Gençlik Saray’ın savaşına karşı mücadelesini büyütecek

Gençlik Saray’ın savaşına karşı mücadelesini büyütecek

ALİ DENİZ ESEN-

Gençlik, parlamenter siyasetin tarihi boyunca seçimler açısından, kendine güçlü bir temsiliyet oluşturamadı. Bunun en büyük sebebi, kuşkusuz egemenlerin güçlerini paylaşmak istememesiydi. Egemenler açısından gençlik; “oy alınması ve siyasetle uğraşmaması gereken iş gücü yığınlarıydı”. Fakat burjuva siyasetin aksine devrimci-demokrat siyasetin ve hareketin öznesi, hatta lokomotifi şüphesiz gençlikti. 68’lerden 78’lere, Kürdistan serhildanlarına ve en sonunda Gezi’ye kadar uzanan mevcut sistem karşıtı hareketlerin temel öznesi gençlikti. Gençlik, toplumun en dinamik kesimiydi.

1980 askeri faşist darbenin sonucu oluşup gelişmeye başlayan ve genç kitleler arasında da baskın eğilim olan apolitizm, son dönemde AKP’nin artan faşist baskı ve uygulamaları ile ağırlaşan özgürlükler sorununu nedeniyle artık kırılma noktasına geldi. ODTÜ direnişi Türkiye cephesindeki gençliğin hareketlenmeye başladığını gösteren dikkat çekici sinyallerinden biri oldu. Kürdistan cephesinde ise süregelen sömürgecilik koşulları ile Kürdistan gençliği zaten politikti. Böylesi bir dönemde Gezi ayaklanması ortaya çıktı. Gençlik, özgürlükler talebi ile Gezi’nin de öznesi oldu. Sistemin artık genç kitleler üzerindeki tahakkümü kırılmaya başladı.

Seçimleri; siyasi koşullardan, genel siyasi atmosferden, siyasi ilişkilerden ve elbette sınıflar mücadelesinden bağımsız ele alamayız. Gençlik kitlelerinin politize olduğu bir dönemde seçimlerde konumlanışını önem kazanacaktır. Gençlik kitlelerinin yeni arayışlarının olduğu, çelişkilerin derinleştiği bir dönemde, HDK süreci ile başlayan HDP ile devam eden birleşik cepheleşme siyaseti ortaya çıktı. Genç kitlelerde yerel seçimlerle başlayan, cumhurbaşkanlığı seçimleriyle devam eden ilgi, özellikle 7 Haziran seçimleri öncesinde yüzünü yükselen alternatif bir siyaset olarak kendini var eden HDP’ye dönmeye başladı. Gezi’yle apolitizmi parçalayan genç kitleler, siyaset içinde var olmak istiyorlardı. HDP kısa sürede bu ihtiyaca yanıt olmaya başladı.

HDP’nin; gençliğin eğitim, sağlık, beslenme, barınma, ulaşım, spor, sosyal ve kültürel gelişim, özgür internet, vicdani ret gibi temel konularda eşitlikçi vaatleri vardı. Fakat gençlik kitlelerini HDP’ye yaklaştıran temel mesele politik özgürlüklerdi. Gençlik siyasette var olmak istiyordu. Gençliğin gelecekte değil bugün söyleyecek sözleri vardı. HDP’de ortaya çıkan gençlik potansiyeli bunun en büyük göstergesiydi.

7 Haziran, burjuva partiler cephesinde gençlik kitlelerinin değişim ihtiyacını karşılayacak siyasi söylemlerinin olmadığı bir dönemdi. Burjuva partiler içinde özellikle resmi ideolojiden beslenen partiler, gençlik kitlelerini saflarında yedeklemesine rağmen gençlik siyaseti üretememeleri elbette bir tesadüf değildi.

7 Haziran seçimleri ve HDP’nin kazandığı kesin zafer, siyasal dengeleri değiştirdi. Bu değişimin en büyük öznesi kuşkusuz gençlik kitlelerinin HDP’ye yönelimiydi. Gençlik, toplumun en dinamik kesimi olma misyonunu yeniden oynamıştı.

HDP’nin başarısı ile beraber iktidarlarını tehlikede gören egemenler, Suruç’ta bu başarının mimarlarından olan sosyalist gençlere yönelik büyük bir katliama yöneldi. Egemenlerin, ezen şiddetinin gençlere yönelmesi tesadüf değildi. 7 Haziran’da kaybettikleri iktidarlarını geri almak, ezilenlerin yükselen mücadelesini bastırmak ve 1 Kasım’a kadar kanla oy devşirmek için en büyük tehlike gördükleri gençlik potansiyeline saldırarak savaşı başlattılar.

Savaş konseptiyle girilen bir süreçte gençlik, kampüslerde sokaklarda ve bulunduğu her alanda Saray’a karşı barış şiarını yükseltmelidir. 7 Haziran’da ortaya çıkardığı halkçı bir seçeneği büyütmeye devam etmelidir.

* Atılım Gazetesi’nin 30 Ekim 2015 tarihli 196. sayısında yayımlanmıştır.

 

Yorum yapabilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız gerekmektedir. Giriş

Yayın tarihi: 31 Ekim 2015, Cumartesi 16:40
Kategoriler: Gençlik, Haberler