Maraş katliamından özsavunmaya bakış

Maraş katliamından özsavunmaya bakış

VAHAP BİÇİCİ-

Bugünkü özsavunma direnişlerini sahiplenmesi gerekenlerin başında hiç şüphe yok ki Alevi halkımız gelmelidir. Nasıl ki bundan 37 yıl evvel Aleviler katledilerek zorunlu sürgün hayatına mahkum edildilerse, aynı şey bugün bir kez daha Kürdistan kentlerinde uygulanmakta ve insanlar üçer-beşer öldürülmelerinin yanı sıra kitlesel katliam tehdidi altında yaşam alanlarından zorla koparılmaktadırlar.

Suruç ve Ankara katliamlarında yitirdiğimiz canlarımız bizleri bir kez daha tarihsel hafızamızla yüzleşmeye, ama en çok da 70’li yılların katliam günlerine götürdü. Gerek devrimci mücadelenin yakaladığı ivme, gerek açık kitle katliamları olmalarından mütevellit, gerekse de devlet erkinin yönetememe krizini darbe mekaniğiyle aşma istek ve eğilimi ile katliamlardaki devletin rolünden kaynaklı bu böyleydi.

Bu paralellikte değerlendirilebilecek en sarih örnek, hiç şüphesiz ki 19-25 Aralık 1978 Maraş katliamıdır. Öte yandan Maraş, salt katliam boyutuyla değil, devrimcilerin öncülüğünde sergilenen özsavunma pratiğiyle de günümüz siyasal gelişmeleri aynasından anılmayı hak eden bir yerde durmaktadır.

Bilinen tarihiyle Maraş, kent merkezinin ekseriyesi ama özellikle de Yusuflar, Dumlupınar, Yeni Mahalle, Sakarya, İsadivanlı, Duraklı, Serintepe ve Namık Kemal mahalleleri devlet destekli faşist saldırıların yoğunlaştığı mekanlar olmuş, katliam neticesinde yüzün üzerinde Kürt-Türk, Alevi, antifaşist ve devrimci hayatını kaybetmişti. Yine yüzlece ev, işyeri ve araç yakılmış, yağmalanmış, meydana gelen zorunlu göç neticesinde kanlı bir sermaye transferi sağlanmıştır.

Katliamcı faşist güruh tüm bunları ırkçı saiklerle gerçekleştirmiş, erkeklerin sünnetli olup olmamalarına bakılmış, kadın-erkek kendilerince inançlarından şüphe duyduklarına kimi dualar okumaları, kelime-i şahadet getirmeleri, bazı hallerde ise namaza durmaları dayatılmıştır. Saray’ın kontra örgütlenmesi Esedullah Timleri’nin yaptığı gibi Ermenilik küfür addedilmiş. Roman halkımıza yönelik yaşam tarzlarının Türk örf ve ananelerine uymadığı bahanesiyle katliam amaçlı saldırılar düzenlenmiş, fakat bu alçakça girişimler, halkın ördüğü direniş duvarlarına çarparak tuzla buz olmuştur.

Özsavunma direnişinin yükseltilerek katliam saldırılarının püskürtüldüğü asıl merkez ise dönem itibariyle hem Alevi halkımızın yoğunlukta ikamet ettiği hem de devrimci faaliyetin gelişkin olduğu Yörük Selim Mahallesi’dir. Bu özelliği hasebiyle de daha baştan hedef tahtasındadır.

19 Aralık’tan başlayarak gelişmelerin hızla olası bir katliama doğru evrildiğini sezen devrimciler, halka Yörük Selim’de toplanma çağrıları yaparlar. Çağrılara riayet eden halkın bir bölümü Yörük Selim’de toplanırken, devrimci güçler de özsavunmalarını sağlamak adına gerekli önlemleri alırlar. Özsavunma örgütlenmesinin diğer mahallelerde sağlanamayıp Yörük Selim’e daraltılmış olmasında öngörü eksikliğinin yanı sıra dönemin politik gelişmelerine, ‘ruhuna’ uygun bir hazırlığa girişilmemesinin payı büyüktür. Oysa göstere göstere gelen bir katliamdır, Maraş’ta yaşananlar. Katliamcı güçlerce alt yapısı ve örgütlülüğünün günler/haftalar öncesinden hazırlanması bir yana, aynı yılın Nisan ayında Malatya’da, Eylül’ünde ise Sivas’ta benzer Alevi katliamları tertiplenmiş, onlarca kişi yaşamından olmuş, yüzlercesi yaralanmış yine yüzlerce ev ve işyeri yağmalanarak yakılmıştır. Devlet aleni olarak Alevi-Sünni çatışması üzerinden gerici bir iç savaşı kışkırtmak ve buna paralel devrimci yapıları doğacak çelişkiye binaen Alevi kitlesiyle sınırlı, toplumsal tabanı daraltılmış bir alana hapsetmeye ve buradan doğru bir ‘tasfiyeye’ çalışmaktadır.

Yörük Selim’e yönelik saldırılar, binlerce kişiden teşkil güruh tarafından öldürülen TÖB’lü öğretmenler Hacı Çolak ve Mustafa Yüzbaşıoğlu’nun 22 Aralık’taki cenazelerinin akabinde başlar. Öncesinde genel olarak Maraş, özelde Yörük Selim’e tüm giriş ve çıkışlar katliamcılarca tutulmuştur. Yapılan hazırlığa rağmen imkanlar oldukça sınırlıdır. Örneğin bir sokağın başından faşistlere ateş açan devrimciler soluğu hızla başka sokağın girişinde alarak tekrar tetiğe basıyor ve böylece silahlı kuvvet sayısı olduğundan fazla yansıtılmaya çalışılıyordur.

Direniş için ihtiyaç duyulan silah ve savaşçı takviyesi çevre il ve ilçelerden temine çalışılır. Nihayetinde çevre il ve ilçelerden gelenlerin bir kısmı Yörük Selim’e ulaşmakta muvaffak olur. Devrimcilerin özsavunma pratiğiyledir ki, Yörük Selim destansı bir direnişe ev sahipliği yapar. Binlerce insanın hayatı bu sayede kurtulur. Katliamlar esas olarak Alevilerin azınlıkta yer aldığı mahallelerde gerçekleşir. Hayatta kalanlar çoğunlukla ya şans eseri ya da komşularının yardımlarıyla bunu başarır. Kendi özsavunmalarını sağlayarak tek tek evlerini, işyerlerini direniş karargâhlarına çevirenler de bulunmaktadır. Faşistlerle girilen bu yönlü çatışmalar neticesinde saldırıları püskürterek kurtulanların varlığı özsavunmanın bir başka hakikatidir.

Katliamlar gerçekleşirken ortalıklarda görünmeyen polis ve jandarma kuvvetleri, karakol ve bölüklerine çekilerek yaşananlara göz yummuş, dahası ön açıcı bir pozisyonda durmuşlardır. Her şeyin merkezi devlet yönetimince idare edildiği aşikârdır. Ne zaman ki 24 Aralık’tan itibaren coğrafya çapında birçok ilde protesto gösterileri, eylemler patlak vermiş ancak ondan sonra katliam sonlandırılmak zorunda kalınmıştır. Zira, eylemler hayli yaygın ve ses getiricidir. İstanbul, İzmir ve Ankara başta olmak üzere; Samsun, Adana, Uşak, Antep, Eskişehir, Bursa, İzmit, Mersin, Antalya, Artvin, Denizli, Zonguldak, Muğla, Rize ve daha birçok ilde korsan gösterilerden bildiri ve afiş asma/dağıtmalara, okul işgallerinden boykotlara, grevlerden gecekondu mahalle direnişlerine, karşılıklı çatışmalara kadar bir dizi eylem biçimi uygulanmış; memurundan işçisine, öğrencisinden mahalle halkına hemen her kesimden antifaşist, demokrat kesimler sürecin özneleri olarak özsavunma direnişinin parçaları haline gelmişlerdir. Benzer yaygınlık ve kitlesellikte militan direniş, TARİŞ direnişi esnasında da sergilenecektir. Keza, 50 dolayında insanın öldürüldüğü, 100’den fazlasının yaralandığı 1-4 Temmuz 1980 Çorum Katliamı’nda tablonun çok daha ağırlaşmamasının tek nedeni barikat başlarında sergilenen özsavunma direnişinin kendisidir.

Bugün yaşanan özsavunma pratiklerindeki temel eksikliği Maraş ve Tariş örneklerindeki gibi bir direniş halkasının örülmemesi oluşturmaktadır. Bu ise esasen ‘Batı’ merkezli örgütlü bulunan emekçi sol hareketin omuzlarında olan bir ‘yük’tür. Faşizm hattını dün nasıl ki Alevi-Sünni karşıtlığı üzerinden kuruyorduysa bugün aynı şeyi Kürt-Türk ayrışması ile sağlamaya çalışmaktadır. Oysa saldırıların yelpazesinin ezilenlerin tüm mücadele dinamiklerini kapsayacak tarzda geniş olduğu, 7-8 Eylül linç, yağma ve yakma günlerinde net biçimde görülmüştür. Kürdistan’daki özsavunma direnişlerinin kırılması durumunda, Batı merkezli devrimci-demokratik mücadelenin faşizmin çıplak hedefine dönüşeceği açıktır.

Bugünkü özsavunma direnişlerini sahiplenmesi gerekenlerin başında hiç şüphe yok ki Alevi halkımız gelmelidir. Nasıl ki bundan 37 yıl evvel Aleviler katledilerek zorunlu sürgün hayatına mahkum edildilerse, aynı şey bugün bir kez daha Kürdistan kentlerinde uygulanmakta ve insanlar üçer-beşer öldürülmelerinin yanı sıra kitlesel katliam tehdidi altında yaşam alanlarından zorla koparılmaktadırlar.

Dün Maraş’ı gerçekleştirenler bunu toplumsal yaşamı terörize etme, halkın genelinde korku duygularını örgütleyerek bir ‘güvenlik’ sorunsalı üzerinden askeri faşist darbenin zemini kılmışlardı. Bugün de benzer bir yol tutturulmakta, fiili Saray darbesi bu vesileyle ‘hukuki’ dayanaklarına kavuşturmak istenmektedir.

Ve tam da bu sebeplerden bugün Maraş’ı anlamak, katledilenleri anmak ve yaşananları unutmamak, Kürdistan’daki özsavunma direnişlerinin yanında alınacak eylemli duruştan geçmektedir. Ölümsüzleşenlerimizin mücadelemizde yaşatılmasının aktüel politik karşılığı bu değilse, nedir?

* Atılım Gazetesi’nin 18 Aralık 2015 tarihli 203. sayısında yayımlanmıştır.

Yorum yapabilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız gerekmektedir. Giriş

Yayın tarihi: 2 Ocak 2016, Cumartesi 12:03
Kategoriler: Atılım Dosya, Haberler, Politika