Işığımıza Yoldaş Olmak…

Işığımıza Yoldaş Olmak…

MUSTAFA ÖNER-

“Sınırlamalardan kurtuluş, insanın zorunluluk dünyasından özgürlük dünyasına sıçramış insanın ufku benzersiz olacaktır. Gündelik hayatı, devrimcileştirme kavgası biraz da yeni insanı yaratma kavgasıdır. Niteliği yükselmiş insanın kavgası da yüksek olacaktır. Ve işte o zaman düşlerimiz olay yaratacaktır.”

Işık yoldaşı, yazılarının içeriğini anlamakla, ondan hakkıyla öğrenmekle, profilini çizdiği devrimciliğin özelliklerine göre şekillenmekle ancak gerçek anlamda tanıyabiliriz. Işık’ımıza onu yaşama tutkuyla bağlayan ideolojiyi örgütlü-kolektif yaşama olan bağlılıktaki ısrarı bilince çıkartmakla, bilinçle eylemi birleştirmekle yoldaş olunur/olabiliriz. Yoldaşın ideolojik donanımla, yenilenmeyle, devrimci şekillenmedeki ısrarını bilince çıkardığımız sürece, duygularımız, acılarımız, sevinçlerimiz ve paylaşımlarımız asıl o zaman Ortakça’nın havuzunda buluşup yoldaşlaşabilir.

İdeoloji, direniş ruhunu ve devrimci ütopyayı mutlu düşleri besleyen temel faktördür her zaman…” “Sınıfın ideolojisine, yani Marksizim-Leninizm’e sarılmak yalnız bir seçim değil, insansal ve etik değerlerin korunması açısından yaşamsal görünüyor.”

Işık’la yoldaş olmanın yolunu; sözden öteye geçerek yaşamından, üretkenliğinden ve güçlü yoldaş sevgisinden öğrenerek döşeyebiliriz. Kendisi yoldaş devrimciliğin, ortaklaşmanın içeriğine, ölçülerine sürekli vurgu yapar. Dikkatimizi buralara yönlendirir. Çünkü oldukça önemser bunları. Gerçek manada yoldaşlaşmanın, ikili ilişkilerde, kolektif yaşamda ve karşılıklı değerler üretiminin aralıksız devrimcileşmekten geçtiğine inanır.

IŞIK İÇİN İÇ TUTARLILIK VAZGEÇİLMEZDİR

Anlatım ve yazım tarzında yoldaş gayet net ve anlaşılırdır. Sözlerinde, eleştirilerinde, uyarı ve önerilerinde muğlaklıklar, anlaşılmazlıklar görülmez. Dolayımsız bir yazım-anlatım dilinin olduğunu yazılarından çıkartmak zor değil. Işık yoldaş işlerini ciddiye alır. Az-çok, büyük-küçük, zor-kolay ayrımı yapmaz. Üretken olmanın planlı, disiplinli çalışmaktan geçtiği konusunda gayet nettir. Devrimci yaşamda iç tutarlılığı, devrimciliğin vazgeçilmezlerinden sayar. İlke ile esnekliği, ideolojik duruşla kapsayıcı davranışı birleştirir. Yıkıp yeniyi kurmada, tökezleyene, zorlanana el vermede emekçi, yapıcı tarz esastır yoldaşta.

Değerlendirme ve eleştirilerinde, ideolojik mücadelede tavizsiz davranmayı her daim esas alır. Ancak türkü söyler gibi, şiir okur gibi, akıcı, sürükleyici, etkileyicidir üslupta. Duygularımıza, düşüncelerimize, yüreklere dokunur her bir sözü, içimize işler, sarsar bizleri. Düşlerimizi büyütürken içimizdeki çocuğun ise hep çocuk kalması için uğraşır.

İdeolojik önder Işık’mız her kelimesinde yaptığı önerileriyle devrimcileri düşünmeye, sorgulayıcı olmaya, eleştirel bakmaya yönlendirir. Kendine sınırlar, statükolar çizen, yerleşik yaşamdan kopamamaya, evcil yaşamcılığa, bu yaklaşım ve anlayışlara tahammülsüzdür. Eleştirinin ideolojik mücadelenin merkezine oturtur bunları. Anlamayı, tanımayı, merak etmeyi, bilimsel kuşkuculuğu, araştırıcı olmayı oldukça önemser. “Bilmeyen istemez, merak etmez, istemeyen sormaz, öğrenmez” der ve edilgen, tembel tarzın üzerinde sürekli durur.

‘ESKİYİ YIKMADAN YENİYİ KURAMAZSIN’

İnsanı kendisiyle yüzleşmeye, hesaplaşmaya teşvik eder. Yol yordam göstermekten, önermekten imtina etmez. “Eskiyi yıkmadan yeniyi kuramazsın” derken kışkırtır bizleri. Harekete geçmemizi tetikler. Düşüncelerimizde değişimin, dönüşümün fitilini ateşler. Işık’ımız devrimci olmayana, geri, etkisiz, sorunlu olan özelliklere ideolojik saldırılar yaparken bizleri de saldırtır, bu sorunlu devrimci olmayan yanlarımıza. Rahatına düşkünlüğe, kendiliğindenci tarzı, zaman öldürücü, sorumluluk bilinci geri-zayıf yaşama, gerekçeler manzumesini kendini kalkan eden anlayış ve davranışlara karşı amasız, müsamahasız ideolojik mücadele yürütmeyi daima kendine görev edinmiştir.

Devrimcileştiğimiz kadar düzenden kopuşu gerçekleştirebileceğimizi, bunu da ancak programlı ve örgütlü bir yaşamla mücadele ile başarılabileceğini her defasında altını çizer.

Bilimsel sosyalist teoriyi Işık yoldaş, Marks’ın Onbirinci Tezi’ni baz alarak geliştirmeyi, uygulamayı kendine yöntem edinmiş ve önermiştir. Hayatın gerçekleriyle dünyayı değiştirme eylemini buluşturmanın mücadelesini verirken Marksist yöntemi kılavuz edinmenin gerekliliğinde ısrarcıdır. Duygu-bilinç, düşünce-eylem arasındaki bütünlüğün kurulmasını, tutarlı devrimcilik açısından olmazsa olmaz sayar. Aksi durumda bunlar arasındaki uyumsuzluk insanda, devrimcilerde iç tutarsızlığı geliştirir. Kişilik parçalanmasına yol açar. Duyguların yoldaşlaşmasını zedeler. İlişkilerdeki ve kolektif yaşamdaki yabancılaşmaların, yalnızlaşmaların ise buralardan beslenip geliştiğinin çözümünü yapar. Bunlar arasındaki diyalektik ilişkiyi-etkileşimi bilimsel, ustaca kullanır.

ÖRGÜTLÜ FAALİYET ZORUNLULUKTUR

Marksist Leninist komünistlerin ideoloji önderi Işık’ımız; kapitalizme karşı ideolojik ve politik karşı duruşta, onu yıkma mücadelesinde, örgütlü faaliyeti zorunlu olarak görür. Bu zorunluluğun bilince çıkarılması için ısrarla önermeler yapar, uyarır. Ön açıcı olmayı, yol göstermeyi görev edinir kendine. Neoliberal politikaların sahiplerinin ideologların, kapitalizmin çöplüğünde beslenen, kalemini satmışların, sivil toplumcu burjuva liberal çevrelerin görüşlerine karşı ideolojik mücadeleyi oldukça önemser, ciddiye alınmasını önerir, mücadele yürütür. Devrimciliğe, örgütlü mücadeleye karşı politik duyarlılığın sürekli canlı tutulması gerekliliğinin kaçınılmaz olduğunu belirtir. Ek olarak, ideolojik donanımı sürekli artırmayı, her fırsatta teorik, ideolojik, örgütsel ve politik olarak bu konularla ilgili kaynaklar önerir, tartışmalar yürütür.

Işık Kutlu yoldaş, örgütlü-partili olmada/yaşamada, mücadelede ısrarlı olduğu kadar grupçuluğa, grup kompleksine, psikolojisine ve bu konularda görülen tipik reflekslere karşı da amansız ideolojik mücadele yürütür. Bu bakımdan gelişkin bir yetkinliğe, olgunluğa ve kapsayıcılığa sahip komünist bir önderdir. Bu nedenledir ki yazıları parçası olduğu kolektifi de aşarak tüm devrimcileri kapsar, onların ihtiyaçlarını da içerir. Okuyucu kitlesinden hemen her devrimci, sosyalist, aydın, yurtsever yazılarını sabırsızlıkla bekler, ilgiyle okur, eğitimlerde referans alırdı.

O yeni insanın, devrimin gerçekleşmesi-sosyalizmin inşası için mutlaka yaratılması gerektiğini yazılarında sürekli vurguladı. Sosyalizmin zaferi için ekonomik inşa ile ideolojik inşanın birbirini tamamlamasının gerekliliğine dikkatleri yöneltti. Bu konularda Che ile bütünleşti. Che’nin de bu konulara ilişkin düşüncelerini-görüşlerini bizlere taşıyarak ön açıcı oldu.

DÜŞMANA İNAT YAŞAMAK

Yoldaşta; düşmana, kapitalizme inat yaşama aşkla bağlanma tutkusu güçlüdür. Dirençli, üretken, azimli, disiplinli yaşamak, onda gelişkin bir özelliktir. İnadına yaşamak, inadına devrimcilik bilinci vurulma sonrasında geçirdiği sorgu süreci ve ameliyat masasında daha fazla gelişip güçlenmiştir.

Yatağında, başına üşüşen düşmanlarının sabırsızlıkla bir an önce ölmesini beklediklerini görür. O anda sınıf düşmanlığına karşı “Yaşamak direnmektir yangın yüreklim” diyerek, “ölüme karşı direnmeliyim”e ilişkin duygularını; “…Ameliyat yapan doktorlar durumu umutsuz buluyorlar belli. Ama o sabah bir bahar dalı gelmiş tutsaklardan. Ne yapıp edip ulaştırmışlar bahar dalını bana. Göğsüme koymuşlar onu. Bu dal hayat demek o anda, yoldaşlık, sevgi, dayanışma, kavga… Düşlere dair ne varsa o dalda ‘ne inanç bunlarınki’ diyor gelip geçen görevliler. Ben düşlerime nefes almaya çalışıyorum, dudaklarımın kenarında usul bir gülümseme, yaşamın direnmek olduğuna dehşetli inanmak…” bu satırlarla anlatır.

Ölümü sabırsızlıkla bekleyen sorgucuları hayal kırıklığına düşürmeyi, o koşullarda devrimci bir görevin yerine getirilmesi, tamamlanması olarak görür. Bu görevi yerine getirerek sorgucuları inlerinde yenmeyi başarmaya kurar düşleriyle birlikte. Fiziksel tepkilerini “…Biliyordu her yeni gün yeni bir başlangıçtır bir devrimci için. Ve yeni başlangıçlara inandıkça yaşar insan, ölmek umut etmekten vazgeçmektir, savaştan vazgeçmek…”

Yazılarında da görürüz. Üstteki satırlarında konuya başka bir boyut kazandırır. Işık yoldaş, ölümü darlaştırarak fiziksel alana sıkıştıran anlayışları da eleştirir. Alıntı da da görüleceği üzere; “Yaşayan kim ölen kim!” düsturundan yola çıkarak bir devrimcinin ölümüne ilişkin ideolojik boyuta da dikkat çekerek açıklık kazandırır. İdeolojik çözülmeyle, umudun tükenişiyle, kapitalist düzene yeniden eklenenleri asıl ölenler, ideolojik olarak intihar edenler kategorisine koyar. Böylece devrimcilerin ölümle yaşamları arasındaki farklılığı gösterir bizlere. Son soluğa dek dolu dolu devrimci yaşayanlar gelişkin özelliklerini, birikimlerini ve yazınsal ürünlerini devamcılarına bıraktıkları, kuşaktan kuşağa aktardıkları için ölümsüzleşirler. Mücadele alanlarında, cephelerinde yaşamaya devam ederler.

IŞIK ‘BEN’ ESARETİNDEN KURTULMAYA ÇAĞIRIR

Işık yoldaşın yazım, tartışma ve düşüncelerinde de görürüz; kendine öğretmen rolü biçmez, karşısındakine de öğrenci… O daima sorgulamayı, eleştirel bakmaya, anlamaya, öğrenmeye çalışmayı önerir. Yeni insanın nasıl yetişeceğini, yetiştirileceğinin gerekli olan malzemelerini tarif eder. Duyguların, düşüncelerin, iç dünyalarımızın paylaşılması gerektiğini önemser, önerir. Bürokratizmin, üstenci, gösterişçi ilişki biçimleri eleştirilerinin devrimci şiddetinde nasibini daima almıştır. Bizleri, insanın insanlaşması için “ben”lerimizi öldürüp “ben”in esaretinden kurtulmaya, özgürleşmeye-öznelleşmeye çağırır, teşvik eder. Bu konulara ilişkin yöntem önerir, yürünecek yolu gösterir. Gerisi sizlerin isteğine, kararlığına, ısrarına kalmış, çalışın, çabalayın, emek verin, sorgulayın yolunuzu siz bulun der. Bu önermeleri ve yol göstericiliğiyle, her şeyi başkalarından bekleyip, hazırcılığa, okuma tembelliğine, edilgenliğe kapılmamak gerektiğini belirtir.

Devrimciğe ilk adımı “ben”den bize bireysel yaşamdan kolektif yaşama geçişi önemser. Özellikle genç kadın ve erkeklerin saflara akışından, onlarla söyleşiler, sohbetler yapmaktan müthiş heyecan duyar, mutlu olur. Düzenden kopuşun ilk adımı olan kolektif yaşamla, davranışla, ruhla, kültürle şekillenmeyi oldukça önemser. Bütünleşmede yaşamsal görür.

Anlatımları, önerileri, uyarıları yalın olduğu kadar keskindir. Ama bir o kadar da akıcı, etkileyici ve sarsıcı, düşünmeye, sorgulamaya teşvik edici bir dili, tarzı vardır yoldaşın. Yazı dili, önerileri, anlatımları, Edip Cansever’den aktardığı şiirin tadında, kıvamındadır, “Bana bir türkü öğretsen/ Ayın aydınlığında söylesem/ Gecenin karanlığında söylesem/ Yağmur yağınca söylesem/ Toprak uyanınca söylesem/ Bana bir türkü öğretsen.”

Yazılarının dili gibi içeriği de bu şiir gibi ezgi tadında. Okudukça bizleri alıp götürür bulunduğumuz noktadan. Sarmalar, içimize, düşüncelerimize işler. Düşlerimizi tazelememize, büyütmemize yardımcı, destek olur, ön açar. Kalıplaşmış, donuklaşmış düşüncelerimizden sıyrılıp kurtulmamızı, enerjik düşünmemizi sağlar. Dili üslubu eskiyi yıkmada, burjuva ideolojisinin yaşam biçiminin etkilerine karşı ideolojik mücadelede amansız, tavizsizdir. Yeniye sarılma, inşa etme söz konusu olduğunda ise yapıcı, sarmalayıcı, özenli, kapsayıcı, yoldaşçadır. Çünkü O, bunlar olmadan aynı kolektif içerisinde birlikte olmayı yetersiz görür. “Acıda bir olmak, sevinçte çoğalmaktır. Yoldaşlık basit bir politik ortaklık olarak görülmemelidir asla. Yoldaşlığı yalnızca politik ortaklık olarak yaşamak, düşünceyi, duyguda ve paylaşımda ortaklık olarak pratiğe geçirmemek, devrimciler arasında kapitalist yabancılaşmanın en bariz göstergesidir” dediği zaman da devrimciliğin, yoldaşlaşmanın anlam ve içeriğini zenginleştirerek geliştirip güçlendirir. Devrimci romantizm olmadan, salt ideolojik birlikle, üretken güçlü yoldaş devrimciliğin olamayacağını yazılarında işler.

Karşılıklı etkileşim içerisinde birbirini geliştiren özelliklerden bazılarının olmaması durumunda diğer özelliklerin de bir anlamının kalmayabileceğini, “Dürüst, çalışkan, yetenekli ve güven verici olmak bir devrimci için olmazsa olmaz özelliklerdir kuşkusuz. Ancak bu yetmez. Mesafeli ve mekanik bir tarz iletişimsizliği beslediğinde bu özellikler pekala anlamsızlaşabilir” sözleriyle dile getirir. Olgunlaşmış devrimci kişilik, nitelik özellikleri gelişkin yeni insanın ancak bu şekilde (kapitalizmin kuşatması altında proleterya diktaörlüğü, inşa sürecinde de) yaratılabileceğini söylerken bizleri de uyarır.

Devrimcilerin yetenekleri ölçüsünde, özelliklerinin birbirini geliştirecek, tamamlayacak şekilde bütünlük oluşturması için değişim ve gelişmeyi kendinden başlatmayı da önemli ve belirleyici görür. “Herkes değişmekten, değiştirmekten söz eder. Ama önce kimse kendinden başlamayı düşünemez”e atıf yapar. Değişimi, dönüşümü, yenilenmeyi gerçekleştirmek için sorgulamayı, yüzleşmeyi, hesaplaşmayı her devrimcinin önce kendisinden başlatmasını bir tarz haline getirmek demek, çok önemli bir özelliğin daha kazanılmış olmasıdır. Kendinden başlamanın neden bu kadar, çok önemli olduğunu; “Devrimcinin işi bulunduğu duruma hücumsa, mızrağın sivri ucunu önce kendine yöneltmelidir”, bir başka yerde, “Devrim yapmak düzeni önce kendi içinde yok etmekten geçiyor” cümlesiyle vurgular.

Işık yoldaş yazdığı, konuştuğu süreci devrimcilerin, emekçi, mütevazi olmaları üzerinde titizlikle durur. Aynı şekilde çalışkan, yaratıcı, engel tanımaz fedai ruhuyla öne çıkmayı ‘ilk ben olmalıyım’la ‘ben fedakarlık yaptım’ ayrımını özellikle belirtir. Bu iki kavram içerik olarak birbirinin tam karşıtıdır. Birincisi, kendisinde de içerisinde olduğu insanlığın ve doğanın güven altına alınması, kurtuluşu için devrim ve sosyalizm mücadelesinin zaferi için gerektiğinde yaşamı pahasına mücadeleye kendi cephesinde katkı sunacak üzerine düşen görevi yerine getirmektir. İkincisi ise “ben”den, bireyci göstericilikten beslenen küçük burjuva övünmeciliğinden, egoların tatmininden, vitrine çıkma gösterişliğinden öte bir şey değildir.

Yoldaş ikinci anlayışı şiddetle mahkum eder. ‘Ben yaşamımı her şeyin başkaları için feda ettim, bedel ödedim’ yaklaşımını; umutsuzluğun, devrime, kitlelere bilimsel sosyalizme inançsızlığın ve küçük burjuva ruh halinin dışa vurumudur. Bu yaklaşım alt edilmediği sürece düzene yeniden dönme olasılığı yüksek olduğu gibi kolektif yaşamda ruh ve duygu birliğinden uzaklaşma ve yabancılaşma kaçınılmaz olur.

Işık yoldaş bu tiplere ve anlayışlara karşı eleştirinin devrimci şiddetin, ideolojik mücadeleyi asla esirgemez. “Yapılan iş fedakarlık olarak görüldüğünde, başkaları için savaşıldığı ve yaşandığı düşünüldüğünde ayak sürtme başlamış demektir. Devrimcilik, gündelik uğraşların yanında, insanların vicdanlarını rahatlatmak için yapacakları bir iş değildir. Devrimcilik, tutkuyla bağlanılacak bir yaşam biçimidir. Öyle ki bu işe atılan kişi, onda hayatın anlamını bulsun ve işin dışında başka bir yaşamdan zevk almasın. Devrimin dışında başka bir yaşam onu mutlu etmesin.”

Yoldaşı ideolojik önder yapan, onun partili mücadelede aldığı pozisyon, yaşam ve yeni insanın yaratılmasına ilişkin ideolojik çözümlemeleri, analizleri ve bu konuya ilişkin geliştirdiği görüşlerdir. Işık Kutlu yoldaşın ideolojik önder olarak tanımlanmasının nedenlerini daha iyi bilince çıkartmak için onun yazılarının, ürettiklerinin içeriğini tüm yönleriyle kavramak, özümsemek gerek.

6 yıl oldu uğurlayalı, hala her gün bizimle. Tartışmalarımızda, değerlendirme, eleştiri ve özeleştirilerimizde, kavgamızın her alanında ön açıcılığıyla yardımcı olmaya devam ediyor. Sıkıştığımızda, ihtiyaç duyduğumuzda tam yanı başımızda; önerileriyle, eleştirileriyle, sarsıcı, uyarıcı tarzıyla, yol gösterici yöntemiyle Işık’ımız olma görevini sürdürüyor. Elbet ondan öğrenmeye, onun mücadelesini anlamaya çalışanlara, ona yoldaş olanlara, olma ihtiyacı duyanlara…

6. yılında da anarken yoldaşı, şu sözleriyle bitirelim yazıyı: “Sınırlamalardan kurtuluş, insanın zorunluluk dünyasından özgürlük dünyasına sıçramış insanın ufku benzersiz olacaktır. Gündelik hayatı, devrimcileştirme kavgası biraz da yeni insanı yaratma kavgasıdır. Niteliği yükselmiş insanın kavgası da yüksek olacaktır. Ve işte o zaman düşlerimiz olay yaratacaktır.”

* Atılım Gazetesi’nin 16 Temmuz 2015 tarihli 182. sayısında yayımlanmıştır.

Yorum yapabilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız gerekmektedir. Giriş

Yayın tarihi: 16 Temmuz 2015, Perşembe 14:25
Kategoriler: Atılım Dosya, Haberler, Politika