Ağacı, yaşamı ve mahallemizi savunuyoruz

Ağacı, yaşamı ve mahallemizi savunuyoruz

DENİZ ÇOKGÜL-

Gazi Mahallesi’nden Deniz Çokgül, Sultangazi Belediyesi ekiplerinin polis eşliğinde Kemal Pir Parkı’ndaki Barış Spor Kulübü lokalinde ve çevresinde gerçekleştirdiği yıkıma karşı verilen yeniden inşa ve direniş sürecini yazdı.

Burjuva krizin derinleşmesi, devlet-halk çelişkisinin üst düzeyde yaşandığı emekçi semtlere yönelik baskının yoğunlaşmasını da beraberinde getirdi. Bunun en somut örneği, Kürt ve Alevi kimliğinin baskın olduğu Gazi Mahallesi’nde yaşanıyor. Antifaşist mücadelenin merkezlerinden biri olan Gazi Mahallesi’ne yönelik baskı ve devlet terörü artıyor.

Suruç ve Ankara katliamlarının ardından emekçi Gazi halkının kitlesel eylemleri ve on binlerin katılımıyla birer antifaşist gösteriye dönüşen uğurlama törenleriyle, emekçi halkın boyun eğmek yerine kendini ortaya koyması Saray cuntasını rahatsız etti. Saray “düzen, huzur ve normalleşme” istiyor. Bunu sağlamak için yapılması gereken ve öncelik olarak görülen ilk husus yurtsever, devrimci ve komünist hareketi sindirmek ve hatta bitirmek.

Alan hakimiyeti sağlamaya çalışan faşist devlet her türlü demokratik ve meşru eyleme saldırmakta, mahalle polis tarafından abluka altına alınmakta, antifaşist ve devrimci mevziler yok edilmeye, en azından geriletilmeye çalışılmakta ve her gün yeni bir siyasi operasyon düzenlenmektedir. Söz konusu olan emekçi semtlerde faşist devlet ile devrimci ve komünist hareket arasındaki irade savaşıdır.

Bunun en son örneği, adını uyuşturucuya ve yozlaşmaya karşı mücadele ettiği için çeteler tarafından öldürülen Barış Coşkun’dan alan Barış Spor Kulübü için Kemal Pir Parkı’nda inşa edilen lokal yeri ile park içerisindeki ağaçların gece vakti polis eşliğinde Sultangazi Belediyesi ekiplerince yıkılmasıdır. Kulüp, Gazi Mahallesi’nde yaygınlaştırılmaya çalışılan burjuva lümpen kültüre karşı bir alternatif ve antifaşist mevzi olmak amacıyla kuruldu.

Marks’ın o ünlü sözünü hatırlayacak olursak ‘Kapitalizm gölgesini satamadığı ağacı kesmektedir’. Emekçi semtler her türlü kültürel, sosyal ve sportif ihtiyaçlardan mahrum bırakılırken, sayısız alan sermayeye peşkeş çekiliyor. Doğaya ve yaşama düşman bu zihniyeti, Gezi Parkı’ndan, Validebağ Korusu’ndan, Kaz Dağları’ndan, Karadeniz’in yaylalarından ve Kürdistan’ın dağlarından tanımaktayız.

Gerçekleştirilen bu yıkım, sadece Kulüp lokaliyle ve park içerisindeki ağaçlarla sınırlı bir saldırı değil, aynı zamanda emekçi Gazi halkına, başkaca emekçi semtlere, onun yurtsever, devrimci ve komünist öncülerine ‘Size nefes aldırmayacağız’ mesajıdır. Bu mesaja verilen yanıt ise ‘direniş’tir.

Yıkımın ardından ilk iş olarak Barış Spor Kulübü taraftarları ve gönüllülerince park temizlenerek eski görünümüne kavuşturulmuş, yıkılan ağaçların yerine yeni fidanlar dikilmiştir. Belirtmek gerekir ki, asıl olarak belediyenin yapması gereken parkın bakımı uzun bir süredir yine Barış Spor Kulübü taraftarları tarafından yapılıyor.

Kulüp lokali yapıldığı ilk gün gibi dayanışma ile inşa edilmeye başlanmıştır. Kemal Pir Parkı, ‘Ağacı, yaşamı ve mahallemizi savunuyoruz’ şiarıyla bir direniş mevzisi halini almıştır. Lokal yerinin yeniden inşası, parkın bakımı ve savunulması, nöbet tutulması, ateş başında örgütlenen gazete okumaları, güncel politika ve yerel sorunlar üzerine çözüm odaklı tartışmalar, türküler, halaylar ve devrimci dayanışma örnekleriyle direniş, komün yaşamının küçük bir örneğini de oluşturmuştur.

Direniş henüz gelişim aşamasında olsa da, genişlemesi ve ilerici kesimler, taraftar ve müzik grupları, kent savunmaları ve dayanışma ağları tarafından sahiplenilmesi aynı zamanda Gazi Mahallesi’nde ve diğer emekçi semtlerde yoğunlaşan baskılara da güçlü bir yanıt olacaktır. Emekçi semtlerde faşist devlet terörünü geriletmenin bugün tek yolu ortak antifaşist mücadeleyi geliştirmek, büyütmek ve geniş halk kesimlerine yaymaktır. Tüm ilerici, yurtsever ve devrimci güçler bu perspektifle, dayanışmanın ötesine geçen bir sahiplenmeyle konumlanmalıdır. Antifaşist mücadelenin geliştirilmesi görevinin başarılması, kazanılan mevcut mevzilerin savunulmasını kolaylaştıracağı gibi yeni antifaşist direniş mevzilerinin geliştirilmesini de beraberinde getirecektir.

* Atılım Gazetesi’nin 13 Kasım 2015 tarihli 198. sayısında yayımlanmıştır.

Yorum yapabilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız gerekmektedir. Giriş

Yayın tarihi: 19 Kasım 2015, Perşembe 15:25
Kategoriler: Haberler, Makaleler, Serbest Kürsü, Yaşam