Erdoğan’ın kitle katliamları

Erdoğan’ın kitle katliamları

ZİYA ULUSOY-

Erdoğan ve generaller, her polis-asker öldüğünde sivil halkı onar-yüzer katlederek teslimiyet yaratmaya çalışıyorlar. Bu kitlesel katliamlarda yöntem, Nazilerden veya çok eski tarihten Moğollardan esinlenerek planlanıyor. Ama daha yakın zamanda IŞİD’in bunu uyguladığını hatırlatalım. Üç açıdan var olan durum, Erdoğan cuntasının kazanamayacağını gösteriyor.

Diktatör Erdoğan, kitlesel katliamlarına devam ediyor.

5 Haziran Amed HDP mitinginden, 20 Temmuz Suruç SGDF Kobanê inşa topluluğundan sonra, 10 Ekim Ankara barış mitingine de bombayla saldırı gerçekleştirdi. Şimdilik tespit edilebildiği kadarıyla 103 (ATO’nun tespiti) canımızı aramızdan aldı. Yüzlerce canımızı yaraladı.

Erdoğan cuntası, eşzamanlı olarak, Kürdistan’da Cizre’den Gewer’e, semtleri sıkıyönetimle ve 10 güne varan sokağa çıkma yasağıyla kuşatıp, çocuk kadın yaşlı demeden sivil halkımızı katlediyor.

Bu iki saldırı biçimi yenidir. Erdoğan’ın İmralı’yla görüşme masasını devirdikten sonra başlattığı savaşta başvurduğu kanlı yöntemlerdir.

Evet kirli savaşın bu yöntemleri, 90’lı yıllarda olanları aşan canilik ve barbarlık düzeyindedir.

Erdoğan ve generaller, her polis-asker öldüğünde sivil halkı onar-yüzer katlederek teslimiyet yaratmaya çalışıyorlar. Bunu, Naziler yapıyordu. Direnişçiler Nazi subay ve polisini vurduklarında, karşılığında Nazi cellatları, sokakta, semtlerde onar yüzer sivil halkı vurup öldürüyor, dehşet yaratarak halkı diz çökmeye zorluyorlardı. Hatta, Sovyetleri işgal altında tuttuklarında köylüleri toptan katlederek gözdağı veriyorlardı.

Erdoğan ve generaller, kirli savaşın bu yeni safhasını başlattıklarında anlaşılan Nazilerin bu yöntemini uygulamayı önceden planlamışlar. Bir artısıyla; diktatör Erdoğan ve kirli savaş cellatları sokağa çıkma yasağını Nazilerden daha uzun uyguluyor.

Erdoğan ve kirli savaş çetesi, karşılarında askeri eylem olmadan bu kitlesel katliamları başlattılar ve acımasızca uyguluyorlar. Henüz “çatışmasızlık süreci” devam ederken, HPG hiç bir askeri eylem yapmazken, 5 Haziran Amed HDP mitingine ve 20 Temmuz Suruç’ta SGDF’lilere saldırdılar.

Demek ki, Erdoğan çetesi, askeri çatışmalardan sonra değil, baştan itibaren planlayarak sivil kitle katliamlarını uyguluyor, halklarımızı sindirerek diz çöktürmek istiyor. Cenazeleri araba arkasında sürükleme, kadın gerilla cesedini çıplak sokağa atma, keskin nişancılarla çocukları öldürmek, aynı amaca yönelik savaş suçu ve kirliliğini artıran yöntemler. Besbelli ki bu kez önceden planlanarak uygulanıyor.

Bu kitlesel katliamlarda yöntem, Nazilerden veya çok eski tarihten Moğollardan esinlenerek planlanıyor. Ama daha yakın zamanda IŞİD’in bunu uyguladığını hatırlatalım. Erdoğan ve çetesine bu yöntemi güncelde hatırlatıp uygulatan IŞİD faşistlerinin kural tanımaz barbarlıkla sivil kitlesel katliam yapmaları ve sivil halkta -hatta hasmının askerleri arasında- dehşet yaratmış olmalarıdır.

Erdoğan ve Saray cuntası, 7 Haziran sonucunu tasfiye edip iktidarda kalmak, Rojava Devrimi’ne IŞİD-Nusra-Ahraruş Şam Fetih Ordusu’nun diğer grupları ve Erdoğan cuntasının Türkmenlerden örgütlediği ve doğrudan MİT’e bağlı Sultan Murat-Süleyman Şah Tugayları’yla saldırmak, yapabiliyorsa Cerablus’u işgal ederek himayesindeki bu güçleri savaştırmak istiyor.

Fakat daha önemlisi de, kirli savaşı halklarımıza ve büyük-küçük örgütlü güçlerine, hatta demokratik barış güçlerine karşı daha barbar yöntemlerle yoğunlaştırıp sonuç almak istiyor.

Bu stratejisinin bir parçası olarak, IŞİD’vari kitlesel katliamlar (ve Demirtaş’a suikast girişimi), Nazi-İsrailvari kent kuşatmaları yapıyor. Özellikle dehşet saçan kitle katliamlarını IŞİD’den esinleniyor.

Ama ne yaparsa yapsın, Erdoğan cuntasının halklara ve demokratik güçlere yeni ve çok acılar çektiren bu planı başarısızlığa uğrayacaktır.

Birincisi; bir nevi Srilankavari saldırıyla Medya Savunma Alanlarında çok sayıda gerilla katledeceğini hesapladılar. Şimdi sadece psikolojik savaş gereği 2000 civarında PKK’li öldürdüklerini propaganda ederek başarısızlığı örtmeye çalışıyorlar. Üstelik kirli savaşçıların ağır saldırısına Kürt Özgürlük Hareketi’nin etkili misillemeyle yanıt verdiğini vurgulayalım.

İkincisi; Erdoğan ve savaş çetesi, Cerablus işgal planını hayata geçiremedi. Fakat şimdilik kaydıyla YPG güçlerinin Cerablus’tan IŞİD’i atarak Rojava’yı birleştirmesini engelleyebildi. Ama bu o denli zayıf bir pozisyon ki, politik İslamcı savaş cephesini güçlendirme ve Rojava Devrimi’ne saldırtma imkanını Erdoğan cuntası yitiriyor. Rus uçakları, bunu devreden çıkaracak kadar zayıflatıyor.

Üçüncüsü; sivil halka sıkıyönetim-kurşun-bomba-tank-topla saldırının amacı ters tepti. Halk yılmadı, teslim olmadı. Bu, Kürdistan halkının boyun eğmeyen direnişinden de, Türk ve diğer halklarımızda demokratik barış isteğinde başlayan kitleselleşmenin savaş şovenizmiyle pek az geriletilebilmiş durumda olmasından da anlaşılıyor.

Üç açıdan var olan bu durum, Erdoğan cuntasının kazanamayacağını gösteriyor.

Ankara katliamını, Erdoğan gladyosu MİT’in yönlendirdiği IŞİD üyelerine yaptırdı. Gerek katliamda -Suruç’taki gibi- polisin uzak yerlerde olması ve intihar saldırganlarını aylardır bildiği halde önlem almayarak koruması, gerekse daha fazla ölüm olsun diye yaralılara yardım edenler üzerine gaz sıkması bunun somut kanıtlarıdır. Türkiye IŞİD sorumlusu Halis Bayancuk, katliamdan sonraki günlerde serbest bırakılarak mükafatı verildi. Bayancuk’un MİT-Türkiye IŞİD’i ortak örgütlenmesindeki kilit kişi olmadığı ne malum? Ne de olsa Hizbulkontra geleneğinden gelen bir isim.

Şimdi, Erdoğan cuntası, kirli savaş müttefikleri generaller, MHP ve Ergenekoncular/Perinçek’le birlikte, yalana ve kirli savaşa dayanan cephesini ve faşist diktatörlüğünü korumaya çalışmaktadır. Ama güçlü değil güçsüzdür.

Seçimlerde de, kitle hareketiyle de, katliamlardan hesap soran eylemlerle de safları sıklaştıralım.

Halkların demokratik direniş cephesinde birleşerek özgürlükçü güçleri büyütelim, diktatörü alaşağı edeceğimiz o görkemli günü yakına çekelim. Yitirdiğimiz yoldaşlarımızın anısını ancak bu devrimci görevleri layıkıyla yaparsak yaşatabiliriz.

* Atılım Gazetesi’nin 23 Ekim 2015 tarihli 195. sayısında yayımlanmıştır.

Yorum yapabilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız gerekmektedir. Giriş

Yayın tarihi: 29 Ekim 2015, Perşembe 18:20
Kategoriler: Büyüteç, Haber-Yorum, Haberler, Makaleler