2016’da Atılım’ı daha geniş kitlelere ulaştırmak

2016’da Atılım’ı daha geniş kitlelere ulaştırmak

ENDER ÇELİKEL –

Gazete dağıtımının örgütlenmesi, emekçi solun ve devrimci/komünist bölüğünün spesifik kadim sorunlarından biridir. Zira, aşağıdaki nedenini etraflıca açıklayacağımız üzere, gazete dağıtımı sadece gazete dağıtımı değildir. Ne kadar da eski, “klişeleşmiş” bir söz, öyle değil mi? Aynen öyle! Ama gelin görün ki gazete dağıtımının önemi hakkında sarf edilen -herkesin malumu!- bu sözler pratiğe, yani uygulamaya gelince buharlaşıyor. Silkelenmeler sonrası görülen canlanma ve toparlanma belirtileri kısa zamanda kayboluyor ve gazete dağıtımı meselesinde yine başa sarıyoruz, haliyle yine ve yeniden tekrarlamak ihtiyaç haline geliyor.

Politik etki bakımından birkaç yıl öncesiyle kıyaslandığında ileri bir noktadayız, dost da düşman da bunu görüyor veya hissediyor. Ancak ne gariptir ki, gazete dağıtım örgütlülüğümüzle politik etkimizin yükselen grafiği arasında bir doğru orantıdan bahsedemiyoruz. Paradoksal bir ilişki söz konusu. Normalde bugün, önümüze daha büyük hedefler koymamız gerektiğini ve gazete dağıtımında -eski tirajı aşsak bile- yakaladığımız düzeyle yetinemeyeceğimizi konuşuyor olmalıydık. Çıtayı daha da yükseltmek ve ufku geniş tutmak gündemimizi belirlemeliydi. Oysa biz şimdi ilk etapta eskideki tirajları yakalamayı gündemimize almak zorunda kalıyoruz.

Sahi bu arada değinmişken soralım: Kaç yoldaş bunun farkında? Kaç yoldaş gazetenin tirajını merak ediyor? Tirajı merak etmeyenler ve dağıtımdaki problemlerin farkında bile olmayanlar Atılım’ı ne kadar önemsemekteler? Farkında olan yoldaşlar, bu sorunu hangi düzeyde kendilerine dert edip duruma müdahale etmeye çalışıyorlar vs.

Gerçek gücümüzü kesinlikle ifade etmeyen gazetemizin tirajını gündeme taşıyarak devrimci yapıcı bir tartışmayı alevlendirmek ve Atılım’ı 2016 yılında daha geniş kitlelere ulaştırmak için bütün yoldaşlar sınırlarını zorlamalıdır.

DEVRİMCİ-SOSYALİST YAYIN ORGANININ ÖNEMİ

Devrimci/komünist siyasal özneler, varoluş nedenlerini gizlemezler: Sömürü ve zulüm düzenini yıkmak, insanın insan tarafından sömürülmediği ve ezilmediği bir düzen kurmak! Peki bu nasıl gerçekleşecek? Sömürülenleri ve ezilenleri bilinçlendirip örgütleyerek. Ne demektir bilinçlendirmek ve örgütlemek? Kitleleri egemen ideolojinin hegemonyasından çıkartmak ve devrimci ideolojinin öznesi yapmak.

Devrimcilerin maddi gücü, toplam varlıkları ve her çeşit devrimci pratikleriyken, devrimci ideolojileri de egemen ideolojinin tam karşıtı olan düşünsel/manevi değerler sistemidir. Yani, hayatları dahil her şeylerini adadıkları sömürü ve zulmün olmadığı komünizm davasıdır. Devrimciler bu davalarını, yayın organı aracılığıyla hem üretir hem de kitlelere yaymaya, nüfuz ettirmeye ve maddileştirmeye çalışırlar. İdeolojilerinin maddi bir güce dönüşmesinde politik kitle ajitasyonu tayin edicidir; devrimci yayın organı tayin edici bu temel işlevi görür.

Komünistler açısından Atılım, yayınlarımız arasında kilit bir role sahiptir. Atılım, tüm siyasal gelişmeler karşısında komünistlerin yönünü belirler. O, komünist öncünün ideolojik/politik meselelerde irade ve eylem birliğini temsil eder. Tabandan kadrolara kadar tüm yapıyı ruhi ve kültürel şekillenişe sokar. Başta egemen ideoloji olmak üzere, ezilenlerin kurtuluş davasına ve mücadelesine zararlı ve aykırı her türlü burjuva ideolojilerine karşı ideolojik/politik mücadelede öncü birlik ve kalkan rolü oynar.

KİLİT MESELE: DAĞITIM

Atılım birkaç ay önce 22. yılına girdi. Yayın hayatına başladığı günden bugüne iletişim araçlarında devrimsel gelişmeler yaşandı; internet teknolojisi, iletişim kurma hususunda dünyayı ufak bir köye çevirdi. Artık kuzeydeki Eskimo, Güney Afrika veya Uzak Asya’daki Japonyalı, batıdaki Meksikalı ile saniyeler içerisinde iletişim kurabiliyor. İnsanlar evlerinde, işyerlerinde veya yoldayken istediği ürünü ve hizmeti internet aracılığıyla talep edebiliyor. Kitap, dergi ve gazeteleri yine internet aracılığıyla okuyabiliyor.

Egemen sınıflar interneti, ezilenler üzerinde ideolojik/politik egemenliklerini yeniden tesis etmede çok etkili bir şekilde kullanıyor. Toplum adeta bilgisayar ekranına bağlanıyor, oradan denetleniyor ve yönetiliyor. Dolayısıyla, işçi sınıfı ve ezilenlerin öncü kuvvetlerinin egemen sınıfın gerisinde kalması, yeni araç ve yöntemleri değerlendirmemesi düşünülemez. Özellikle de propaganda ve ajitasyon faaliyetlerinde!

Yazılı basının önemi 22 sene öncesi ile kıyaslandığında bir hayli azaldı. 22 sene evvel, Atılım sadece kağıt üzerinde basılı haliyle okunabiliyordu. Okur kitlelerinin genişliği bizim taban kuvvetlerimize bağlıydı. Atılım, bizim canlı-kanlı var olduğumuz ülke, il, ilçe, kasaba ve köylerde okunabiliniyordu yalnız. Bugün ise dünyanın dört bir tarafında Türkçe bilen ve internet bağlantısı bulunan herkes, evlerinden dışarı çıkmadan saniyeler içerisinde Atılım’a erişebiliyor. Atılım bir tıklama kadar yakın. İşte yeni sorunlu anlayış tam da buradan türüyor.

Atılım bir tıklama kadar ötede diye dağıtım gereksiz veya önemsiz midir? Daha ileri giderek bilinç altında yatan temel görüşü deşelim: İnternetteki yayın nedeniyle Atılım’ın matbada basımı artık israf mıdır? Bu sorulara açıktan “evet” diyenlere rastlayabiliriz; fakat internetteki yayın nedeniyle dağıtımın eskisi kadar önemsenmemesi gerektiğini davranışlarıyla yansıtan yoldaşlara rastlamak mümkün. Bir tür konformizm olarak adlandırabiliriz bu anlayışı. Devrimin temel yıkıcı kuvvetleri saydığımız açlık ve yoksulluk sınırında yaşayan milyonlar bilgisayar sahibi ve internet aracılığıyla devrimci ideolojinin öznesi yapılabilir kabul ediliyor. Günde ortalama 10-12 saat ağır koşullarda çalışan işçiler, bilumum sömürülenler ve ezilenler, milyonlarca site içerisinde kendiliğinden Atılım’ı tıklayacak ve sosyalist bilinci edinip örgütlenecek. Gazete dağıtımı gibi angaryaya ne hacet, bütün iş masa başındaki klavyede!

Gazete dağıtımını gereksiz gören, kendiliğindenciliğin ve konformizmin zıddı (sol!) gibi gözüken; fakat aynı kapıya çıkan apolitik zihniyete sahip bir kesim de var. Emekçi semtlerdeki gençler arasında sıkça karşılaştığımız bu apolitizm aslında çok eskidir. “Korsana katılırım, barikatlarda vuruşurum” diyerek gazeteyi ve dağıtımını küçümseyen ve yük sayan, “dağıtıma çıkalım” denildiğinde dudak büken, gazeteye “satalım da kurtulalım” gözüyle yaklaşan yoldaşları kast ediyoruz. Öyle konuşurlar ve davranırlar ki sanırsınız her gün barikatlar kuruluyor yaşadıkları mahallelerde ve hiç “boş” vakitleri yok.

İstanbul’da 15 milyon, Türkiye ve Kuzey Kürdistan sınırları içerisinde ise 75 milyon insan yaşıyor. Gazetemizin tirajını yaşadığımız mahallenin, ilçenin, ilin ve ülkenin nüfusuyla ara ara karşılaştırmakta fayda var. Kendimizi ve gerçekliğimizi görmek, ufkumuzu ölçmek bakımından etkili bir yöntemdir.

Gazete dağıtımı sadece gazete dağıtımı değildir, demiştik. Bununla kastımız gazetenin örgütleyici işleviydi. Dağıtım sorunu, komünist öncünün “günlük politik kitle ajitasyonunun örgütlendirilmesi sorunu olarak ele alınmalıdır.” (Birlik Devrimi) Düzenli dağıtım, sürekli ve sistematik faaliyetlerin varlığına işaret eder. Gazete dağıtımının dahi doğru düzgün yapılmadığı mahalle ve semtlerde kim sürekli/sistematik kitle faaliyetinden bahsedebilir? Bir mahallede, fabrikada ya da üniversitede gazete dağıtımı söz konusu ise komünist öncü oradadır, söz konusu değilse orada yoktur. Öncüye bağlı yeni çevrelerin oluşmasında gazete dağıtımı büyük bir rol oynar. Yeni çevreler oluşturamayan, toplumun kılcal damarlarına sızamayan, kitlelere derinliğine nüfuz edemeyen ve sıkı bir bağ kuramayan, kısacası sömürülen ve ezilenlerin nefes aldığı yaşam alanlarında var olmayan komünistler, yeni Gezilere akacak coşkun seli devrim denizine kanalize edemeyecek ve öncülük/önderlik sorunu yeniden baş gösterecek.

Kitleleri bilinçlendirmede ve örgütlemede yapının temel aracı durumundaki yayın organının öneminin azalması ve yeterince sahiplenilmemesi egemen ideolojinin tezahürü şeklinde okunmalıdır. Yayını merakla bekleyen, gelir gelmez de ilk iş olarak dağıtımını büyük bir şevkle üstün bir gayretle yerine getiren genç yoldaşlarımızın, yeni ilişkilerimizin zamanla ilgisizleşmesi ve duyarsızlaşmaları, dağıtımın gevşemesi bundan bağımsız düşünülemez. Gazete dağıtımı mahallede ve kasabada yaşayan, fabrika ya da atölyede çalışan, lise veya üniversitede okuyan her bir yoldaşımızın görevidir. Her Atılım okuru, kendisini aynı zamanda bir dağıtımcı görmelidir.

2016’da Atılım’ı daha geniş kitlelere ulaştırmak için dağıtımı kendiliğindenciliğin kıskacından kurtarıp örgütleyelim. Yayın organımızın önemini ve misyonunu kavrayalım. Meşruluk bilincimizle, dünyanın en kutsal ve soylu işi olan devrimciliğimize duyduğumuz özgüvenle zulmün ve sömürünün olduğu her yer devrimcilerin faaliyet alanı, sömürülenin ve ezilenin yaşadığı her mahalle, köy, ilçe, il, bölge ve ülke yayın organının dağıtım sahası olduğunu sürekli aklımızda tutalım.

* Atılım Gazetesi’nin 18 Aralık 2015 tarihli 203. sayısında yayımlanmıştır.

Yorum yapabilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız gerekmektedir. Giriş

Yayın tarihi: 2 Ocak 2016, Cumartesi 14:19
Kategoriler: Güncel, Haberler, Makaleler, Politika, Rota