Şimdi değilse ne zaman?

Şimdi değilse ne zaman?

AYDIN AKYÜZ-

Kobanê partizan savaşının en şiddetli yaşandığı günlerin yıl dönümünde, bir enternasyonal devrimci savaşçının daha Rojava’dan şehadet haberi geldi. BÖG Komutanı Aziz Güler, coğrafyamız devrimcilerinin Yunanistan iç savaşından Filistin’e uzanan enternasyonal devrimci geleneğin sürdürücüsü olarak Rojava’da ölümsüzleşti. Binlerce yıllık insani değerleri ayaklar altına alan gerici-faşist zihniyet, şehidimizin bedeninin ülkesine, ailesine ve yoldaşlarına ulaşmasına, kendi geleneklerine ve inançlarına göre uğurlanmasına izin vermiyor.

İnsanların inançlarına ve geleneklerine göre toprağa verilmesi geleneğinin binlerce yıllık bir geçmişi vardır. Kayda geçmiş binlerce yıl önceki savaşlarda taraflar cenazelerin gömülmesi için ya savaşa ara verir ya da düşman da olsalar birbirlerinin cenazelerini iade ederlerdi. Oysa Saray cuntasının paravanı AKP Hükümeti, aldığı kararla Rojava’da şehadete ulaşan partizanların doğduğu toprağa getirilmesine izin vermiyor.

Aynı şekilde, onlarca Kuzey Kürdistanlı şehit gerillalar, günlerce sınır kapısında bekletilerek Bakanlar Kurulu kararıyla ülkelerine sokulmadı. Sonunda Kürt özgürlük hareketi, şehitlerin Rojava’da toprağa verilmesi kararını almak zorunda kaldı.

Şehit cenazelerinin haftalarca ülkeye sokulmamasına Kuzey Kürdistan’da kitlesel tepkiler yükseltilirken, Türkiye cephesinde tepkiler zayıf kaldı. Emekçi sol cenahta sosyal şovenizmin etkisi, politik ilgi zayıflaması ve kanıksama sonucu yeterli tepkiler vermiyor. Emekçi solun sosyal şovenizm kanadını şimdilik bir tarafa bıraktık, yüzünü enternasyonalizme ve halkların kardeşliğine dönen kanadı, Kürt özgürlük hareketinin sınırda bekletilen şehitlerini memleketlerinde ailelerinin ve yoldaşlarının istediği yerde ve şekilde uğurlamaları talebine karşı gösterdiği ilgisizlik ve kanıksamayla yüzleşerek aşmalıdır. Keza, bombalanan mezarlıklara karşı da aynı yoldan yürünmelidir.

Saray cuntası ve AKP, DAİŞ’leşme yolunda hızlı adımlarla ilerleyerek kirli savaş çıtasını daha da yükseltti. DAİŞ barbarları şehitlerin bedenini parçalarken, saraylı AKP ve devletleri şehit mezarlarını ve orada bulunan taziye evlerini bombalayarak aralarında bir zihniyet farklılığının olmadığını kanıtladılar. Bununla, gerillanın askeri harekâtları, kentlerde partizanların ve halkın özerklik direnişi karşısında düştükleri aczi sergiliyorlar. Silahsız kadın, erkek, çocuk ve yaşlı demeden katletmek az gelmiş olmalı ki, sadece yerüstünde değil yeraltındakileri de rahat bırakmıyorlar. Her türlü ahlaki ve insani ölçüyü ayaklar altına alarak saldırıyorlar.

Düşman düşmanlığını yapıyor. Peki, dostlar ne yapıyor? Milyonların ayağa kalkmasını gerektiren gelişmeler yaşanırken Türkiye halkları nerede? Onlara öncülük etme misyonuyla ve sosyalizm iddiasıyla yola çıkan emekçi sol ne yapıyor? Bu saldırılar karşısında ilgisizlik ve kanıksamayı alt etmeyecekler mi? Şimdi değilse ne zaman?

Tarihi bir eşikten geçiyoruz. BÖG savaşçısı Aziz Güler ve Rojava’da ölümsüzleşen onlarca enternasyonal devrimci savaşçı bize yol gösteriyor. Kuzey Kürdistan’da yürütülen kirli savaşa karşı ayağa kalkmak, dayanışmayı aşan bir anlama sahiptir. Türkiye devriminin yolu Kürdistan devrimiyle birleşmekten geçer. Saray’ın ve AKP’nin bu kirli saldırılarına karşı çıkmak, Batı’da devrimci yükselişin önündeki barikatlardan biri olan şovenizm zehrinin akıtılmasına, devrim ve sosyalizm mücadelesinin yükselmesine hizmet edecektir.

BÖG savaşçısı Aziz Güler’in cenazesinin Türkiye’ye getirilmesi için ailesi ve yoldaşlarının başlattığı mücadele, önemli devrimci olanakları içinde taşıyor. Genç-Sen saflarında mücadele etmiş, devrimci-demokratik mücadelede yaptıkları ve ödediği bedellerle tanınan, Gezi/Haziran ayaklanmasında yer almış şehit Aziz Güler için yürütülen kampanya, diğer şehit cenazelerinin de sınırdan geçirilmesi için kapıyı aralayabilir. Uygun politik bağlantılar kurularak şehit mezarlıkların bombalanmasına karşı Türkiye halklarının duyarlılıkları yükseltilebilir. Batı’dan devletin yürüttüğü kirli savaşa karşı duyarlılığın yükseltilmesi için bir kanalın daha açılması sağlanabilir. Bu yolla devlete geri adım attırılabilir, kirli savaş politikaları geriletilebilir. Şehit ailemizin onurlu, direngen ve kararlı tavrı hepimize ilham olmalıdır.

* Atılım Gazetesi’nin 9 Ekim 2015 tarihli 193. sayısında yayımlanmıştır.

Yorum yapabilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız gerekmektedir. Giriş

Yayın tarihi: 15 Ekim 2015, Perşembe 14:26
Kategoriler: Haberler, Makaleler, Politika, Serbest Kürsü