One minute düştü 

One minute düştü 

FUAT UYGUR-

“One minute” repliğiyle başlayan, “Filistinli kardeşlerim” diye devam eden ajitasyon konuşmalarına bakarsanız, Erdoğan ve onun “stratejik derinlik” uzmanı yedeği; Ortadoğu’da “bağımsız” hamlelerle yükselen bir yıldız olacaktı. Erdoğan’da İsrail’le ilişkilerini, “One minute” diye tutturarak yıllarca halklarımıza yedirdi. Artık “One minute” de düştü.

Türkiye gibi Amerikan emperyalizmine göbekten bağlı bir ülkenin, Ortadoğu gibi bir coğrafyada bağımsız bir dış politika izlemesi mümkün mü? Asla böyle bir şeyin söz konusu olamayacağı, son İsrail ilişkileri ile bir kez daha teyit edilmiş oldu.

“One minute” repliğiyle başlayan, “Filistinli kardeşlerim” diye devam eden ajitasyon konuşmalarına bakarsanız, Erdoğan ve onun “stratejik derinlik” uzmanı yedeği; Ortadoğu’da “bağımsız” hamlelerle yükselen bir yıldız olacaktı. Osmanlıcılık hayallerinin süslediği bu coğrafyada istedikleri gibi at koşturabileceklerini umuyorlardı. Bunun ön koşulu da, “din kardeşliği” söylemiyle Sünni koalisyon kurarak bölgesel hakimiyet alanı genişletilmeliydi. “Altı saate kalmaz Şam’da oluruz” hevesleri Rojava devrimine toslayınca, boyunlarının ölçüsünü aldılar. Yalnızca Suriye’de değil, Irak ve bir bütün olarak Ortadoğu politikasında şişirdikleri bütün balonlar ellerinde patladı.

Günlerdir, Ankara’nın İsrail’le yeniden ilişkileri genişletmek için yaptığı anlaşmanın içeriği tartışılıyor. Peki, İsviçre’de aylar öncesinden başlayan ve içeriği yeni yeni servis edilen görüşmeler ne anlama geliyor?

Türkiye, tamamıyla batağa sürüklendiği Ortadoğu macerasında İsrail’e can simidi gibi sarılıyor, hepsi bu.

Toplamı on madde olduğu ve beş maddesinin sızdırıldığı ön anlaşma çerçevesine göre İsrail, Mavi Marmara katliamından sonra taraflara tazminat ödemeyi kabul etti, bunun karşılığında Türkiye de katliama katılan yetkililerle ilgili şikâyetini geri çekti. Karşılıklı büyükelçiler yeniden atanacak. İki ülke arasında doğalgaz imkânları araştırılacak, Türkiye ise Hamas’ın önemli isimlerinden Salih El Aruri’yi sınır dışı edecek.

Anlaşma içeriklerinden hangi madde Türkiye’nin lehine. İsrail, başından beri tazminat ödemeye zaten hazırdı, aradaki başka pürüzlerin ortadan kaldırılmasını istiyordu; şimdi istediğini aldı.

Türkiye, tamamen haklı olduğunu iddia ettiği (Mavi Marmara katliamı) meselede bile tavizler vererek, İsrail’le ilişkilerini derinleştireceğini dünyaya duyurmuş oldu. Burada bir duruma açıklık getirmek gerekir. Türkiye, “One minute” çıkışından beri İsrail’le ilişkileri gergin gösterse de, başta ekonomik alanda olmak üzere birçok zeminde ilişkilerini ziyadesiyle geliştirmiştir. Özellikle ticaretin kat kat artması, iki ülkenin birbirine fazlasıyla ihtiyaç duyduğunu gösteriyor. Hâlihazırda Türkiye’nin dünya pazarına sunduğu DAİŞ petrolünün en önemli alıcısının İsrail olduğu da bir sır değil. Tıpkı Türkiye gibi İsrail’in de “DAİŞ bizim için tehdit unsuru değil” açıklamalarını sık sık yapması da bu kirli işbirliğinin yansımasıydı.

İsrail’le ilişkilerin resmi düzeyde yeniden tahkim edilmesiyle, tarihsel/stratejik suç ortaklığının yeni düzeyde sürdürülmesi karar altına alınmış oluyor. Türkiye, DAİŞ’le ilişkilerinde İsrail gibi bir partneri yanına alarak, dünya pazarına daha kolay çıkabileceğini umuyor.

DAİŞ petrolleri üzerinden süren “gizli” ittifakın sürdürülebilirliğinin sınırlı olduğu iki taraf için de bilinmekteydi. Zaten DAİŞ’in elindeki petrol rezervleri de sınırlıydı ve kısa vadede elden çıkarılan petrol, Türkiye-İsrail arasında pay edilmişti. Özellikle DAİŞ’in Fransa’daki eylemlerinden sonra bu çıkar ilişkisinin daha fazla devam edemeyeceğini Tel Aviv ve Ankara çok iyi biliyor. Uluslararası arenada tecrit edilmek yerine, güçlerini birleştirerek yeni bir pozisyon almaları gerekiyordu. Bu, özellikle Türkiye için daha da yakıcı bir hal almıştı. Türkiye’nin Rusya ile girdiği uçak krizinden sonra, yeni bir manevraya ihtiyacı vardı, İsrail imdada yetişti.

TÜRKİYE HİZAYA ÇEKİLDİ

Keza, İsrail doğalgazının Türkiye üzerinden Avrupa’ya nakli projesi de, Rusya’ya karşı bir hamle olarak ısıtılmaktadır. Bunun olabilirliği, İsrail doğalgazının arz/talep ihtiyacına yanıt verip vermediği bir yana, enerji nakil hatları üzerinden emperyalist tekellerin daha büyük kapışmasını da beraberinde getirecektir. Bu anlamıyla proje, uçak krizini maniple etmek için ortaya atılmış aparat olmaya adaydır.

Türkiye, İsrail’e sarılarak Ortadoğu batağından çıkmaya çalışıyor. Yalnız bu tek taraflı bir ilişki de değildir. Zira, İsrail açısından da Türkiye’nin suç ortaklığının devam etmesi çok önemli bir yerde durmaktadır. Güncel yakıcılığı itibarıyla ele alındığında Türkiye-İsrail gizli görüşmeleri, Ortadoğu’da dengelere eskiye dönüşün sinyallerini de vermektedir. Türkiye’nin, Erdoğan-Davutoğlu kliğinin “stratejik derinliği” ile beraber Yeni Osmanlıcılık hayali suya gömülmüştür. Artık eskiye, ABD hegemonyası altında siyaset yapma döneminin kapısı sonuna kadar aralanmaktadır. Suriye’deki gelişmelere bağlı olarak bir yere kadar ABD’nin de tolere ettiği Türkiye’nin Ortadoğu hevesleri, Rusya’nın aktif olarak devreye girmesiyle “dengeli” politikalara yerini bırakması gerekirdi. Bu dengenin ilk adımı da, İsrail’le ilişkilerin “normalleştirilmesi”nden geçmektedir. Türkiye, bu anlamıyla hizaya, eskisinden daha da kapsamlı ABD’nin dümen suyuna çekilmiş oldu.

İsrail’le tokalaşan Türkiye, esas olarak ABD’ye kartlarını sonuna kadar açmış oluyor. Bu durumun bölge politikaları açısından yansımaları, kısa vadede büyük bir değişiklik yaratmayabilir. Zira, ABD’nin ve batı emperyalizminin öncelikleri, Türkiye’nin temel beklentileriyle örtüşmemektedir. “Altı saatte Şam’da olma” hayali bir yana, Türkiye, daha bir süre Avrupa’dan gelecek para karşılığı elindeki mültecilerle yetinmek durumunda kalacaktır. Ama İsrail için durum aynı değil.

Nitekim, İsrail’le görüşme masasında yer alan “Gazze ablukasının kaldırılması” maddesi, belirsiz bir tarihe ertelendi. Diplomaside bunun anlamı, söz konusu maddenin bir daha gündeme getirilmeyeceğidir. Yani, İsrail, Türkiye’nin de açık desteğiyle Filistin halkına çok daha pervasızca saldıracaktır.

Neden mi bu kadar emin konuşuyoruz. Erdoğan’ın akıl hocası, siyonist İsrail devleti karşıtlığıyla siyasi prim toplayan Necmettin Erbakan da, 1996’da İsrail’le stratejik işbirliği anlaşması imzalayarak yolu açmıştı. Boynuz kulağı geçti. Beş vakit “siyonist İsrail”e beddua eden Erbakan’ın yerine geçen “One minute”ci Erdoğan arasında hiçbir fark yok. Kumaşları aynı.

***

1993 yılında ABD, Somali’yi işgale girişti. Başkent Mogadişu’da direnişçiler, ABD’ye ait Blackhavk (Kara Şahin) modeli bir helikopter düşürdü. Askeri literatüre “Kara Şahin düştü” diye geçen bu direniş üzerine ABD, kolayca işgal edeceğini düşündüğü Somali’den aynı gün çıktı.

Erdoğan da, İsrail’le ilişkilerini “One minute” diye tutturarak yıllarca halklarımıza yedirdi. Artık “One minute” de düştü.

*Atılım Gazetesi’nin 25 Aralık 2015 tarihli 204. sayısında yayımlanmıştır.

Yorum yapabilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız gerekmektedir. Giriş

Yayın tarihi: 2 Ocak 2016, Cumartesi 15:28
Kategoriler: Dünya, Haberler, Politika