HDP en çok Karadeniz’e lazım

HDP en çok Karadeniz’e lazım

MURAT ÇEPNİ-

Karadeniz’de halkımız HDP’yi dinlemiş, anlamaya çalışmış, barış umudu olarak görmüştür. Başta eşbaşkanlar olmak üzere büyük bir hayranlık oluşmuştur. Ancak henüz bu veriler, ırkçı faşizmin arka bahçesi olma gerçeğini tersine çevirmekten uzaktır. HDP en çok Karadeniz’e lazımdır.

Seçim yoluna çıkarken, HDP en çok Karadeniz’in partisidir. HDP en çok Karadeniz’e lazımdır, diyerek çalışmalara başladık. Sadece savaşta en çok evladını yitiren bölge olmasından değil, daha da çok sosyal ve ekonomik olarak yaşadığı çözülme, bir tarım bölgesi olmaktan çıkması, kentlerin yoğun işsizlikle karşı karşıya kalması, bağlı olarak da şovenizm zehriyle sarmalanması. Hem yerel, ama sonuçları itibariyle genel olarak, yaşanan doğa tahribatları.

HDP, toplumsal barışın kurucusu ve teminatı olarak Karadeniz halkına büyük insanlık projesini taşırken, halkımızın iğdiş edilen kültürel ve siyasal zenginliğini yeniden ayağa kaldırma, aslında kendiyle barıştırma mücadelesi yürüttü.

HDK’nin kuruluş sürecinden itibaren bölgemizde yürütülen çalışmalar, bu seçim sürecinde yeni bir aşamaya ulaşmış bulunuyor. Karadeniz’in toplamı açısından mevcut örgütsel gücümüzü aşan bir siyasal çalışma planlamasıyla, iddiasıyla çalışmalar başlatıldı.

Karadeniz sahil şeridinde, zaman zaman kesintiye uğramış olsa da istikrarlı bir örgütsel yapımız vardı. Başta Samsun olmak üzere Ordu, Giresun, Artvin gibi illerde kesintisiz bir siyasal çalışma yürütüldü. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde bütün bölgede görünür olundu, yeni yaşam çağrısı halka ulaştırılmaya çalışıldı.

Bu seçim sürecinde, Sinop’tan Artvin’e kadar seçim komisyonları oluşturularak başlandı. Merkezi seçim çalışma stratejisine de bağlı olarak, hakim çalışma tarzı olan propagandif tarzın ötesine geçerek, yaygın birebir ilişkilenme, oy oranını yükseltme, HDP’yi, büyük insanlık bildirgesini kitlelere tanıtma amaçlı bütünlüklü bir hareket planı belirlendi.

Samsun’daki çalışma bu açıdan özel bir öneme sahip. Kitlelerle birlikte siyaset yapma, yüzünü kitlelere dönme, gözünü olanaklara dikme ve her açıdan sınırları zorlama. Kitlelere güven üzerinden kazanmaya odaklanma, dar kadro çalışmasını kitle çalışması düzeyine sıçratma. Tüm bu açılardan Samsun, çalışması özel bir deneyim niteliğindedir.

Çatışmasızlık ortamı bölgemizde de önemli oranda rahatlama yarattı. Halkımız çocuklarının yeniden savaşa sürülmesini istemiyor. HDP’ye de bu açıdan misyon yüklüyor. Ancak buna karşın doğrudan devletin, hükümetin örgütlediği, çatışmalı sürecin yarattığı travmalardan da beslenen faşist provokasyonların ağırlığını sürdürdüğünü belirtmek gerekir. Dolayısıyla, bu provokasyonlar bazı illerimizde çalışmamızın düzeyini sınırladı. Devlet, HDP’yi halkla buluşturmama siyasetini her biçimde uygulamaya çalıştı.

Bunun karşısında bizler de çalışmayı kitlelerin içine yayarak bu basıncı etkisiz hale getirmeye çalıştık. Samsun açısından özellikle bildiri dağıtımı dışında girilmeyen mahallelerde, ilçelerde, çat kapı ev ziyaretleriyle çalışma yürüttük. Binlerce eve girildi, binlerce insanla birebir temas kuruldu, oy istendi, HDP anlatıldı, önyargılar kırılmaya çalışıldı. Böylece, Samsun merkeze hapsolan çalışma yeniden yoksul mahallelere taşınmış oldu.

Kürt ve Alevi nüfusun barındığı ilçe ve mahallelere dönük de özel çalışmalar örgütlendi. Bir ilçe ve köyde büro açıldı. Onlarca köy gezildi, buralarda halk toplantıları yapıldı.

Çalışma sürecine yeni kuvvetler dahil oldu. Bileşenlerden ibaret olmaktan çıktı, örgütsüz insanlardan katılımlar oldu.

Her biçimde örgüt kurarak çalışmanın verimli sonuçlarını aldık. Seçim; mali, ev, gezi, araç, basın, günlük yönetim gibi komisyonların kurulmuş olması aynı anda yaygın çalışmayı olanaklı kıldı. Düzeyi büyüyen çalışma böylece yönetilebilir oldu.

Karadeniz’de iki ilde miting planlandı. İlki Artvin Hopa’da yapıldı. Hopa, yukarıda aktarılan biçimde çalışma yürüttü. Ev ev, köy köy gezdi. Bürosuyla, stant çalışmalarıyla Hopa’da rüzgar estirdi. Sonucunda da başarılı bir miting yaptı.

İkinci miting ise Samsun’da yapıldı. Bu miting bölgesel nitelikte planlandı. Daha önceki olumsuz deneyimlerin yarattığı basınç düşünülürse bu kararın alınması bile tarihi niteliğe sahiptir. Yürütülen kitle çalışmasının zirvesi niteliğindeki miting, aynı zamanda, “burada onlara miting yaptırmayız” diyenlere de yanıt niteliğinde oldu. Kararın duyurulmasıyla birlikte başlatılan faşist propagandalara rağmen mitingimiz binlerin katılımıyla yapıldı. Tam bir tecrit etme taktiği uygulayarak katılımı özel olarak engelleyen polise, miting etrafında toplanan faşist güruhlara rağmen tam bir halk katılımıyla miting gerçekleşti. Sonrasında dağılan kitleye saldırmaya çalışan faşist kontra güçler, özellikle yerel basında mitingimizin görülmez kılınmasına malzeme yapıldı.

Seçim sonuçları açısından ise, oy oranı tüm Karadeniz’de cumhurbaşkanlığı düzeyini korudu. Arttığı alanlar oldu, azaldığı alanlar oldu. Ancak burada değerlendirmeye konu olması gereken şey, HDP örgütlülüğünün dünden ileri bir düzeye çıkartılmış olmasıdır. Tüm Karadeniz’de yakalanan bu düzey üzerinden yeni örgütlerin kurulabilmesi, olanların da niteliğinin yükseltilerek güçlendirilmesi belirleyici öneme sahiptir.

Karadeniz’de halkımız HDP’yi dinlemiş, anlamaya çalışmış, barış umudu olarak görmüştür. Başta eşbaşkanlar olmak üzere büyük bir hayranlık oluşmuştur. Ancak henüz bu veriler, ırkçı faşizmin arka bahçesi olma gerçeğini tersine çevirmekten uzaktır. Barajın geçildiği, demokratik halk muhalefetinin HDP’de iradeleştiği yeni durumda Karadeniz’de de rüzgar bizden yanadır artık.

* Atılım Gazetesi’nin 12 Haziran 2015 tarihli 177. sayısında yayımlanmıştır.

Yorum yapabilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız gerekmektedir. Giriş

Yayın tarihi: 18 Haziran 2015, Perşembe 13:03
Kategoriler: Güncel, Haberler, Makaleler, Serbest Kürsü