‘Sevgili gelecek hazırım’

‘Sevgili gelecek hazırım’

SEZİN UÇAR

Yıllardır şiddet gördüğü eşini öldüren Çilem Doğan’ın, adliyeye götürülürken eşini neden öldürdüğüne dair kendisine yöneltilen sorulara verdiği yanıt günlerdir tartışılıyor: “Hep mi kadınlar ölecek, biraz da erkekler ölsün”.

Toplumun bir bölümü tarafından rahatsızlıkla karşılanan, en naif biçimiyle agresif ve rahatsız edici bulunan bu sözler, kadınlar bakımından ise çok yalın bir gerçekliğin ifadesiydi. Gelenek olduğu üzere, hep öldürülen kadınların isyanının en dolaysız dışavurumuydu.

En yakınlarındaki erkek şiddeti nedeniyle yaşamları adeta işkenceye dönmüş birçok kadınla benzer hikayeleri yaşayan Çilem, hem kendi yaşamı hem de tüm hemcinsleri adına bir karar verdi. Yaşayabilmek için kendini yeni bir geleceğe hazırladı.

Bu vesile ile bir süredir daha etkin tartıştığımız; yanı başımızda Rojava’da pratik örneklerinden öğrendiğimiz savunma ve özsavunma hakkının, kadın özgürlük mücadelesinin tüm özneleri bakımından daha ileri bir düzeyde ele alınması gerekliliği açığa çıkmış oldu. Kadına yönelik şiddete karşı geliştirilecek, gittikçe bireysellikten çıkıp toplumsallaşacak savunma ve özsavunmanın tüm biçimlerinin meşruiyetinin yaygınlaşması için mücadele etmek ve bu meşruiyetin kadınlar lehine dönüşecek somut kazanımlara vesile olmasını sağlamak, temel mücadele konularından olacaktır. Ancak bu kazanımların yaşam bulması ile kadına yönelik şiddetin önlenmesi mümkün olabilecektir.

Bugün hem kadın katliamlarını önlemenin hem de kadın özgürlük mücadelesinin tüm alanlarını geliştirmenin yolu; özsavunma hakkını bireysel olarak kullanan kadınlara sahip çıkma, bu kadınlarla dayanışmayı büyütme, eylemlerin meşruiyetini kavratma ve bu meşruiyeti yaygınlaştırma, tüm özsavunma pratiklerini toplumsallaştırma ve özsavunmanın bir hak olarak tanınması için mücadele etmekten geçiyor.

Bu kapsamda bugün özsavunmanın yasal bir hak olarak tanınmasını sağlayabilmek kadınları kendilerine yönelen şiddet ve taciz tehdidi karşısında güçlü kılacaktır. Erkek yargı tarafından kadın katliamlarının neredeyse cezasız kalması, haksız tahrik indirimlerinin toplumsal erkek egemen yargılarla katlanarak uygulanması, erkekleri kadına yönelik şiddet konusunda nasıl cesaretlendiriyorsa, aynı gerçeklikten hareketle özsavunmanın yasalar tarafından tanımlanmış olması, kadınları yaşamın her alanında şiddetle mücadele etme konusunda daha özgüvenli kılacaktır. Bu hakkı sağlayabilmenin yolu da özsavunma pratiklerinin fiili-meşru yollar ile geliştirilmesinden geçmektedir. Nevin Yıldırım ve Çilem Doğan’a gönderilecek dayanışma kartından onların beraat etmesi için çalışmaktan tutalım da toplu taşıma aracındaki tacizciyi cezalandırmaya kadar, özsavunma-savunma tekniklerinin en geniş kadın kitleleri ile paylaşılması amacıyla yapılacak atölye çalışmalarından şiddet uygulayan kişilerin yaratıcı şekillerde teşhirine kadar birçok biçim bu mücadelenin örnekleri olabilir.

Sorunun bir diğer boyutunun daha açıklık kazanması bakımından tekrar etmekte fayda var. Özgecan ile olduğu kadar, Nevin ile Halime ile olduğu kadar Çilem ile aynı duygudaşlık içerisindeyiz. Nasıl Özgecan’ın yerinde biz olabilirdik diyorsak aynı açık yüreklilikle söylüyoruz; Çilem’in yerinde de biz olabilirdik. Kadınları “namuslu-namussuz” gibi ayrımlarla kategorize etmeye çalışan ikiyüzlü ahlak anlayışına nasıl karşı çıktıysak, “mağdur-katil” gibi ayrımlar yaparak kadınları hep mağdur olarak gören-görmek isteyen ve kaderlerini değiştirmek isteyen kadınların isyanını mahkûm etmeye çalışan zihniyete de karşı çıkıyoruz.

Yalvaç’da kendisi ile dayanışmak için karar duruşmasına gelen ancak adliyeye alınmayan kadınlara ring aracından tebessüm eden Nevin de; çektiği eziyeti sonlandıracak, kendisine yeni bir yaşamın kapısını aralayan eylemi gerçekleştirdiğini üzerindeki kıyafette yazılan söz ile tüm dünyaya duyuran Çilem de mücadelemizin temel simgelerinden olacak.

Kadınlarla birlikte isyan dolu yeni geleceklere hazırız.

* Atılım Gazetesi’nin 16 Temmuz 2015 tarihli 182. sayısında yayımlanmıştır.

Yorum yapabilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız gerekmektedir. Giriş

Yayın tarihi: 16 Temmuz 2015, Perşembe 11:38
Kategoriler: Haberler, Kadın, Makaleler, Politika, Serbest Kürsü