Seçim hükümeti ve HDP

Seçim hükümeti ve HDP

AYHAN YENER –

Erken seçim için takvim aşağı yukarı belli oldu. Tüm koalisyon ve hükümet biçimleri üzerine yürütülen tartışmalar tüketildi ve sonunda 1 Kasım olarak belirlenen seçime, anayasal zorunluluk olan seçim hükümeti ile gidilecek. Peki, seçim hükümetinde kimler yer alacak?

Anayasa’da, TBMM’de temsil edilen tüm partilerin oy oranlarına göre hükümette yer alabilecekleri, kabul etmeyenlerin yerine hükümeti kurmakla görevlendirilen geçici başbakanın dışarıdan veya içeriden atamalar yaparak hükümeti kuracağı ifadesi var. Yani, Davutoğlu’nun ‘Ben istediğim kişiyi hükümete alırım’ efelenmesi boşuna değil. Anayasa’da yeri var! CHP ve MHP seçim hükümetinde yer almayacaklarını ilan etti. Ama 23 Ağustos’ta yani koalisyon hükümetinin kurulma süresinin sona erdiği koşullar altında beyan ettikleri bu tutum, Erdoğan’ın Davutoğlu’na resmen seçim hükümeti kurma görevi verdiği andan itibaren değişebilir.

Nitekim MHP, HDP’nin herhangi bir hükümet ve koalisyon içinde yer almaması için elinden geleni yapmaya kendini vakfettiği için HDP’li bir formülasyonda tavrını yine aynı şekilde belirleyecektir. CHP ise duruma göre tavır belirleme gibi politikayı esas alıyor.

Şimdiye kadar halka karşı sorumluluk adına en tutarlı politikayı sergileyen HDP’nin, seçim hükümetinden imtina etmesi bu tutarlılığa gölge düşürürdü, o nedenle ‘yer alacağız’ demesi normaldir. Bu bir yana HDP’nin seçim hükümetinde yer almasına Meclis’teki bütün partiler karşı çıkıyor. Bu karşı çıkışın nedeni, HDP’yi PKK ile eşitleyen ve PKK’yi hükümete taşıdığına inanan bir anlayıştır.

HDP’nin öyle veya böyle hükümette yer alması, AKP’nin şimdiye kadar işlediği suçların da seçime kadar olan süre içinde yapacağı işlerde de teşhir edilmesi, tek başına karar alma yetkisinin bir ölçüde bile olsa elinden alınması bakımından önemlidir. Bunun bilincinde olan AKP, normal süresi 2 Ekim’de dolacak olan TSK’ya, Suriye ve Irak’a sınır ötesi harekât izni veren tezkereyi hükümet kurulmadan bakanlar kuruluna onaylatarak Meclis’e sundu. Aksi takdirde hükümette yer alacak HDP’li bakanların bu tezkereye onay vermemesi durumunda tezkere meclise gelemeyecek, hatta tamamen rafa kalkacaktı. Bunu açıkça itiraf ediyorlar. Hükümetin süresinin dolmasına bir gün kala Meclis’e sunulan tezkerenin tek amacının HDP’nin engel olacağını düşündükleri için olduğunu kendileri dillendiriyor. AKP, seçimi kaybettiği ve koalisyon kuramadığı halde geçici hükümet döneminde yaptığı icraatlarla, başlattığı savaşla süreci tek parti iktidarı gibi işletti. Seçim hükümetinin de aynı şekilde olmaması için sadece HDP değil, CHP’nin de yer alması halkların çıkarına olacaktır.

HDP’nin seçim hükümetinde yer alması, HDP’yi her türlü koalisyon seçeneğinin dışında bırakan ve iktidarı diğer üç parti üzerinden kurgulayan devlet aklına, bir çomak sokulmuş olacaktır. İcracı bir hükümet olmayacak, ama son iki aylık sürece bakıldığında AKP’nin icracı olmayan bir hükümetle neler yaptığı ortadadır. Erdoğan’ın Azrail’den korkar gibi korktuğu HDP’li bir hükümetle iyice alerji olacağını varsayabiliriz. Nitekim Erdoğan’ın HDP’den gelen bakanları veto etme olasılığı da vardır.

HDP içinden gelebilecek itirazları ya da HDP’yi köşeye sıkıştırmak için sırada bekleyen kesimlerden gelecek “eleştirileri” şimdiden tahmin etmek zor değil. Anlaşılır bir durum. Nitekim Erdoğan’ı başkan, AKP’yi iktidar yaptırmayan HDP’nin şimdi kalkıp AKP ile koalisyon kurduğunu düşünerek eleştiri yağmuruna tutacaklar çıkacaktır.

Bazı olguları tüm gerçekliğiyle ortaya koymak gerekir. Birincisi; bu hükümet koalisyon değil, anayasal zorunluluk olan seçim hükümeti. İkincisi; savaşın ve ölümlerin bu kadar yoğunlaştığı bir dönemde AKP’yi tek başına karar almaktan uzaklaştırmak önemlidir. Üçüncüsü; AKP iktidarının bugüne kadar halka karşı yaptığı ve yapacağı işlerin teşhiri ve engellenmesi gerekir. HDP bunu yapabilir. Dördüncüsü; 1 Kasım seçimlerine giderken alınacak kararlar ve uygulanacak prosedüre HDP’nin müdahil olması, seçimin bizim bakımımızdan güvenliği konusunda kayda değerdir.

Bütün çekincelere ve risklere rağmen HDP’nin seçim hükümetinde yer alması, AKP’nin ve Erdoğan’ın hesaplarını alt üst edecektir. Her türlü spekülasyondan uzak, erken seçime AKP’nin tek başına sürdürdüğü iktidarı ile gidilmesini engellemek, HDP’nin halklar nezdindeki ciddiyetini güçlendirecektir. HDP’nin bir biçimde seçim hükümetinde yer alması engellenmeye çalışılacaktır. Bu durumda da haklılıktan alınan güçle propaganda yürütülebilir. HDP’nin tüm süreç boyunca gösterdiği ciddi ve tutarlı tavrı bu noktada daha da dikkate değer olacaktır. Meşru olmayan iktidar ve meşru olmayan Cumhurbaşkanı’nın HDP’ye koyacağı ipotek karşısında gayet meşru platformda mücadele etme olanağı verecektir.

Halklarımız savaşı kimin çıkardığını ve ölümlerden kimin sorumlu olduğunu görüyor, aynı şekilde HDP’ye yönelik yapılacak her türlü engelleme ve baraj altına itme hamlelerinin de haksızlık ve diktatörlüğün baskı ve zor rejiminin ürünü olduğunu görecektir. Her bakımdan haklı ve meşru olan HDP’nin halklarımız tarafından daha fazla sahiplenmesini getirecektir. Seçim hükümeti içinde yer almak şart değil, içinde veya dışında mücadele yürütülecek hat bellidir. HDP’yi iktidara taşımak, Erdoğan’ı başkan yaptırmamak.

*Atılım Gazetesi’nin 28 Ağustos 2015 tarihli 188. sayısında yayımlanmıştır.

Yorum yapabilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız gerekmektedir. Giriş

Yayın tarihi: 31 Ağustos 2015, Pazartesi 10:23
Kategoriler: Haberler, Politika, Rota