CHP savaş ittifakı içinde

CHP savaş ittifakı içinde

FUAT UYGUR-

Geçen yıl savaş tezkeresine “Hayır” diyen CHP, bu yıl ne değişti de “Evet” diye el kaldırdı, savaş ittifakına gıkları çıkmadı? Kürt gençlerinin deyimi cuk oturuyor: Süreç heval…

Halkın bilinci ve değerleriyle alay edercesine politika yapmak kimseyi yanıltmasın, sadece AKP’ye has bir durum değil. Burjuva siyasetin özünde bu var.

Çok değil, daha iki buçuk ay önce sol yumruklarını havaya kaldırarak yemin eden eller, şimdi savaşa “Evet” için kalktı. Hem de, “Yurtta barış, cihanda barış” masalıyla doksan yıldır halkı uyutan partinin vekilleri.

CHP Genel Sekreteri Gürsel Tekin, partisinin de onay verdiği savaş tezkeresi için, “Anayasa Mahkemesi’ne gidildiği takdirde iptal edilebilecek tezkere” savunması yaptı. Hadi ordan! Yarın çıkıp da, “HDP tezkereyi Anayasa Mahkemesi’ne götürmedi” diye yaygara çıkarırlarsa şaşmamak lazım. Bunlardan her şey beklenir. Hem de ne bekleme!

Geçen yıl savaş tezkeresine “Hayır” diyen CHP, bu yıl ne değişti de “Evet” diye el kaldırdı. Parlamento içerisinde cılız muhalefete kimse aldanmasın. Savaşa “Saray savaşı” diyen Kılıçdaroğlu “Evet”te bir çelişki görmediğine göre, bu bir parti politikası ve ortada da derin hesaplar var demektir.

Kılıçdaroğlu CHP’si de sarayın savaşına kesin gözüyle bakmaktadır. Kürdistan’da tırmandırılan savaş ve Suriye’ye yönelik saldırı görünürde olduğuna göre, buna uygun bir pozisyon almak da gerek. Nitekim CHP’nin yaptığı tamı tamına budur. AKP kadar, MHP kadar kirli savaştan nemalanmayı ummaktadır.

Kanıtı mı?

Kılıçdaroğlu, “1 Kasım’a ittifaklarla gidilse iyi olacaktır” diyen Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’le hal hatır sormak için bir araya gelmedi herhalde. Üstelik, faşist rejimin siyasetteki “sol” tetikçisi Perinçek’le bir araya gelinmesi, kimseye de manidar gelmedi.

Dahası, zekâ yönünden tartışılır olmakla birlikte kirli savaşın simge isimlerinden Osman Pamukoğlu’nun adının CHP’den aday olacağı yönünde zikredilmesi de tekzip edilmiş değil. Buna ek olarak, faşist söylemlerini dini alet ederek pekiştiren Haydar Baş’ın da benzer bir şekilde anılması, -gerçek olup olmamasından bağımsız- CHP içerisinde bir yönelimi ve tercihi işaret etmektedir.

CHP de, tırmandırılan savaşla oluşacak şoven rüzgârı arkalamak istemektedir. Kontrgerilla eskileriyle, kirli savaş artıklarıyla, faşist gericilerle dirsek teması kurulması tamamen güncel politikanın bir sonucudur. CHP, savaş ittifakı içerisinde kendi kulvarını açmak istiyor ve masajını buradan veriyor.

Ancak, “CHP’nin sola kaydığı” yanılsaması içerisinde olanların bu durum karşısında nasıl bir tepki vereceği de merak konusu. CHP içerisinde “sol” olarak gösterilen kimi vekillerin de nasıl bir tutum takınacağı daha fazla merakı hak ediyor. Öyle ya, onlar tezkereye “Hayır” demişlerdi. Ama savaş ittifakına gıkları çıkmıyor. Kürt gençlerinin deyimi cuk oturuyor galiba: Süreç heval…

CHP’nin Kürt halkı nezdindeki kredibilitesi malum. Sarayın savaşına karşı batıda gerçek “barış” söylemleriyle halkın karşısına çıkması da olası görünmüyor. Çünkü, hem bu konuda gerçek ve onurlu duruş sergileyen HDP gerçekliği karşısında hiçbir inandırıcılığı yok, hem de bir rejim partisi olarak böyle bir manevra yapacak ne kabiliyeti ne de niyeti var.

1 Kasım öncesi tedavüle sokulan savaştan pay kapmak için CHP’nin elinde de yukarıda saydığımız eskiler kaldı. Eskiye rağbet olsaydı bit pazarına nur yağardı. Savaşı çıkartan AKP/saray kadar CHP’nin de akıllanacağı yok. O kadar ki, “Bu ne turşu bu ne lahana perhizi” dedirten cinsten, tezkereye “Evet” diyen CHP, Galata Köprüsü üzerinde “barış” yürüyüşü düzenliyor.

Elbette ki CHP’nin “barış” yürüyüşü bir günah çıkarma değil. Çünkü CHP’nin barış diye bir derdi yok. En azından gelinen aşama bunu kanıtlıyor. Ama telaşlılar. Kendi tabanlarına verdikleri hiçbir sözün arkasında durmadılar. Bunun sonucu olarak da, tabandan gelen hoşnutsuzluklar birikmeye başladı.

Antakya’da Arap Alevi Gençlik Meclisi, CHP il binasına siyah çelenk bırakarak saray tezkeresini protesto etti. Gençler, CHP yönetiminin barış vaadiyle halkları aldattığına dikkat çekti, barıştan yana olan CHP’li yöneticileri ve milletvekillerini partiden istifa etmeye çağırdı.

CHP’nin lise örgütlenmesi Halkçı Liseliler (Halk-Lis) de, “Ne yazık ki sloganı ‘Yurtta Barış Dünyada Barış’ olan bir dış politikanın bu süreç boyunca aldığı kararlar her şeye rağmen barışı savunma adına olmalıydı” diyerek -kendi içindeki tüm yanılsamalara rağmen- rahatsızlığını dile getirdi.

Sahte “barış” yürüyüşleri tepkileri bastırmaya yetmiyor. Tepkileri derinleştirmek, çatlağı büyütmek güncel bir görev. Bugün bunu, CHP çeperinden milyonları çekip almak için değil, yakıcı bir ihtiyaç olduğu için yapmalıyız. Zira, sarayın koltuğu uğruna gençler ölüyor, Kürdistan’da kentler harabeye çevriliyor. Gerçek, adil, onurlu barış demek için; inadına, inadına, inadına barış demek için nedenlerimiz her saniye artıyor.

* Atılım Gazetesi 11 Eylül 2015 tarihli 190. sayısında yayımlanmıştır.

Yorum yapabilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız gerekmektedir. Giriş

Yayın tarihi: 14 Eylül 2015, Pazartesi 13:36
Kategoriler: Haberler, Politika, Serbest Kürsü