Bir yaman çelişki

Bir yaman çelişki

EBRU YİĞİT-

Suruç ve Ankara katliamı ile ilgili açıklama yapan eğitim emekçilerinin memuriyetten atıldığı, Suruç gazilerinin gözaltına alındığı, sendika afişlerinin okullarda toplatıldığı, gazetecilerin tutuklandığı ve sokak ortasında yargısız infazların yaşandığı bu ülkede “özgürlük” AKP ve yandaşları için geçerli oluyor.

Diktatörlüğünü toplumun saflaşması üzerine kuran Erdoğan, eğitimden medyaya, siyasetten toplumsal yaşama kadar her alanda ayrışma ve saflaşmayı derinleştiriyor. Politik özgürlüklerin kırıntılarının bile fiilen kullanılamaz hale getirildiği, AKP gibi düşünmeyenlere yaşam hakkı tanınmadığı, siyasi iktidarın yazarı, çizeri, emekçisi, işçisi, öğrencisi vb. olmanın dayatıldığı bu ortamda kimilerine sınırsız politik alan açılıyor.

İHH okullarda ‘Her sınıfın bir yetim kardeşi var’ kampanyası ile her sınıftan 90 TL topluyor. Dayanağı, Milli Eğitim Bakanlığı ile yaptığı protokol. Adı bir çok yolsuzlukla anılan ‘Deniz Feneri’ ve ‘Kimse Yok Mu’ derneklerinde olduğu gibi İHH da devletin vergiden muaf tuttuğu örgütler arasında. Van depreminde demokratik kitle örgütlerinin önüne ‘para toplama izni’ engeli çıkaran AKP, İHH’yı bu izinden de muaf tuttu. Bakanlık bununla da yetinmemiş sözde yardım yapanların bilgilerini de vakfa verdi. Hangi gerekçe ile verdiği hala cevaplanması gereken bir soru iken, diğer soru toplanan bu paraların hangi ‘yetim kardeşe’ gideceği. Örneğin Kobanê’de DAİŞ tarafından aileleri katledilen, Van depremi, Soma ve Ankara katliamlarında yetim kalanlara mı gidecek? Kim bu yetim kardeş?

Vakfın diğer bir adresi üniversiteler. Eskişehir Osman Gazi Üniversitesi’nde açtığı stant ve sergi ile propaganda yapan İHH, hiçbir zorlukla karşılaşmadan ‘Bizimle çalışmak ister misiniz’ adı altında kampanyasını yürütüyor. Başkanı Bülent Yıldırım ile ilgili El Kaide’ye para aktardığı iddiası ile soruşturma açıldığı biliniyor. 2013 yılı Ağustos ayında Suriye’de El Nusra’nın kontrolünde bulunan Rakka bölgesinde iftar verdiği, El Nusra örgütüne TIR’larla yardım götürdüğü ve El Nusra’ya silah ve tıbbi malzeme gönderdiği haberleri basında yer alan İHH, ‘Gençleri hangi çalışmaya davet ediyor?’ diye sormadan edemiyoruz.

Politik özgürlük kapsamında okullarda ve üniversitelerde çalışmasına göz yumulan İHH ve benzeri örgütlere tanınan özgürlük, AKP karşıtı olan hiçbir kesime tanınmıyor. Ankara Üniversitesi Cebeci Kampüsü’nde ‘Müslüman Hanımlar’ ve ‘Kardeşlik Meclisi’ adı altında cihatçı selefi örgüt propangandası yaparak örgütlenen yapılanmaların yürüttüğü faaliyetler gençlik örgütlerinin açıklamaları ile teşhir edilmişti. ODTÜ’de ‘Mescit Topluluğu’ adı altında yapılan toplantıların DAİŞ’e katılım örgütlediği Raşit Tuğral’ın mektubu ile onaylanmışken ve üniversitenin içinde DAİŞ amblemli kağıtlar dağıtılırken; İstanbul Üniversitesi’nde ‘Sol faşizme karşı Müslümanlar omuz omuza’ pankartı ile eylem yapan öğrenciler ‘mağdur’ olma hali üzerinden kendileri gibi düşünmeyenlere karşı ‘omuz omuza’ olma çağrısı yapıyor. “Sol faşizm” denilen eylemde ironik olan ise solcu, devrimci ve demokrat öğrencilerin işkence ile gözaltına alınması.

Suruç ve Ankara katliamı ile ilgili açıklama yapan eğitim emekçilerinin memuriyetten atıldığı, Suruç gazilerinin gözaltına alındığı, sendika afişlerinin okullarda toplatıldığı, gazetecilerin tutuklandığı ve sokak ortasında yargısız infazların yaşandığı bu ülkede “özgürlük” AKP ve yandaşları için geçerli oluyor. Onlar gibi düşünmeyen, bu zorbalığa ve baskıya direnenlerin yaptığı ise faşizm oluyor. İnsan “Bu ne yaman çelişki” demeden edemiyor.

* Atılım Gazetesi’nin 18 Aralık 2015 tarihli 203. sayısında yayımlanmıştır.

Yorum yapabilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız gerekmektedir. Giriş

Yayın tarihi: 24 Aralık 2015, Perşembe 16:05
Kategoriler: Haberler, Politika, Serbest Kürsü