Paramaz’ın partisi Hınçak

Paramaz’ın partisi Hınçak

AYDIN AKYÜZ-

Hınçakların “üç Ermenistan”da genel ayaklanmayı hazırlama görevine bağlı olarak temel taktiklerinin aktif savunma olduğunu söyleyebiliriz. Devrimci demokrat Ermeni milliyetçiliği ajitasyon ve propagandasını esas alıyor, yanı sıra daha çok içe dönük sosyalizm propagandası da yapıyorlardı.

Ermeni soykırımının 100. yıl dönümü olan 2015 aynı zamanda Ermeni sosyalistler Paramaz ve 19 yoldaşının idam edilişlerinin de 100. yıl dönümüdür. Bu idamlar, Doğu’da Ermeni kanının oluk oluk aktığı bir zamanda soykırım politikalarının bir unsuru olarak 15 Haziran 1915’de gerçekleştirildi. Paramaz ve yoldaşları ilk kez gündemimize girmemekle birlikte, Kobanê direnişi sırasında şehit düşen komünist savaşçı Suphi Nejat Ağırnaslı’ın parti ismi olarak Paramaz Kızılbaş’ı kullanması sayesinde daha geniş bir biçimde devrimci ve demokrat kamuoyunun gündemine girdi. Onların yaşamından, düşüncelerinden, eylemlerinden ve sosyalizm davasına bağlılıklarından öğrenme fırsatı yakaladık.

Suphi Nejat Ağırnaslı’nın bu enternasyonal duruşu; emekçi sol cenahta, bu coğrafyanın Ermeni sosyalist hareketinin unutulmuş, görmezlikten gelinmiş tarihiyle de yüzleşme fırsatı yarattı. Ağırnaslı’nın sonsuzluğa yürüdüğü 5 Ekim 2014’den bugüne epey yazıldı ve çizildi. Bu atılan adımlar olumlu bir başlangıç olsa da henüz yeterli olmaktan uzaktır. Paramaz ve 19 yoldaşının ölümsüzlüğe yürüyüşlerinin 100. yıl dönümü vesilesiyle bu coğrafyanın Ermeni sosyalistleri gerçekliğine daha yakından bakma gayesiyle Devrimci Hınçak Partisi’nin (1909’da İstanbul’da toplanan VI. Kongresi’nde Sosyal Demokrat Hınçak Partisi- SDHP ismini alacaktır) bir başka adlandırmayla Hınçak Sütyun’un önemli tarihsel eşiklerine kısaca bir göz atacağız. Bu coğrafyadaki Ermeni sosyalistleri gerçekliği daha kapsamlı ele alınmayı gerektirmektedir. Şimdilik kendimizi bir makalenin çerçevesiyle sınırlandıracağız.

Devrimci Hınçak Partisi, 1887 yılında Cenevre’de Plehanov’la ilişkisi olan altı Rusya Ermeni’si tarafından kuruldu. Sosyalizm iddiası olsa da programı, örgütlenme anlayışı ve mücadele araç ve biçimleri bakımından esas olarak Rus halkçılığı olan Narodnoya Volya düşüncesinin etkisi altındadır. İlk programlarının asgari hedefi de “geniş bir demokrasi, siyasal özgürlük ve milli bağımsızlık” azami hedefi de “insanın insan tarafından sömürülmediği”, “sosyalizm” şeklinde formüle etmişlerdi.

HALKÇI YURTSEVERLİK

Hınçakların “üç Ermenistan”da (Doğu, Batı ve Klikya) genel ayaklanmayı hazırlama görevine bağlı olarak temel taktiklerinin aktif savunma olduğunu söyleyebiliriz. Devrimci demokrat Ermeni milliyetçiliği ajitasyon ve propagandasını esas alıyor, yanı sıra daha çok içe dönük sosyalizm propagandası da yapıyorlardı. Ermeni halka saldıran, işkence yapan, mallarını yağmalayan, topraklarına el koyan Kürt, Türk ağa ve beylerine, devlet yöneticilerine, onların tetikçiliğini yapan çetelere ya da çete başlarına ajanlık ve tefecilik yapan Ermenilere ve mücadelelerinin önünde engel gördüklerine karşı bombalama, yaralama öldürme eylemleri yapıyor ve cezalandırıyorlardı. Ayrıca, İstanbul’da protesto yürüyüşlerine (Osmanlı döneminde Hristiyan toplumunun ilk protesto ve Bab-ı Ali yürüyüşlerini 1890’larda Hınçak Sütyun örgütledi) Sasun ayaklanması (1894), Zeytun ayaklanması (1895-’96), Van direnişine (1896) önderlik ettiler. Bu eylem çizgisi, ileride İttihat ve Terakki ismini alacak olan Osmanlıcıları da endişelendirmişti.

Ermeni katliamlarının ağır atmosferi altında 1896’da Londra’da toplanan Hınçak Kongresi’nde bölünme yaşanır. Merkezin izlediği eylem çizgisinin yanlış olduğunu, Ermeni burjuvazisini, muhafazakar Müslüman toplumunu ve batının “Büyük güçler”ni ürküttüğünü belirten, ağırlığını Anadolu ve Mısır’dan gelenlerin oluşturduğu grup ayrılır. Ayrılanlar, ulusal reformcu, liberal bir çizgide Veragazmiyal (Yeniden Kuruluş) adında yeni bir parti kurarlar. Ciddi bir güç kaybına uğrayan Hınçak bir süre esas olarak Kafkasyalı Ermenilerle sınırlanır. Çalışmalarını Traskafkasya ve Bulgaristan’la sınırlı tutmak zorunda kalır. Bu bölünmeden sonra Hınçak bir daha eski gücüne ulaşamaz.

1894-’96 Ermeni katliamlarına karşı “büyük devletler”in tepkisi sınırlı kalır. Avrupa’da katliamlara karşı işçi ve sosyalistlerin protesto ve dayanışma eylemleri dikkat çeker. Bu gelişmeler, sosyalizm savunusunu yük olarak görenlerin ayrılmasıyla da birleşerek Hınçak’ın yüzünü daha fazla sosyalizme dönmesine yol açar. Hınçaklar, zaten 1889’dan beri II. Enternasyonal’e üye olmaya çalışıyorlardı. Plehanov Paris Kongresi’nden itibaren II. Enternasyonal’de Hınçak’ı da temsil ediyordu.

Diğer yandan, 20. yüzyılın başında patlak veren dünya ekonomik krizin ağır yükü altında Kafkasya’da meydana gelen grev dalgaları ve yükselen işçi hareketi, sınıfsal çelişkileri ulusal çelişkilerin önüne geçirmeye başladı. RSDİP ve Bolşeviklerin ve başkaca -küçük ve dağınık da olsa- Marksist grupların güç kazanmaya başlamaları, Hınçak’ın sıklıkla küçük burjuva ve milliyetçi eleştirilerle karşı karşıya gelmelerine yol açtı. Bu Marksist eleştirilerin basıncı ve Ermeni ulusal sorunun kısa vadede çözüm imkanlarının olmadığının açığa çıkması, Hınçak’ın Marksizme, bilimsel sosyalizme ve işçi sınıfına daha fazla yönelmelerine yol açar. Teorisini, programını, strateji ve taktiklerini ve örgütlenme anlayışını gözden geçirmeye yönelir.

SOSYALİST YURTSEVERLİK

Eylül 1901-Mart 1902 arasında Londra’da toplanan partinin III. Kongresi’nde, daha önce ayrılanlarla birlik yapılır. Ancak birlik kağıt üstünde kalır. Birlik sürecinin ve yeni arayışların yarattığı fikir ayrılıklarının iyi yönetilememesinin yarattığı hizipleşme şiddetlenerek yer yer kadroların birbirini vurmasına kadar varır. 1903 Eylül’ünde Londra’da toplanan IV. Kongre’de iç tartışma süreci başlatılır. İki yıl süren tartışma, araştırma ve öğrenme sürecinde kadroların Marksizme hâkimiyeti artarak yeni bir eşiğe ulaşır. 1905 Eylül’ünde toplanan V. Kongre’de elde edilen düzey, yeni bir program stratejiyi ve taktiklerin belirlenmesiyle Hınçak bilimsel sosyalist yurtsever çizgide Marksist temellere oturmuş bir parti haline gelir.

V. Kongre’ye katılanlar, Marksizm ve işçi sınıfına dayanmada ve bu temelde kurulacak sosyalist bir düzen konusunda netti. Temel ayrılık noktası Rusya’da ve Osmanlı’da partinin izlemesi gereken yola dairdi. Sabah Gülyan ve Paramaz’ın önderlik yaptığı, ağırlığını Osmanlı Ermenilerinin oluşturduğu çoğunluk “Kafkasya’da proleter devrimci etkinlikler yapmak ve Türkiye’de Marksist ilkelere dayalı bir siyasal demokrasi kurmak için mücadele etmek”(1) düşüncesini savunuyorlardı. Bu düşünce, partinin resmi düşüncesi haline gelir. Avetis Nazarbekyan’ın önderlik yaptığı Kafkas Ermenilerinden oluşan azınlık ise “Ermeni işçilerinin ereksel (teleolojik-gai) rolünü vurguluyor ve Bolşevik tezi olan Ermeni Kurtuluşu’nun ancak bütün Rusya çapında bir devrimden doğacağı görüşünü savunuyorlardı. Onların önerisi, partide de bir bölünme gerektiren iki cepheden mücadele etmekti. Kafkaslarda ve Rusya’da Hınçakyan SD Partisi RSDİP’e katılmalı, Osmanlı İmparatorluğu’nda ise Türkiye Ermenilerinin özgürlüğünü tek amaç olarak benimseyen özerk bir parti olmalıydı” (2) görüşünü savunuyorlardı. Kongreden sonra “Nazarbekyancılar” Hınçak’tan ayrılarak RSDİP’e katıldılar. Daha başkaları da zaman içinde parça parça Bolşeviklere katıldılar. Hınçak, Kafkasya’da ciddi bir güç kaybetti ve ağırlığı Osmanlı, Mısır ve ABD’ye kaydı.

Hınçak, 20. yüzyılın ilk yıllarından itibaren Osmanlı’da Ermeni köylüler, işçiler ve yoksullar içinde sosyalizm propagandası yapıyor ve örgütlenme faaliyeti yürütüyordu. “Birçok grev örgütlenmesinde yer almışlar, 1 Mayıs gösterilerinin organize edilmesinde sorumluluk üstlenmişlerdi. Hınçak (Çan) isimli bir parti gazetesinin yanı sıra Gayzt (Kıvılcım) adında bir de gençlik dergisi çıkartıyorlardı. Partinin İstanbul’daki yayın organının ismi Nor Aşkharh (Yeni Dünya) idi. Bu yayınlarda sosyalizmin sorunlarını tartışıyor, örgütlenme sorunlarına ilişkin parti kadrolarının polemik yazılarına yer veriyordu. Çok sonraları sahip olduğu kendi matbaalarında Avrupa’da yayımlanan Marksist eserleri basmaya çalışacaklardı.”(3)

YENİ DÖNEM: 1908 DEVRİMİ

1908 Temmuz devriminden sonra iyimser bir hava hakim olur. Hınçak önderlerinden Sabah Gülyan ve Paramaz başta olmak üzere İttihatçılara güvenmemekteler. Temkinli de olsa İstanbul’a gelir ve yasal faaliyet yürütmeye başlarlar. Başlangıçta İttihatçıların Ermeni örgütlerin yasal statüde çalışmaları için öne sürdükleri koşul illegal örgütlenmeyi bırakıp, yasal zeminde çalışmaları ve Ermenistan’ın bağımsızlığı fikrinden vazgeçmeleridir.

Hınçak Sütyun, 25-28 Temmuz 1909’da İstanbul’da VI. Kongre’sini toplayarak almış olduğu kararlarla yasal parti olmanın bütün şartlarını yerine getirir. Sabah Gülyan ve Paramaz, İttihatçılara güvenmemek gerektiğini illegal örgütlenme ve mücadele biçimlerinden vazgeçmemek gerektiğini ısrarla savunmalarına rağmen kongreden aksi yönde karar çıkar.

Devrimci Hınçak Partisi’nin ismi, dünyadaki diğer sosyalist partilerle uyumlu hale getirilerek Sosyal Demokrat Hınçak Partisi (SDHP) olarak değiştirilir. Kongre, bireysel şiddet eylemlerini ve zora dayalı mali kaynak edinme yöntemlerini yasaklar.

Oluşturulan yeni programda, işçi sınıfının önderliğinde sosyalizm hedefi vurgulanarak “…Sosyal Demokrat Partisi… için bütün Osmanlı ülkesinde yani Ermenistan, Makedonya, Arabistan, Arnavutluk ile Osmanlı ülkesinin diğer bölgelerinde sosyalist toplumsal örgütlerin oluşturulması” görevinin altı çizilir. Ayrıca, partinin asgari talepleri gerçekte proletaryanın önderliğinde Osmanlı siyasi sınırları içinde demokratik halk devrimini gerektirecek niteliktedir.

İttihat rejiminin gerici karakteri baskın hale gelmeye başlayınca, Balkan savaşlarıyla birlikte ezilen Hristiyan uluslara karşı saldırganlaşmaya başlayınca SDHP, 17 Eylül 1913’de Romanya’nın Köstence şehrinde örgütlediği VII. Kongre’yle yeniden illegal mücadeleye geçme, İttihat rejimini devrimci zor yöntemleriyle gerileterek devrim yoluyla ezme kararları alır. Partinin yasal statüye sahip bölümü, uygun biçimde düzenlenerek illegal merkeze bağlı olarak faaliyetlerini yürütmeye devam eder.

“YAŞASIN SOSYALİZM, YAŞASIN ERMENİSTAN”

VII. Kongre’de aynı zamanda Ermeni katliamlarına hazırlık yapan İttihat önderlerine suikast yapma kararı da alınır. Paramaz’ın başında bulunduğu bir ekip, bu amaçla gizli yollarla İstanbul’a gelir. Paramaz ve yoldaşları bu hazırlık sırasında tutuklanırlar. 16 Temmuz 1914’de gözaltı ve tutuklamalar başlamış olmasına rağmen iddianameleri soykırımın başladığı günlerde, İstanbul’dan Ermeni aydınlarının ölüm yolculuğuna çıkarıldığı 24 Nisan’dan beş gün önce 19 Nisan’da tamamlandı. Belli ki karar önceden verilmişti. Göstermelik 19 günlük yargılamadan sonra ikisine gıyabında olmak üzere 22 sosyaliste idam kararı verilir. 15 Haziran’da 20’ler idam edilir. Paramaz, ilmik boğazındayken gür bir sesle “Yaşasın sosyalizm yaşasın Ermenistan” sloganını haykırarak ölümsüzlüğe yürür.

Paramaz’ın “Yaşasın sosyalizm” haykırışı, o günden günümüze yankılanmaya devam ediyor.

Kaynaklar

1-Anaide Ter Minassian- Ermeni Devrimi Hareketinde Milliyetçilik ve Sosyalizm 1887-1912

2-Age.

3-Kadir Akın- Ermeni Devrimci Paramaz

* Atılım Gazetesi’nin 12 Haziran 2015 tarihli 177. sayısında yayımlanmıştır.

Yorum yapabilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız gerekmektedir. Giriş

Yayın tarihi: 18 Haziran 2015, Perşembe 13:19
Kategoriler: Atılım Dosya, Haberler, Politika