KGÖ Merkez Komitesi: ’33’lerin hesabı mutlaka sorulacak’

KGÖ Merkez Komitesi: ’33’lerin hesabı mutlaka sorulacak’

Suruç katliamına ilişkin bir açıklama yayımlayan Komünist Gençlik Örgütü (KGÖ) Merkez Komitesi, katliamda KGÖ üye ve yöneticilerinin de şehit düştüğünü açıkladı. “33’lerin hesabı mutlaka sorulacak” diyen KGÖ, gençliğe, Suruç şehitlerinin devrettiği bayrağı daha yukarı taşıma çağrısı yaptı.

HABER MERKEZİ- MLKP’ye bağlı Komünist Gençlik Örgütü (KGÖ) Merkez Komitesi, Kobane’nin yeniden inşası için gittikleri Suruç’ta katledilen 33 devrimciye ilişkin açıklama yayımladı.

“Suruç (Pirsus) Şehitleri Ölümsüzdür” başlıklı KGÖ açıklamasında, katliamda hayatını kaybeden genç devrimcilere ilişkin de bilgiler yer aldı.

Suruç katliamının üzerinden bir aydan fazla zaman geçtiğini hatırlatan KGÖ Merkez Komitesi, “Halklarımız 33’lerin kırk yemeklerini vermeye hazırlanıyor. Şehitlerimizin anıları ve acıları daha ilk günkü gibi taptaze. Fakat mücadele azmimiz, kinimiz, öfkemiz ve hesap sorma kararlılığımız da en az ilk an gibi dipdiri” diye belirtti.

‘KATLİAMIN HESABI MAHŞERE KALMAZ’

Katliam saldırısının Suruç’ta bulunan Amara Kültür Merkezi’nde buluşan herkesi katletmeyi hedef aldığını belirten KGÖ MK’sı yaşananlara ilişkin şunları belirtti: “Bu alçakça saldırıda, 33 yoldaşımız şehit düştü. Bu katliam planı sadece Türkiye ve Kürdistan birleşik devrimini hedeflemiyordu, aynı zamanda aklı ve yüreği Ortadoğu devrimiyle atan savaşçı ve militan bir sosyalist kuşağı imha etmek istediler. Eli kanlı AKP iktidarı ve saraylı Erdoğan, 33 şehidimize dönük kendi elleriyle örgütledikleri katliamı bahane edip, DAİŞ’e karşı mücadele adı altında, başta Kürt Özgürlük Hareketi olmak üzere tüm ilerici ve sosyalist güçlere karşı savaş konseptini devreye soktu. Medya Savunma Alanları’na bombalar yağdıran, Kuzey Kürdistan’da sokak ortasında infazları ve soykırım operasyonlarını tekrar başlatan AKP iktidarı, katliamı yaptığını iddia ettiği DAİŞ’e karşı aslında kılını bile kıpırdatmamıştır. Tek başına bu bile katliamın arkasında kimlerin olduğunu göstermektedir. Devrimcilerin yaptığı eylemlerin ardından ilgisiz bütün legal kurumları basan devlet aklı, geçen bunca süreye rağmen katliamla ilgili bir adım yol almamıştır. Üstelik gizlilik kararıyla dosya iyice karartılmaya çalışılmaktadır. Biz bu oyunu daha önce Roboski’de görmüştük, Amed mitingindeki patlamada yaşamıştık. Ama nafile! Hiçbir katliamın hesabı mahşere kalmaz.”

‘GÜNEBAKAN KGÖ MERKEZ KOMİTESİ ÜYESİYDİ’

Üniversiteli, liseli, işçi ve işsiz gençlere seslenen KGÖ Merkez Komitesi, Suruç katliamında KGÖ üye ve yöneticilerinin de şehit düştüğünü açıkladı. Suruç şehidi Cebrail Günebakan’ın KGÖ Merkez Komitesi üyesi olduğu bilgisinin yer aldığı açıklamada, şöyle denildi: “Cebrail Günebakan, yani Cebo’muz, KGÖ’müzün Merkez Komitesi üyesiydi. Aynı zamanda partimiz MLKP’nin üyesiydi. Lise yıllarında devrimci mücadeleyle tanışan Cebo, yaklaşık 2,5 yıl Tekirdağ ve Kandıra hapishanelerinde kaldı. Onu en iyi tarif eden, Che tarzı devrimciliğiydi. Partimiz MLKP’nin KGÖ’müze yaptığı adanmış devrimcilik çağrısına en önde yanıt veren Cebo, aynı zamanda KGÖ’nün gelişen önderlik bilinci ve düzeyinin simgesi oldu. Cebo, KGÖ’müzün ilk Merkez Komitesi şehidi olma onurunu da yaşadı. O artık, tıpkı Özgür ve Güneş yoldaşlar gibi, bir kadro prototipidir genç komünistler ve devrimciler için.”

KGÖ ÜYELERİNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

Suruç şehitleri Büşra Mete, Polen Ünlü, Hatice Ezgi Sadet, Okan Pirinç ve Yunus Emre Şen’in de KGÖ üyeleri arasında olduğu kaydedilen açıklama şöyle devam etti:

“Büşra, lise yıllarından beri mücadelenin içindeydi. Ailesinin bütün geri yanlarına ve gençlik örgütümüzün bütün zor dönemlerine rağmen devrimci mücadeleden geri durmadı. Yoldaşlarına ve partiye bağlılığıyla devrimciliğini üretti.

Polen yoldaş da uzun yıllardır mücadelenin içindeydi. Mücadeleden bir dönem geri düşmesine rağmen, özellikle partimizin içine girmiş olduğu yeni mücadele süreci ve bayraklaşan şehitlerimiz O’nu yeniden ayağa kaldırdı. O’nun bu devrimci tarihi, yeniden ayağa kalkışın da tarihi oldu.

Ezgi yoldaş kısa devrimci tarihine rağmen hızla gelişim kateden bir yoldaştı. Kadın özgürlük mücadelesine beslediği büyük ilgiyle, kadın özgürleşmesinin etkin bir kadrosu olmak istiyordu. Cins bilinçleri yüksek olan her üç kadın yoldaş da, kadın özgürlük mücadelesinin büyütülmesinde büyük emekler sarf ettiler.

Yunus Emre Şen, yani Keke’miz, lise yıllarından beri devrimci mücadelenin içindeydi. O’nu en iyi özetleyen şey, çok yönlü bir devrimci oluşuydu. Bir diğeriyse değişim gücüydü. Erkek egemen sistemin aşıladığı geriliklerle çarpışarak hatalarından öğrenme ve kendisini değiştirme pratiğiydi.

Okan yoldaş da lise yıllarında devrimci mücadeleyle tanıştı. Yeteneğiyle, kararlılığıyla ve kendini ortaya koyuşuyla hızla öne fırladı. İradesini partinin iradesine teslim etti. Genç yaşına rağmen, sorunlara partinin ihtiyaçları toplamından bakmayı bilen yoldaşlardandı Okan.

Aydan Ezgi Şalcı ve Alican Vural KGÖ faaliyeti yürüten yoldaşlarımızdandı. Tüm Pirsus şehitlerini, elbette ki, KGÖ’müzün şehitleri olarak kabul ediyoruz.”

’33’LERİN İDEALİ BİRLEŞİK DEVRİMİ ZAFERE TAŞIMAKTIR’

Gençliğe Suruç şehitlerinin devrettiği bayrağı taşıma çağrısı yapan KGÖ Merkezi Komitesi, “Daha ilk anda, bu katliam saldırısı doğru okundu ve şehitlerimizin cenaze törenleri bir öfke seline dönüştü. Şimdi de şehitlerimizin kırk yemekleri yaklaşıyor. Onları kitlesel ve güçlü biçimde sahiplenmek, bize devrettikleri bayrağı daha yukarı taşımak boynumuzun borcu olmalıdır” diye belirtti. Suruç şehitlerini hayatın her alanında yaşatacaklarına işaret eden KGÖ, “33’leri, adlarını liselere, amfilere, sokaklara ve parklara vererek, adlarına fidanlıklar ve kütüphaneler kurarak, isimlerini yeni doğan çocuklara vererek, her biçimde ölümsüzleştirmeliyiz” çağrısı yaptı.

KGÖ Merkezi Komitesi açıklamasının sonunda şu ifadeler kullanıldı: “33’lerin en büyük ideali olan Türkiye ve Kürdistan birleşik devrimini zafere taşımak, bu amaç etrafında özgürlük ve sosyalizm savaşımımıza katılmak, mücadelemizin bir yerinden omuz vermek onlara en iyi bağlılık biçimimiz olacaktır. Keza Suruç şehitlerimizin izinden Rojava Devrimi’ni ve Kobane Direnişi’ni sahiplenmek, kendi kurtuluşumuzu ve geleceğimizi sahiplenmektir. Çünkü Rojava Devrimi’nin açtığı yoldan yürümek, faşizmden kurtuluşun yolundan yürümektir. And olsun ki, 33’lerin hesabı mutlaka sorulacaktır!”

*Atılım Gazetesi’nin 28 Ağustos 2015 tarihli 188. sayısında yayımlanmıştır.

Yorum yapabilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız gerekmektedir. Giriş

Yayın tarihi: 31 Ağustos 2015, Pazartesi 11:21
Kategoriler: Gençlik, Güncel, Haberler, Politika