Barışı da seçimi de biz kazanacağız

Barışı da seçimi de biz kazanacağız

FADİME ÇELEBİ-

7 Haziran sonrası büyük bir yenilgi alan AKP, hezimetinin ardından tüm toplumsal dinamiklere intikam savaşı başlattı. Sarayın sahibi Erdoğan, başkan olamayışının hiddetiyle, başta Kürt halkına ve ezilen halklara savaş açtı.

Kürt sorununun adil, onurlu, demokratik barış ekseninde çözümü için mücadele eden Kürt halkı, sömürgeciliğin savaşta ısrarına özyönetim ilanları ve direnişlerle yanıt verdi.

Halkın onurlu ve meşru direnişi karşısında devlet, bir çok bölgede olağanüstü hal uygulaması, köy yakma ve boşaltmaları, kitle gösterilerine azgınca saldırılar, özgürlük savaşçısı kadınların bedenlerine işkence edilmesi, 90’lı yılların kirli savaş konseptini hatırlatmakta.

Saldırılar 90’lı yılların kirli savaş konseptini hatırlatıyor hatırlatmasına ancak, o zamandan bu yana çok daha güçlü bir örgütlülük düzeyine kavuşan Kürt halkı, AKP ve Saray efendisine kan ve katliam politikasına karşı inadına özgürlük inadına kardeşlik inadına barış mesajını hayatın her alanında somut eylem pratiğiyle veriyor.

30 yıldır Türkiye ve Kürdistan’da halklar, büyük acılar ve yıkımlar yaşadı. Tüm bu yıkımların arasında barış tüm halkların ortak duygusu oldu. Bu duygu bugün çok daha somutlanmış ve koşulları da oluşmuş durumda. Çatışmalarda hayatlarını kaybeden asker ailelerinin savaş karşıtı söylemleri ve cenaze törenlerindeki tepkiler giderek artıyor.

Böyle bir tablo içinde, 7 Haziran’da ortaya çıkan halk iradesi gasp edilerek ilan edilen bir sürece giriyoruz. İç savaş koşullarında yapılacak seçimde, AKP’nin her türlü seçim hilesine başvuracağı şimdiden belli. HDP’yi baraj altında bırakmanın tüm hesap ve planlarının yapıldığı gün gibi ortada. Sarayın efendisi Erdoğan her konuşmasında bunu açık açık ifade ederken, son açıklamasında “askerimiz de, polisimiz de 1 Kasım seçimlerine hazır. 7 Haziran seçimleri gibi olmayacak” dedi. Bir kez daha halklarımızı silahların gölgesinde tehdit etti.

7 Haziran seçimlerinde büyük bir başarıyla barajı yıkan HDP, 1 Kasım’da da Saray cuntasının savaşını, tehditlerini, baskısını boşa çıkarma koşulları ve olanaklarına sahip. 7 Haziran seçimlerinde tüm toplumsal kesimlerden oy alan HDP, Saray’ın savaşına karşı barış mücadelesi ekseninde; doğa katliamına karşı ekolojik mücadeleyi, Soma-Suruç katliamlarının hesabını sormayı, kadına yönelik şiddete karşı mücadele ve adalet talebini yükseltmek gibi hak arama zemininde yürütüleceği bir seçim çalışmasını, gerçek barışın kazanılmasına manivela yapacak olanaklar olarak görmeli ve bu hattan yürümelidir.

Özgürlük mücadelesinin değişik kulvarlarında yer alan kadınlar da bir daha, yeniden yola koyulacaktır. Seçim çalışması bir kitle çalışması olması itibariyle, milyonlarca eve girildiği, ev toplantıları yapıldığı, binlerce komitenin oluşturulmasıyla yeni araçlar ve yeni kitle olanakları da açığa çıkaracaktır.

Savaş koşullarının en acil talebi “barış hemen şimdi” şiarında ısrarcı olmak, halkları ve ezilen kadınları birbirine kışkırtan erkek egemen iktidara yeni bir ders vermek geleceğimiz, özgürlüğümüz, eşitliğimiz için elzem hattır.

Nasıl ki, 7 Haziran 12 Eylül’ün barajını yıktıysa, 1 Kasım seçimlerinde yürütülecek çalışmayla AKP’nin halklara dayattığı savaş politikaları yıkılabilir. Bu mücadele salt seçimle değil, kadınların barış mücadelesinin güçlü şekilde yükseltilmesiyle mümkün olabilir.

Son bir aylık durumu göz önünde bulundurduğumuzda bu süreçte kadınlar sokakta en önde, barışın öncülüğünü yapıyorlar.

Kadınlar seçim sürecini aynı zamanda Kürt kadınların barış talebiyle Batı’daki kadınların ortak taleplerinin buluşmasının olanaklarını da sağlamış olacak.

Kürt annelerinin barış mücadelesiyle Türk annelerin savaşa karşı yükselttiği feryadı ve tepkiyi buluşturmak ve ortaklaştırmak önemli bir yerde duruyor.

AKP ve Saray’ın, gerici kadın düşmanı politikalarını aynı zamanda gerileteceksek, seçim biz kadınlar için daha da önemli.

7 Haziran seçimlerinde binlerce kadın nasıl ki hep birlikte kenetlenerek barajı aştıysak, 1 Kasım seçimlerinde de kadınların dayanışmasıyla bu süreci güçlü örmeyi hedeflemeliyiz.

Bu süreçte AKP yenilgisi tüm halkların kazanımı olacak. Bu fikirle süreci örgütlemeli ve binlerce kadın seçim gönüllüsüyle çalışılmalı, başarı da buradan olacaktır.

AKP ve Saray’ın gerici ve kadın düşmanı politikalarına karşı ortak kadın aklını buluşturmak için şimdiden HDP’nin oluşturduğu seçim örgütlerinde yer almak, dünden farklı olarak daha fazla örgüt kurmak, dahası kadınlar barış mücadelesinin neferi olmak durumunda.

* Atılım Gazetesi’nin 4 Eylül 2015 tarihli 189. sayısında yayımlanmıştır.

Yorum yapabilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız gerekmektedir. Giriş

Yayın tarihi: 14 Eylül 2015, Pazartesi 10:49
Kategoriler: Haberler, Kadın, Makaleler, Özgür Kadın, Politika