Saraylar da yıkılır köprüler de kurulur

Saraylar da yıkılır köprüler de kurulur

HATİCE DUMAN –

Öyle güçlü bir köprü kuruldu ki Ankara’da, AKP’nin miadını doldurmuş, tahrip gücü yüksek bombaları artık yıkamaz bu kardeşliği. Aynı alanda öldükten sonra hangi şovenist duvarlar ayırabilir bizi? Bir gün sonra katliam alanında yüz binlerce insanın mücadele yoldaşlarını uğurlaması da bundan.

HDP’nin Amed mitinginde gerçekleştirilen katliam, 7 Haziran öncesi temeli zayıflayan Saray’ı güçlendirme amacını taşıyordu. Ancak katliamla birlikte HDP binalarına yönelik saldırılara rağmen AKP güç kaybetti. AKP faşizmiyle devrimci demokrat önderlik arasında süren savaşın niteliği de esasta 7 Haziran sonrasında açığa çıktı. HDP’nin Fırat’ın her iki yakasını birleştiren bir mücadele hattı yakalaması aynı zamanda Saray’ın da aşil topuğuydu. Kürdistan’la Batı’nın birleşik mücadelesi AKP’nin iktidarını yıkacak temel noktaydı. Bu temel halka güçlendikçe AKP saldırganlaştı ve kozmik odalarda muhafaza edilen kirli savaş siyasetinin bütün yöntemleri devreye sokuldu.

Saray’ın elinde adeta oyuncağa dönüştürülen barış retoriği, esas içeriğine kavuşup ezilenlerin gündemine girdikçe, toplumsallaştıkça, emekçi çözüm fikri hayata geçtikçe, AKP yaralanmış bir kurt gibi saldırganlığını akıl almaz boyutlara ulaştırdı. Suruç’ta patlayan bombalar bunun en somut, çıplak haliydi. Barış için savaşmanın gerekliliği, zorunluluğu bu saldırıdan sonra daha da somutlaştı.

AKP, Suruç’la birlikte Kürdistan’a savaş ilan ederken Batı’da bir korku duvarı yaratıp ezilenleri oraya hapsetmeyi amaçladı. DAİŞ’in bombalı araçlarının propagandasıyla toplum terörize edildi. Oysa ki, DAİŞ’in bombaları AKP’nin verdiği koordinata göre hareket ediyordu. Buna rağmen Kürdistan’da sokaklar halkın denetimine geçerken, Batı’da kitleler sokağa yabancılaştırılmaya çalışıldı. Ancak Batı’ya yönelik bu umut kırma operasyonları, Ankara’da düzenlenen kitlesel mitingle birlikte sonuçsuz kalmaya yüz tuttu. Fırat’ın doğu ve batı yakası faşist diktatörlüğün beynine doğru aktıkça Saray’ın ceberrutluğu da kendine kaldı.

Ankara’da patlayan bombaların şiddeti, AKP faşizminin barışın toplumsallaşmasından duyduğu korkunun boyutunu da hepten deşifre etmiştir. Zira, katledilen ve yaralanan yüzlerce yoldaşımız, emekçi çözüm etrafında örülen yeni bir bilincin temsilcisidirler aynı zamanda. Türkiye ve Kürdistan illerinden yola çıkarak Ankara’da yoldaşlaşan ve kanları birbirine karışan şehitlerimizin bizlere devrettiği bu yeni bilinç, bundan sonra geliştirilecek mücadelenin de nasıl güçlü bir zeminden beslendiğini ortaya koydu.

Anaların gözyaşlarını yüreğine ve bilincine akıtan inşaat, demiryolu, metal ve daha birçok işkolundan işçiler…

9 yaşındaki Veysel Deniz Atılgan’ın barış çığlığına isyanını katan hemşireler, doktorlar…

Dağlar, insanlar ve hatta ölüm bile yorulduysa şimdi en güzel şiir barıştır” sözleriyle Cizreli, Nusaybinli gençlerin direnişini Ankara’dan selamlayan denizin çocukları…

Ömrünü özgürlük savaşına vermiş, Şengal’de, Kobane’de şehit düşen oğullarının, torunlarının direnişini omuzlamış Meryem Ana’nın düşlerine ortak olmuş Ege’nin evlatları…

İlmek ilmek örülen pankartları üzerlerinde bir onur gibi taşıyan şehitlerimiz…

Dağları ve denizleri bozkırın sarı ikliminde buluşturan yoldaşlarımız…

Saray’ın saltanatını, görkemiyle ve sınırsızlıklarıyla saran barış savaşçıları…

Tarlada, okulda ve yaşamın her alanında onlarca yıldır verilen zorlu mücadeleyle kardeşlik köprüsünü ısrarla inşa eden emek kahramanlarımız…

Öyle güçlü bir köprü kuruldu ki Ankara’da, AKP’nin miadını doldurmuş, tahrip gücü yüksek bombaları artık yıkamaz bu kardeşliği. Aynı alanda öldükten sonra hangi şovenist duvarlar ayırabilir bizi? Bir gün sonra katliam alanında yüz binlerce insanın mücadele yoldaşlarını uğurlaması da bundan. Bu bombalarla, sokakları ezilenlere kapatmayı, Kürdistan’dan koparmayı hesap edenler, şimdi dağ gibi bir acıyı yüreğinde taşıyarak sokakları, meydanları dolduran yeni bir mücadeleci ruhla karşı karşıyalar. Genel grev genel direniş kararlaştırılması da bu ruhtan çıktı. Belki yoldaşlarımızın bedenleri parçalandı ancak o bombalar esas olarak Saray’da patladı. Yeni bir eşikten geçiyoruz bundan dolayı. Korkuyu sokaktan alıp Saray’a kilitledikçe devran elbette ki dönecek. HDP’de somutladığımız düşlerimiz de buydu. Devrim bundan başka nedir ki!

* Atılım Gazetesi’nin 16 Ekim 2015 tarihli 194. sayısında yayımlanmıştır.

Yorum yapabilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız gerekmektedir. Giriş

Yayın tarihi: 24 Ekim 2015, Cumartesi 12:22
Kategoriler: Haber-Yorum, Haberler, Kardeşçe, Makaleler