Hrant Dink’ten Tahir Elçi’ye bir dejavu yaşadık

Hrant Dink’ten Tahir Elçi’ye bir dejavu yaşadık

AYDIN AKYÜZ-

8 yıl önce, Ermeni yurtsever demokrat aydın ve gazeteci Hrant Dink, sokak ortasında vurularak öldürülmüştü. Şimdi, Kürt yurtsever aydın ve hukukçu Tahir Elçi aynı şekilde vurularak öldürüldü. Dink İstanbul’un, Elçi de Amed’in göbeğinde yüzüstü uzanmış yatıyorken ne kadar da birbirlerine benziyorlardı. Adeta bir dejavu yaşadık. Oysa ikisi arasındaki benzerlik bununla sınırlı değildi. İkisi de ensesinden vurularak öldürüldü. Tetikçilerde, onların gözlerinin içine bakacak ne cesaret ne de mertlik vardı.

Dink, devlet ve kontrolündeki sivil faşist çetelerce tehdit edildi, sindirilmeye çalışıldı ve hedef gösterildi. O yüzden güvercin tedirginliğinde yaşıyordu. Devlet, Kemalisti, politik İslamcısı, “paraleli”, gizlisi, “derini”, polisi, jandarması, JİTEM’i, kontrgerillasıyla bütün kanatları elbirliğiyle öldürdüler. Dink’in katledilmesi, kurgu sınırlarını aşan bir işbirliğinin ürünüydü. Bu, soruşturma savcısının yaptığı son açıklamasında aleni hale geldi. Tetikçi kurşunları sıkarken, devlet değişik kollarıyla ve farklı klikleriyle altı noktadan izliyorlardı. Bu kadarını, kara ütopya yazar ve film yapımcıları bile hayal edememişti. Evet, akıl dışı bir kurgu ama gerçek. Hrant Dink’in öldürülmesinde ve örtbas edilmesinde devletin bütün kanatları tam bir dayanışma sergilemiştir. Devletteki yabancılaşma, çürüme, yozlaşma ve halk düşmanı karakterinin vardığı noktayı gösteriyor.

Tahir Elçi, uzun yıllardır insan hakları ve hukuk mücadelesi veriyordu. Devletin kontrgerillasının, infazlarının, gözaltında kaybetmelerinin, faili meçhullerin üzerine gidiyordu. Bu yüzden de devletin ve kontrgerillasının hedefindeydi. Tıpkı Dink’in yazılarından dolayı 301’den yargılanıp linç girişimleri eşliğinde hedef gösterilmesine benzer biçimde Elçi de hep hedefte olmasının yanı sıra en son TV’de “PKK terör örgütü değildir” çıkışı yaptığı için Saray-AKP destekli medyanın, AK trollerin, örümcek kafalı faşistlerin linç güruhları eşliğinde yargılanıp hedef gösterildi. Dink gibi tehdidin binbir çeşidine maruz kaldı. Devletin, kontrgerillanın, faşist Saray AKP çetelerinin hedefindeydi. Elçi de, Dink gibi güvercin tedirginliğinde yaşasa da yapması gerekenleri yapmaktan geri durmadı. Mücadelesini korkusuzca yürüttü.

Bacasından şöminesine, toplumda uğursuzluğun simgesi olarak algılanan iki baykuş düştüğünde “sefil baykuş ne gezersin bu yerde/yok mudur vatanın illerin hani” demedi. “Toplumumuzun bugünlerde çokça yaşadığı acı ve hüzünlü hikayesi gibi evimdeki baykuşların da barış ve özgürlüğü hak ettiğini düşünerek onları azat eyledim” diyebilecek bir ince ruha ve politik duruşa sahipti.

Kuzey Kürdistan ve Türkiye üzerinde Saray ve AKP iktidarının uğursuz planlar yaptığını, bu planların hedefinde kendisinin de olduğunu bilmez değildi. Ama böylesine kalleşçe çatışma süsü verilerek, doğaçlama bir kurguyla ensesinden vurulabileceğini nereden bilebilirdi ki? O sırada Balıkesir’den katliamlar ve infazlara devam mesajı veren “baykuş” dururken “doğa harikası iki baykuşu”un ne günahı olabilir ki?

Dink gibi Elçi’yi de yüz binler uğurladı. Türkan Elçi’nin cenaze töreninde yaptığı hüzünlü ve anlamlı konuşma, 8 yıl önce Rakel Dink’in yaptığı konuşmayı hatırlattı. Benzer mesajlar verdi, aynı duygularla seslendi halklarımıza. Ermenistan ve Kürdistan’ın iç içeliğini, ezilen iki ulus Ermenilerle Kürtlerin kader ortaklığını, Dink ve Elçi’nin amaç birliğini bu kadar net ve çarpıcı biçimde başka ne anlatabilir ki? İkisi de, barışın, kardeşliğin, özgürlüğün ve halkların eşitliğinin simgesi oldular.

Bu katliamların, bu infazların elbet hesabı sorulacak. Saraylının tahtı da devrilecek bir gün, sömürgeci faşist rejim de yıkılacak. Eşitlikten, özgürlükten ve kardeşlikten yana yepyeni bir dünya kuracağız. O günler çok uzak değil. Bütün ihtişamıyla geleceğimiz bugünden yükseliyor Rojava’da ve Bakur’da.

Özyönetim direnişindeki kararlılık ve kurşun yağmuru altında namluların üzerine doğru koşan partizanların cüreti, yenilmezliğimizin ilanı, nihai zaferin muştusudur.

* Atılım Gazetesi’nin 4 Aralık 2015 tarihli 201. sayısında yayımlanmıştır.

Yorum yapabilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız gerekmektedir. Giriş

Yayın tarihi: 4 Aralık 2015, Cuma 12:48
Kategoriler: Büyüteç, Güncel, Haberler, Makaleler, Politika