Savaşa karşı demokratik birlik

Savaşa karşı demokratik birlik

EMİN ORHAN –

Erdoğan’ın Tel Abyad’ın YPG’nin eline geçmesinden sonra “Suriye’nin kuzeyinde bir devlet oluşumuna izin vermeyiz”, “Bizim için DEAŞ’la PYD aynıdır” diye buyurmasının ardından Rojava sınırına tank, zırhlı araç ve özel savaş birlikleri sevk edildi. Suriye’de yaşayan Türkmenlerin tehlikede olduğu yalanını yayarak MİT eliyle “Türkmen Tugayları” örgütlendi. Devlet açıkçası DAİŞ’i gösterip PYD’yi vurma, Rojava devrimini ortadan kaldırma hesapları içerisindedir. Saatler süren MGK’nın yanı sıra Özel Güvenlik Zirvesi ve Bakanlar Kurulu toplantıları sık aralıklarla yapılmaya başlandı. Suriye sınırı neredeyse işgale hazır bir biçimde yığınak yapılıyor. AKP iktidarı seçimlerden önce de “Kürt sorunu yoktur” diyerek savaşa göre konum alacağının mesajını vermişti.

7 Haziran seçimlerinde oylarında düşüş yaşanmasaydı, HDP barajı geçmeseydi, AKP’nin hesabı, demokrasi güçlerine saldırıyla birlikte savaşa hemen başlamaktı. Fakat HDP’nin barajı geçmesi, saraydaki Sultan’ın hesabını bozdu.

Saray, “içte ve dış”ta savaş pozisyonuna göre konumlanıyor. Rejim krizine bir de hükümet krizi eklenmiştir ve iki sorun birbiriyle sarmaş dolaş AKP iktidarının ayağına vurulan pranga gibidir. Bundan kurtulma çabaları, onun ayağındaki prangaların daha da sıkışmasından başka bir sonuç vermeyecektir. Erdoğan’ın seçimlerde ortaya çıkan demokratik ve özgürlükçü iradeyi hazmedemediği ortadadır. Koalisyon tartışmaları ve savaş hazırlıkları iç içe geçirilmiş durumda. Savaş hükümeti kurma arayış ve eğilimleriyle Ortadoğu cangılına ayak basma çığırtkanlığı at başı sürdürülüyor. AKP ve devlet tüm kuvvetlerini içte ve dışta savaş pozisyonuna göre örgütlemektedir. Esasında halk ve özgürlük düşmanı MHP öteden beri iç savaş aygıtı olarak örgütlenmektedir.

Saray’dakinin “hemen yeniden seçim” gibi üst perdeden vaazları ile MHP’nin erken seçim hesapları ve Kürt özgürlük hareketine yönelik düşmanlığı örtüşmektedir. Liberallerin MHP’nin kirli, kanlı ellerini temize çıkarma ve “demokrasi” istediği yalanlarını boşa çıkarmıştır. Dün olduğu gibi bugün de kanla beslenmektedir.

Hesap ortadadır. Olası bir erken seçime içte ve dışta savaş çığırtkanlığı ile girmek, Türk halk kitleleri arasında epey geriye düşen ırkçı ve şoven eğilimleri canlı tutmak istiyorlar. Irkçılık ve şovenizmin en pespaye kirini demokrasi istemi içerisindeki kitlelerin üzerine boca etmeyi temel bir marifet olarak görüyorlar. Bu yolla özgürlük ve demokrasi güçlerinin 7 Haziran seçimlerinde elde ettiği kazanımları baskı altına alarak hareketsiz bırakmaya, kazanımları ortadan kaldırmaya çalışıyorlar. Halkın demokratik istemlerini baskılayarak rejim krizine de bir çözüm bulacaklarını hesaplıyorlar. Bu tutar mı? Elbette ki tutmaz. Suriye’ye yönelik askeri saldırganlığa eşlik eden iç savaş tamtamları onların aynı zamanda çıkmazlarıdır. Irkçılığın yelkenlerini şişirerek olası bir Suriye’ye müdahaleye hazır hale getirilmesi ve savaşa meşruiyet kazandırma çabaları, Ortadoğu’da savaş bataklığına dün kısmi gizli bugün aleni olarak girme isteğini açığa vuruyor. Bugün Suriye’ye doğrudan giremiyorsa, bölge ve uluslararası dengeler elvermediği içindir. Fakat daha önemlisi, 7 Haziran seçimlerinde özgürlük ve demokrasi güçlerinin etki alanının genişlemesi ve gelişen demokratik birliğinin varlığı buna engel oluşturmaktadır.

Savaş baronları halklarımızın eşitlik, kardeşlik ve bir arada yaşama isteğini baltalamak istiyorlar. Hedefte olan, halklarımızın özgürce yaşam ve “Büyük İnsanlık” isteğidir. Dolayısıyla AKP ve devletin Suriye’ye müdahale hazırlıklarına karşı barış için mücadele ekseninde en geniş birliği için yürütülen çabalar değerli ve anlamlıdır. Geçtiğimiz günlerde İstanbul’da toplanan kurum temsilcilerinin Suriye’ye müdahaleye ve savaşa karşı bir araya gelmesini bu değerli adımın bir parçası olarak görmek gerekir. Savaşa Karşı Barış Bloku olarak birleşen güçler AKP’nin Suriye’ye yönelik saldırganlığını durdurabilir. AKP’nin savaş emellerini boşa çıkarmak için elbette bir mücadele programı çıkararak halklarımızın barış ve kardeşlik isteğini savaş baronlarının karşısına dikebilir.

Ortadoğu’daki ateş çemberinin içine doğru çekilmeyi halklarımız, MHP ve AKP’nin savaş çığırtkanlığı ile yeniden inisiyatif alma, zaten güdük kazanılmış hakları ortadan kaldırma çabalarını birleşik mücadele yoluyla boşa çıkarabilir. AKP’nin halklarımızın demokrasi, politik özgürlükler ve barış iradesini kırma çabalarını demokratik barış iradesini güçlendirerek boşa çıkarabiliriz ve savaş istek ve iradesini de buradan kırabiliriz.

Hemen yapılabilecek olan, savaş planlarını sokakta bozmaktır. Bunun için de halkın gelişmeler karşısında aydınlatılması, örgütlenmesi gerekir. Merkezi olarak oluşan barış blokunun yerel ayaklarının inşa edilmesi, üretim, hizmet ve yaşam alanlarında örgütlenmesi barış iradesini güçlendirecektir. Bu nedenle başta sosyalistler olmak üzere HDK-HDP her yere yayılan bir demokratik barış cephesinin oluşumuna ön ayak olmalıdırlar. Savaşa dur demek için savaş iradesini geliştiren iktidara karşı barış iradesinin her yerde büyütülmesi, özgürlük güçlerinin başarması gereken güncel bir görevdir.

* Atılım Gazetesi’nin 10 Temmuz 2015 tarihli 181. sayısında yayımlanmıştır.

Yorum yapabilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız gerekmektedir. Giriş

Yayın tarihi: 10 Temmuz 2015, Cuma 17:44
Kategoriler: Büyüteç, Haberler, Politika