Suriye ve Rojava olmadı Musul’u alalım

Suriye ve Rojava olmadı Musul’u alalım

ZİYA ULUSOY-

Erdoğan ve generaller, vekalet savaşını doğrudan yönettiler. Ama orduyla Rojava ve Suriye’yi işgal edemediler. Bu kendilerine dert oldu. Evdeki hesap savaş meydanına uyar mı? İş kirli haksız savaş olunca uymaz.

Erdoğan faşizmi, Rojava ve Suriye’de amaçlayıp da tam yapamadığını, asker ve silahları Beşika-Musul’a yerleştirerek yapmak istiyor.

Diktatör Erdoğan ve generaller, Rojava’yı ve Suriye’i işgale çok heveslendiler. Erdoğan-Davutoğlu ikilisi, Yeni-Osmanlıcılık’ta politik ifadesini bulan ve açgözlü saldırganlıkta burjuva büyümesini yansıtan emperyalist hayallerini Suriye gerici iç savaşında gerçekleştirmek istedi, başlangıç yaptı.

Erdoğan cuntasının emperyalist hayalleriyle generallerin birleştikleri nokta Kürt özgürlük hareketini Rojava işgaliyle ezmekti. Bir nevi önleyici savaşla iki kuş vuracaktı bu savaş bunakları. Rojava Kürt halkımızı devrim yapamadan ezecek, Kürt hareketine felç edici kayıp yaşatacaktı. Bakur’da bu 2011-’12 kirli savaşı yoğunlaştırmayla birlikte yapıldı. Roboskî ve Koşuyolu katliamları, Paris suikastı, Medya Savunma Alanları yoğun bombardımanı bunun sonucu ve ifadesiydi. Reyhanlı bombalaması bile Erdoğan cuntasının ABD ve AB emperyalistlerini ortak koalisyonun kara gücü olarak Türk ordusunu Rojava ve Suriye’ye işgale sokmak amacına bağlı provokasyonuydu.

Erdoğan ve generaller vekalet savaşını doğrudan yönettiler. Ama orduyla, Rojava ve Suriye’yi işgal edemediler. Bu kendilerine dert oldu.

Fakat acısını Rojava Kürt halkımızdan ve halklarımızdan çıkardılar. 2014’te faşist DAİŞ çetelerini Kobanê işgaline seferber eden Erdoğan-generallerdi. Erdoğan bütün kirli savaş şeflerine sevinç çığlığı atarak müjde veriyordu “Kobanê düştü düşecek”!

Büyük bedeller ödenerek Kobenê, Rojavayê Kürdistan halklarının Stalingrad’ı oldu, geçilemedi.

Kürt özgürlük hareketinin yanında, enternasyonalist devrimciler, Marksist Leninist komünist savaşçılar Kobanê direnişinde enternasyonalizmin şanlı direnişçiliğini gösterdiler.

Rojava devrimi direnişçiliğiyle kalmadı, DAİŞ’in ve radikal İslamcı faşist çetelerin yenilmezliği efsanesini de yıktı.

Erdoğan ve generaller, ‘güvenli’, ‘DAİŞ’ten arındırılmış bölge’ adlarıyla işgal bölgesi yaratmaya bu aşamada da çalıştılar. At değiştirerek bu kez El Nusra, Ahrar-uş Şam, Erdoğan cuntasının Sultan tugayları ve Türkmen tugaylarıyla hakimiyet bölgesi yaratmaya ve Rojava devrimine saldırmaya çalışıyor.

Rus uçaklarının doğrudan savaşa katılmasıyla vekaletindeki güçlerin savaşı kazanması olasılığını kaybettiği gibi doğrudan işgal bölgesi planı ise tümden olanaksızlaştı. Erdoğan faşizmi, yayılmacı macerası -dramatik felaketlerden sonra- başarısızlığa uğrayınca, Rus uçağı vurarak içte şovenizmi atmosferi diri tutmaya çalıştı. Bununla kalmadı, bu kez Musul seferini başlattı.

Musul, birçok yönden Erdoğan faşizminin emperyalist politikası için çekici.

Erdoğan faşizmi, himayesindeki Tarık Haşimi aracılığıyla ve Ürdün toplantısı yoluyla Musul fethinde ön planda rol oynamıştı.

Şimdi Sünni aşiretleri eğiterek, bu kez Musul’un geri alınmasına ordusuyla katılmak istiyor. Başika’ya asker ve tankını bu nedenle gönderdi. Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın’a yaptırdığı “güçlerimizi çekmeyeceğiz” açıklamasıyla askeri üssün kalıcılığını vurguladı. Muhtemelen bu kez görüşmeler yoluyla belki de DAİŞ’le fazla çatışma olmadan kolayca kotarılmış Musul zaferiyle emperyalist milliyetçilik rüzgarı estirecek.

İkincisi, Barzani güçleriyle anlaşarak, Şengal’den devrimci güçlerin tasfiyesi için işgalci Türk ordu gücü kullanacak. Dahası, Rojava devrimini doğudan da askeri saldırı tehdidi altına almak için kullanacak. Sünni Arap ve Türkmenlerin yanı sıra ENKS güçlerini de bu saldırılarda kullanmak için eğitecek.

Erdoğan faşizmi bu yolla Rojava devrimi güçlerine saldırının yanı sıra emperyalist himayesindeki güçleri Suriye-Irak-Başur/Rojava Kürdistan’da artırmış olacak.

Yaklaşan Ocak ayı Suriye görüşmelerinde masada elini güçlendirmek için sahaya sürdüğü askeri gücünü kullanacak.

Üçüncüsü, eski Musul Vilayeti, Türk burjuvazisinin yayılmacı hayalindeki vuslatıdır. KDP, Sünni Araplar ve Türkmenler üzerindeki nüfuzu ve sahada askeri üslerini çoğaltarak vuslatını günümüz koşullarına uygun biçimde de olsa gerçekleştirmiş olacak.

Dördüncüsü, KDP üzerindeki hegemonyasını güçlendirerek Kürt özgürlük hareketine karşı kirli savaşında Erdoğan kanlı elini taze kan almış olacak. Yetinmeyecek, Medya Savunma Alanları’na kara gücüyle girmenin adımı yapacaktır.

Evdeki hesap savaş meydanına uyar mı? İş kirli haksız savaş olunca uymaz. Üstelik Rojava devrimi ve Suriye iç savaşına işgalci planları dramatik felaketleri halklarımıza yaşatarak iflas eden Erdoğan faşizminin, Musul seferi de iflas edecek. Fakat halklarımıza yeni felaketler yaşatarak.

İşgalci yayılmacılık her zaman içeride askeri yönetimin biçiminin koyulaşmasına yol açmıştır. Erdoğan, Musul seferini faşizminin askeri yanını güçlendirmenin aracı yapacak, Kürt kentlerinde savaş kuşatmalarını süreklileştirmenin, Türkiye’de tutuklama ve yasakları yoğunlaştırmanın “savaş hali” gerekçesi olarak kullanacak.

Erdoğan’ın Musul kapısından boca edeceği savaş ve faşist felaketlere karşı direniş cephesini genişleterek cevap verelim. Erdoğan faşizminin çöküşüne dönüştürelim.

* Atılım Gazetesi’nin 18 Aralık 2015 tarihli 203. sayısında yayımlanmıştır.

Yorum yapabilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız gerekmektedir. Giriş

Yayın tarihi: 24 Aralık 2015, Perşembe 16:01
Kategoriler: Dünya, Haberler, Politika