HDP kongre süreci ve devrimci sosyalistlerin tutumu

HDP kongre süreci ve devrimci sosyalistlerin tutumu

ÇİÇEK OTLU-

Emekçilerin ve ezilenlerin politik mücadelesi ve devrimci-demokratik blokunun birleşik partisi, ortak siyasal sözcüsü, Meclis’teki temsilcisi HDP’dir.

Ancak tersinden Erdoğan kliği de ırkçı faşist güçleri ve “ez-çöz” çizgisini kendi etrafına toplamış, politik İslamcı kitleleri de faşist rejimin vurucu gücü ve sosyal tabanı haline getirmiştir. Dolayısıyla, önümüzdeki dönemin temel mücadelesi, Erdoğan etrafında oluşan faşist savaş koalisyonunu kırmak perspektifiyle yürütülecektir. Bu savaş koalisyonu, Kürt halkına olduğu kadar emeğe de düşmandır, doğa yağmacısıdır, sermaye talanının demir yumruğudur, erkek gericiliğinin savunucusudur. Ezilenlere karşı topyekun savaş hükümetidir. HDP ise ancak ezilenlerin topyekun direnişinin partisi olabilirse demokrasinin kazanılması yolunda yeni atılımlar yapabilir.

1 Kasım’ın ardından, HDP/HDK merkezi ortak platformlarında yapılan tartışmalarda üç eğilim açığa çıkmıştır.

Birincisi; 7 Haziran’da barış politikası nedeniyle yüksek oy alındığı ve savaş sürecine, özyönetim ve özsavunma (hendek) politikasına girmemek gerektiği yönündedir. Onlara göre, özyönetim ilanları ve hendeklerin demokratik özerklik programıyla hiçbir alakası yoktur ve bu PKK’nin savaşı şehirlere indirmesi sonucu meydana gelen askeri bir çatışmadır. Bu eğilim, aynı zamanda Erdoğan’a bu kadar karşı çıkılmaması gerektiğini savunuyor, eğer karşılığında özerklik alınacaksa Erdoğan’ın başkanlığının pekala desteklenebileceğini öne sürüyor. Siyaseten Barzani ile ortak hareket edilmesi gerektiğini savunuyor.

İkincisi; Kürt hareketi içindeki devrimci, emekçi çizginin eğilimi, ki an itibarıyla Kürt hareketinin ana merkezlerinin çizgisini yansıtmaktadır. Bu kesim, AKP’nin 30 Ekim MGK toplantısıyla generallerle birlikte zaten savaş kararı aldığını ve 28 Şubat Dolmabahçe Mutabakatı reddedilerek savaşın fiilen uygulamaya konduğunu, dolayısıyla tek yolun direniş olduğunu belirtiyor. Özyönetimleri, yarının demokratik özerkliği yolundaki bir halk direnişi olarak görüyor. Barzani ile ulusal birliğin önemini yadsımamakla birlikte, Barzani’nin aldığı güncel pozisyonun AKP ile ittifak pozisyonu olduğunu vurguluyor. Devrimci sosyalistler esasen bu kesimle ittifak halindedir.

Üçüncüsü ise; liberal çizgide duran sol eğilimlerdir. Bunlar, programatik olarak özyönetime karşı çıkmasalar da siyasi yöntemine karşı çıkan, savaş sürecinin başlamasına itiraz eden ve sürecin ağırlığı altında nispeten geri çekilme eğilimi taşıyanlardır. Bu kesim, 7 Haziran öncesi ve hemen sonrasında partide oldukça etkin pozisyonda iken, çatışmalı sürecin ve baskıların ağırlığı altında kısmi etkisizleşme yaşıyor.

HDP içinde bizim tartıştırmamız gereken temel nokta şudur: Bugün demokratik barışın imkanı nerededir? Barışın imkanı, 7 Haziran’dan sonra HDP’ye karşı oluşturulan faşist savaş koalisyonunun iradesini kırmaktadır. Sorunun çözümünü müzakerede gören bütün kesimlerin, Dolmabahçe’de masayı deviren Erdoğan kliğine ve hükmettiği savaş koalisyonuna karşı en etkin mücadeleyi vermesi gerekir. Yeni dönemin bir “direniş dönemi” olacağı gerçeğini hesaba kattığımızda, direnişi oy kaybının nedeni olarak damgalayan anlayışlar, HDP’nin etkin bir rol oynamasının da önünü kesmektedir.

HDP bu süreçte bir yeniden yapılanma içindedir. Kuşkusuz yeniden yapılanmadan ne beklendiği de bir tartışma konusu olacaktır.

Marksist teori, parlamenter mücadele biçiminin sınırları olduğunu ve bu sınırlar aşıldığında, kendisini tehdit altında hisseden egemen sınıfların hiçbir yasal kısıt tanımaksızın karşıdevrimci zoru kullanacağını öngörür. Erdoğan’ın yasa tanımaz devlet terörü bu koşullarda tırmandı ve 1 Kasım’ın ardından şiddetlenerek devam ediyor. Saldırı topyekündür ve hedefi HDP’nin de parçası olduğu devrimci bütünlüğü imha etmektir.

HDP’nin böyle bir süreçte etkin olabilmesi için direnişçi, partizan, kararlı güçleri öne çıkaran bir yeniden yapılanma gereklidir. Ancak bu yapılırken HDP’nin daraltılmaması, özellikle Türkiye’ye dair siyasal iddiasını ve Türkiyeli emekçi sol güçlerin katılımını koruması da yaşamsaldır. Aksi halde HDP geriye düşer, iddiasızlaşır ve BDP döneminin bir karikatürüne döner. Yeniden yapılanmanın esası, HDP örgütlerinin bileşim zenginliği korunarak yukarıdan aşağıya güçlendirilmesi, gerçek ve sağlam örgütlerin kurulması ve süreci karşılayacak kadroların belirlenmesidir. HDP, barışçıl olmayan süreçlerde de politika yapabilecek bir donanıma kavuşturulmalıdır.

Devrimci sosyalistler işte bu perspektifi hayata geçirmek için il ve ilçe örgütlerinde görev üstlenmekte ve başkaca yerel devrimci-demokratik unsurların katılımını sağlamak üzere onlara öneri götürmekte atak davranmalıdır. Özellikle HDP’nin Batı’ya açılan sinir uçlarında, henüz zayıf ve örgütsüz olduğu il ve ilçelerde devrimci sosyalistler özel bir rol oynamalıdır. Çünkü Karadeniz, İç Anadolu, İç Ege gibi bölgelerde örgütlenemezse, HDP tersinden bir daralma ve varoluş felsefesine ters düşme tehlikesini yaşayacaktır.

Yeni dönemde işlevli ve güçlü bir PM ile il ve ilçe örgütleri, bu kongre sürecinin temel ürünü olacaktır. Devrimci sosyalistler bu perspektife bağlı olarak, HDP il ve ilçe örgütlerinde önümüzdeki dönem daha fazla yer almalıdır. Özellikle il yönetimi ve il eşbaşkanlığı düzeyinde yer alacak kadroların “yüksek siyasi disiplin” gerektiren bir işe girdiklerinin bilincinde olmaları, devrimci sosyalistlerin saygınlığını zedeleyen durumların ortaya çıkmasını engelleyecektir.

HDP farklı sınıfsal katmanların, farklı toplumsal ve siyasal eğilimlerin yer aldığı bir cephesel partidir. Bu cephenin birleşik yürüyüşünün sağlanmış olması stratejik değerdedir. Devrimci sosyalistler HDP saflarında yer alan bütün ezilen halk kesimlerinin birliği üzerine titreyeceklerdir. Zira HDP, Alevi’nin CHP’den veya dindarın AKP’den kopuşu demektir ve bu “kopuş” olgusu aynı zamanda ezilenlerin “birlik” hareketinin de zeminidir. Diğer yandan, HDP’nin önümüzdeki dönemde tutarlı devrimci-demokratik hattan yürüyebilmesi, bu sınıf ve tabakaların en kararlı ve en militan kesimlerinin toplam üzerindeki hegemonyasının geliştirilmesine bağlıdır. Bu da, hiç kuşkusuz yoksul emekçi sınıf ve tabakalardır. Kürdistan’da geniş bir emekçi-yoksul tabana oturan HDP’nin Türkiye’de orta sınıflara hitap eden bir vicdan siyasetiyle örgütlenemeyeceği de açık olduğuna göre, Batı’da her ulus ve inançtan emekçiler arasında çalışmaların geliştirilmesinde devrimci sosyalistlere özel bir rol düşmektedir. HDP il ve ilçe yönetimleri bünyesinde oluşturulacak “emek komisyonları” bunun somut bir aracı olacaktır.

Yukarıda andığımız sınıfsal-siyasal eğilimler arasında bir mücadelenin gerek merkezi gerekse yerel HDP örgütlerinde kendisini hissettireceği bu dönemde, sosyalistler mücadeleci, dirençli, emekçi unsurlarla birleşen ve kararsız, iktidarla uzlaşmaya kapı aralayan, yalpalayan kesimleri ise etkileyen, cesaretlendiren, eleştirerek ileriye iten bir hat izlemelidir. Her devrimci/sosyalist, kendi alanında birleşik çalışmaya en açık, etkileşim sağlayan, pozitif önerileriyle ön açan, ortak işler için sorumluluk yüklenen bir profil geliştirmelidir. HDP organlarında etkin görev almak, mümkün olduğunca her toplantıya katılmak, toplantılara hazırlıklı gelmek, öneriler yapmak, toplantı kararlarının hayata geçirilmesi için etkince görev üstlenmek, yeni dönemde il ve ilçe yönetimlerinde görev alacak bütün devrimci sosyalistler için bir konumlanış çerçevesi olarak değerlendirilmelidir.

Süreklilik ve ısrar, politik çalışmalarda güç kaynağıdır. HDP’de politik ve örgütsel gelişmelerin günlük ya da haftalık olarak değil, örneğin 6 aylık dönemsel süreçlerle ölçüleceği, bu büyük gövdede kısa vadeli planlarla az zamanda çok örgütsel gelişim beklemenin yanlış olacağı unutulmamalıdır. Dolayısıyla, sorumluluk üstlenilen alanlarda HDP’nin ve devrimci sosyalistlerin örgütsel gelişimini ilerletmek için dönemsel gelişim stratejileri belirlemelidir.

* Atılım Gazetesi’nin 25 Aralık 2015 tarihli 204. sayısında yayımlanmıştır.

Yorum yapabilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız gerekmektedir. Giriş

Yayın tarihi: 2 Ocak 2016, Cumartesi 15:59
Kategoriler: Haber-Yorum, Haberler, Makaleler, Rota