Değişmenin zorunluluğuna önce kendiniz inanın

Değişmenin zorunluluğuna önce kendiniz inanın

FADİME ÇELEBİ-

Değişim, belli günlerde “biz değişiyoruz bakın” diyerek, bunu kadınların gözüne batıra batıra olmayacağı açık. Öncelikle erkek sosyalistler, bu değişimin zorunluluğuna ikna olmalıdır. Bunun tarihsel ve toplumsal bir görev olduğunu anlayarak ve kavrayarak kendileriyle hesaplaşmalıdır.

Yüzyılların içinde yerleşmiş toplumsal cinsiyetçi rollerden gerek kadınların gerekse erkeklerin kopuşlar sağlaması elbette çok kolay olmayacaktır. Bu mücadele, günlük devrimci değişimin bir parçası olmadığı sürece de yol almak mümkün değildir.

25 Kasım ve 8 Mart’larda kadın alanıyla ilişki kurmayı görev bilen devrimci sosyalist erkeklerin, her ne hikmetse, yılın kalan zamanlarında ilişki kurmak akıllarına gelmez. Ya da egemen anlayışlarıyla yüzleşmeyi sadece iki takvimsel güne sığdırmakta ve bunu da erkek egemen anlayış ve zihniyetle ne kadar yoğun bir hesaplaşma içinde olduklarının kanıtı diye kadınlara anlatma yarışına girerler.

Elbette öğretilmiş toplumsal erkekliğe karşı devrimci erkeklerin mücadelesi değerli ve önemli bir yerde duruyor.

Değişim çabasını selamlarız elbette! İtirazımız, bunun kadınlara veryansınla “bakın ben öğretilmiş erkeklikle nasıl mücadele ediyorum” şeklinde kadınların gözüne batıra batıra olması. Her devrimcinin görevi, toplumu değiştirirken kendisini de değiştirmektir. Kadınlar nasıl her gün, her saat, her dakika, bize öğretilen toplumsal cinsiyetçi rollerden kurtulmak için mücadele veriyorsa, erkek yoldaşlar da öğretilmiş erkekliklerine karşı aynı şekilde mücadele vermelidir. Bu mücadeleyi, kadınlar için değil kendi değişim ve dönüşümleri için yapmalıdırlar. Bu, yüzyıllardır kadın ve erkek arasında yaşanan eşitsizliği eşitlemek ve bunu yaparken de kendilerini insanlaşma yolunda daha ileriye götürmek amacıyla olmalıdır. Kadınlara kendilerini ispatlama, kanıtlama, eleştiriler karşısında sığınacakları bir perde çekmek için değil.

Erkekler niçin sadece 25 Kasım’larda ya da 8 Mart’larda, kadınların özgürlük mücadelesi için sokaklarda olduğu dönemlerde değişim göstermeye kalkar ve bunu yaparken ‘tarihsel bir değişim’ olarak koca koca spotlarla gözümüzün içine içine batırırlar?

25 Kasım’lar ve 8 Mart’lar, kadınların gerek kendileriyle mücadelelerinde gerekse toplumsal cinsiyet rollerine karşı mücadelelerinde gelinen aşamayı gösteren, görünür kılan günlerdir.

Neden erkekler 25 Kasım ve 8 Mart gibi günlerde sıraya girerler, kendilerini göstermek isterler? Oysa amacımız, bugünlerde kadınların taleplerini ve isyanlarını büyütmek değil midir? Neden o gün kadınların iradesinin önüne geçmeye çalışırlar, ardından tekrardan sessizliğe gömülürler ve her şeyi normal yaşarlar? Erkekler bu soruları kendilerine sormalıdırlar.

‘Kendisi dışındaki erkeklere’ seslenip, “ey erkekler erkekliğinizle yüzleşin” çağrılarını yükselttikleri paneller, atölyeler, toplantılar yerine daha fazla kadının alana taşınması işini dert etsinler. O zaman somut bazı görevler alabilirler; örneğin, parti binalarını kreşe çevirebilirler, ev işlerini yapabilirler vb. Bunu da, sadece takvimsel günler için değil, günlük yaşamın bir parçası kılarak, kadın alanının toplumsal mücadelenin bir alanı olduğunu kavrayarak, somut adımlar atarak gerçekleştirebilirler.

Toplumsal erkeklikle samimi bir yüzleşme çabasında olan her sosyalist erkek, kadın alanında kadın örgütlerinin çağrılarına kulak vererek, kadınların iradesini ve yönetim gücünü tanıyarak, bundan doğru sonuçlar çıkararak yürümelidir.

Yapılan karma toplantılarda kadın yoldaşların sözünü kesmeyerek, katıldığı toplantılarda kadın yoldaşların kendisini ifade etmelerinin önüne geçecek herhangi bir davranıştan uzak durarak, değişime başlayabilirler. Aktif mücadele yürüten kadınların bir erkek devrimciye oranla ne tür zorluklar yaşadığını anlamaları, bu konuda mücadeleye eşit ilişkiler ve koşullar içinde başlamadıkları, sürdürmedikleri gerçeğini unutmayarak bu değişime başlayabilirler.

Sözü kesilen, konuşması dağıtılan kadın yoldaşların sonrasında konuşmadıklarına çokça rastlamışızdır. Bunun da psikolojik bir şiddet biçimi olduğunu görmek, kadın yoldaşlarda özgüven sorunlarını daha da derinleştirdiğini onca uyarıya rağmen anlamamakta zorlanan hayli erkek yoldaşa rastlamak mümkün. Örnekleri çoğaltmak mümkün…

Erkek devrimciler, sosyalistler hiçbir tartışmaya girmeden, şüphe duymadan, ‘acaba’ demeden kadın yoldaşlarının ve kadın örgütlerinin aldığı kararları hayata geçiriyor mu? Bunun yanıtını da söz değil eylem, pratik gösterir. 25 Kasım örgütlenmesinin sadece kadınların görevi olmadığını kavramak ve pratik çalışmasını sahada yürütmektir. Kadınların aldığı kararları bir kadın partisi algısıyla hayata uyarlamaktır.

Bir kadın partisi gibi çalışmak sahaya inerek kadın yoldaşların verdiği her türlü görevi yerine getirmektir. İtiraz etmeden kadın iradesini ve kararlarını tanımak, bunu büyük bir devrimci görev görüp uygulamaktır. Değişim buralardan başlarsa, erkek egemen anlayışlar buradan değişirse, kendi içinde değerli bir diyalektik mantık taşır. “Yoldaş ben değiştim, kadın alanıyla da ilişkilenişim güçlendi” demek, hakikaten değişim sağlandığı anlamına gelmez. Erkekler değişecekse, erkeğin toplumsal erkekliği reddiyle başlayacak ve sistemin tanıdığı tüm erkek ayrıcalıklarını reddederek yürümesiyle sürecektir.

Değişim belli günlerde “biz değişiyoruz bakın” diyerek, bunu kadınların gözüne batıra batıra olmayacağı açık. Öncelikle erkek sosyalistler, bu değişimin zorunluluğuna ikna olmalıdır. Bunun tarihsel ve toplumsal bir görev olduğunu anlayarak ve kavrayarak kendileriyle hesaplaşmalıdır. Bunun aynı zamanda, komünist bir insan olma yolunda atlanarak geçilecek bir basamak olmadığını kavramalıdır. Kadın ile erkek arasındaki eşitsiz tarihsel uçurumun muhasebesini de kadınlara bir özeleştiri vererek yapmalıdırlar.

25 Kasım’da erkeklikleriyle yüzleşmek isteyen erkeklere çağrımızdır: Her gün, her saat, her dakika öğretilmiş erkekliğinizle yüzleşin.

* Atılım Gazetesi’nin 27 Kasım 2015 tarihli 200. sayısında yayımlanmıştır.

Yorum yapabilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız gerekmektedir. Giriş

Yayın tarihi: 3 Aralık 2015, Perşembe 15:53
Kategoriler: Güncel, Haberler, Kadın, Makaleler, Özgür Kadın, Politika