azalma olduğunu ifade etmesi, aslında devletin bu cinayetleri görmek istemediğinin somut bir göstergesidir.

Devletin erkek egemen yaklaşımından ve söyleminden dolayı, kadınlar olarak devlete ve onun kurumlarına artık güvenmiyoruz. Ama en azından susmalarını öneriyoruz, çünkü onlar konuştukça erkekler daha fazla kadını katlediyor. Onlar konuştukça daha fazla kadın toprağa veriliyor.

Kadınlar olarak bu sistemden sonuna kadar hesap sormaya, kadınların adaletini sağlayana kadar mücadeleye devam edecek. Mücadele, erkek egemen sisteminin devleti, onun sürdürücüsü tüm kurumları ve erkek zihniyetinin yıkılmasına dek sürecek.

Kadınlar olarak kadın cinayetlerine ve şiddetine karşı, daha örgütlü, dayanışmacı ve mücadeleci bir hatla karşı durulabilir. Kadın aklımızı, birliğimizi kuşanarak, kadın kitlelerini kucaklayarak ve sokak mücadelesini örgütleyerek bu cinayetlerin önüne geçebiliriz. Özgecan’ın katillerinin yargılanmaya başlayacağı ilk duruşma, kadın öfkesinin ve isyanının göstergesi olacak. Ondandır ki, 12 Haziran’da Mersin’de görülecek Özgecan mahkemesinde hep birlikte olacağız. Şubat’ta yaratığımız kadın isyanını bu kez mahkeme önünde gösterecek, katillerden ve onu besleyen erkek egemen devletten hesap soracağız.

Özgecan isyanı nasıl ki, tüm kadınları ve kadın hareketini aynı zeminde buluşturduysa, mahkeme önlerinde ve salonlarında, bu dayanışma zemininde bir araya gelerek isyanımızı sürdüreceğiz. Kadın isyanını, kadın dayanışması ile hep birlikte büyütme zamanı. Onun için bir kez daha ellerimizi ve yüreklerimizi birleştirerek, erkek egemen sisteme, onun yargısına, onun şiddetine ve onun katliamlarına karşı kadın dayanışmasını birlikte büyütmeye çağırıyoruz.

* Atılım Gazetesi’nin 5 Haziran 2015 tarihli 176. sayısında yayımlanmıştır.

Yorum yapabilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız gerekmektedir. Giriş

Yayın tarihi: 13 Haziran 2015, Cumartesi 19:35
Kategoriler: Haberler, Kadın, Makaleler, Özgür Kadın, Politika