ESP Genel Başkanı Sultan Ulusoy: Özyönetim doğrudan demokrasinin ileri bir örneği

ESP Genel Başkanı Sultan Ulusoy: Özyönetim doğrudan demokrasinin ileri bir örneği

Özyönetim direnişine destek veren konuşması nedeniyle hakkında soruşturma açılan ESP Genel Başkanı Ulusoy, Kürt halkının kendi kendini yönetme isteğinin meşru ve demokratik bir hak olduğunu söyledi. Ulusoy, ESP’nin Batı’da yaşayan halklara özyönetimi anlatmak için başlattığı kampanya çalışmaları hakkında da bilgi verdi.

İSTANBUL- DTK Genel Kurulu’nda Kürt halkının özyönetim direnişine destek veren konuşması nedeniyle hakkında soruşturma açılan Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Genel Başkanı Sultan Ulusoy, Kürt halkının kendi ülkesinde kendi kendisini yönetmesinin en demokratik bir hak olduğunu söyledi.

Sur, Cizre ve Silopi başta olmak üzere Kürdistan’da halkın Saray rejimine karşı sürdürdüğü özyönetim direnişini selamlayan Ulusoy, halkın mücadelesini büyütmek için Batı’da Saray rejiminin saldırılarına sessiz kalan örgütsüz yoksul milyonlara özyönetim konusunda aydınlatmak üzere kampanya başlattıklarını söyledi.

Ulusoy, Kürt halkının özyönetim direnişi ve ESP’nin Batı’da başlattığı aydınlatma faaliyetine ilişkin ETHA editörü Önder Öner’in sorularını yanıtladı. Ulusoy’un yanıtları şu şekilde:

Kürdistan’da devlet terörüne karşı özyönetim direnişi sürüyor. DTK genel kurulu ile süreç yeni bir boyuta evrildi. Genel kurula siz de katıldınız, nasıl değerlendiriyorsunuz?

DTK olağanüstü bir kongre gerçekleştirdi. Özyönetim konusunda deklarasyon yayınlandı. Hepimizin bildiği gibi özyönetim ilanı fiilen gerçekleştirilmiş ve aylara yayılan özyönetim direniş süreciyle karşı karşıyaydık. Bu kongre, özyönetim direnişlerinin siyasi olarak formüle edilmiş hali oldu.

Kongre, Kürt halkının kendi yurdunda kendi kendini yönetmesi konusunda çok açık ve doğrudan bir söz söylemiş oldu. Bunu da özyönetim deklarasyonuyla hangi biçim altında sürdüreceğini ilan etti. Diğer yandan kongreye, Batı’dan HDK ve HDP bileşenleri de katıldı. Onlar da Kürt halkının özyönetim ilanını, deklarasyonda ilan edilen başlıklarını desteklediklerini ilan ettiler. Dolayısıyla, Kürt halkının kendi kaderini tayini açıktan destek sundular. Kongrenin bu anlamıyla önemli olduğunu düşünüyorum.

DTK Genel Kurul’nun sonuç bildirgesinde ilk olarak Kürt halkının kendi kendisini yönetmesi anlamında vurgu var. Batı bakımından ise bütün kuvvetlere işçilere, ezilenlere, kadınlara, gençlere de çok açıktan demokrasi mücadelesi çağrısı var. Doğrudan demokrasinin ileri biçimi olarak bu kesimlerin böyle bir modelle yürüyebileceklerine vurgu var.

ÖZYÖNETİM DOĞRUDAN DEMOKRASİNİN İLERİ BİR ÖRNEĞİ

Partinizin özyönetim ve demokratik özerklik projesine ilişkin yaklaşımını biraz açar mısınız?

Partimiz, Kürt halkının kendi ülkesinde kendi kendisini yönetmesini, bunun hangi biçimde yapacağını kendisinin karar vermesini en doğal, en meşru ve en demokratik hak olarak görüyor. Bunun biçimi ne olacaksa, özyönetim mi olacak, yoksa ayrı devlet biçiminde mi olacak, en nihayetinde Kürt halkının kendi kaderini tayin hakkını sonuna kadar destekliyoruz.

Programatik görüş açısından biz halk cumhuriyetleri birliğini esas alıyoruz. Ama özyönetim ilanının doğrudan demokrasinin ileri bir örneği olarak, güncel bir ihtiyaca yanıt verdiğini düşünüyoruz. Bugün Kürt özgürlük hareketi, demokratik kolektif haklarının kabulü bakımından belki de olabilecek en geri noktadan bir biçim öneriyor. Hem Kürt halkının kendi kaderini tayininde bir biçim olarak, hem de daha ileri taleplerin elde edilmesinde önemli basamak olması itibariyle destekliyoruz. Bunun inşa edilmesi sürecinde de bütün emeğimizi ve çabamızı ortaya koyacağımızı kongrede ifade etmiştik.

‘BATIDA EZİLEN KESİMLERİN AYDINLATILMASI GEREK’

Özyönetim Batı’da mümkün mü?

Özyönetim, doğrudan demokrasinin uygulanması açısından gelişkin bir örnek. Ama kabul etmek gerekir ki özyönetim fikri ve pratiği konusunda Batıdaki ezilen kesimlerin ikna edilmesi gerek. Eğer Batıdaki işçiler, emekçiler, kadınlar, gençler aydınlatılır ve ikna sürecine girerlerse, o aydınlatmanın sonucuna bağlı olarak kendileri bakımından da ileri bir model olduğunu görebilirler. Bugün henüz bunun oluştuğunu söyleyemeyiz. Ama aydınlatma faaliyetleriyle bunun gerçekleşebileceğini ifade edebiliriz.

‘HALKIN KENDİNİ SAVUNMASINDAN DAHA DOĞAL BİR ŞEY OLAMAZ’

Kürdistan’da özyönetim direnişlerine katılıyor musunuz?

Sosyalist yurtseverler olarak Kürdistan’da bulunduğumuz her kentte özyönetim direnişlerinde yer aldık. Direnişlerin büyümesi için de elimizden gelen emeği ortaya koyduk. Bundan sonra da böyle olacak. Batı bakımından ise esas olarak sorumluluğumuzu, işçilere, emekçilere, kadınlara, gençlere özyönetim fikrini anlatmak, hem doğrudan demokrasinin örneği olarak, hem de Kürt halkının kendi ülkesinde nasıl yönetileceğine kendisinin karar vermesinin meşru hak olduğu gerçeğinden hareketle aydınlatma çalışması olduğunu düşünüyoruz. Bu aydınlatmaya bağlı olarak, Batı’daki mücadeleyle Kürdistan’daki mücadelenin ortaklaştırılması, Saray cuntasına karşı güçlü bir cephe örülmesi misyonu biçiyoruz kendimize.

AKP ZULMÜNE KARŞI ORTAK MÜCADELE ÖRÜLMELİ

Kürt halkının direnişi ile Batıdaki güçlerin tek bir cephe oluşturması fikrini biraz açar mısınız?

Saray cuntası 7 Haziran’dan itibaren saldırı başlattı, savaşı tırmandırdı. Hem Batı’da hem Kürdistan’da topyekün bir imha saldırısına girişti. Kürdistan’da katliamları devlet politikası düzeyine çıkarırken, Batı’da da bu katliamlara karşı çıkabilecek, Batı ile Kürdistan’daki mücadeleyi ortaklaştırma potansiyeline sahip olabilecek kesimlere dönük saldırı söz konusu. Dolayısıyla, topyekün saldırıya topyekün direnişle yanıt vermek gerek. HDK ve HDP bunun temel araçlarındandır. Ama kabul etmek gerekir ki, HDK ve HDP dışındaki kuvvetler de Saray cuntasına karşı mücadelede önemli yer tutabilirler. Yani, HDK ve HDP içinde yer almayan ama AKP diktatörlüğünün zulüm politikalarına karşı durabilecek önemli bir kesim söz konusu. Biz, ortak mücadeleyi örebilecek kesimlerin yan yana gelmesi gerektiğine inanıyoruz.

Örneğin İstanbul’da oluşturulan Emek ve Demokrasi Koordinasyonu bunlardan biri. Oldukça geniş kapsamlı bir koordinasyon. İçinde HDK ve HDP bileşenleri dışında, ilerici, antifaşist, devrimci partiler ile emek örgütleri de yer almaktadır. Koordinasyonun İstanbul dışında da yaygınlaştırılması gerektiğini düşünüyoruz. Bunu bütün saldırılara karşı yürütülecek birleşik mücadele bakımından son derece önemli görüyoruz. Birleşik mücadeleyi yükseltmek tercih olmaktan çıkıp artık bir zorunluluğa dönüşmüştür. Siyasi gelişmeleri bu şekilde okumayan, birleşik mücadelenin içinde yer almayan kesimlerin de süreci yanıtlama iddialarının zayıf olduğunu söylemek zorundayız.

Hendeklerle ilgili bir tartışma başlatıldı, siz ne düşünüyorsunuz?

Hendekler ya da özyönetim direniş biçiminde ortaya çıkan diğer araç ve biçimler, özsavunmanın yalın biçimlerinden biri olarak görülmelidir. Tanklarla, bombalarla saldırıların gerçekleştirildiği bir ortamda, halkın kendini savunmasından daha doğal bir şey olamaz.

ESP BATI’YA ÖZYÖNETİMİ ANLATACAK

ESP’nin özyönetim başlıklı kampanyasının talepleri nelerdir?

Kürdistan’da yürütülen katliamlara dur demek üzere yola çıktık. Bu kapsamda sıkıyönetimin kaldırılması, sokağa çıkma yasaklarının son bulması, Kürdistan’daki polis ve özel tim terörünün son bulması, savaş suçu işleyenlerin cezalandırılması, Dolmabahçe Mutabakatı düzeyinden Sayın Abdullah Öcalan’la tekrar görüşmelerin başlatılması, Kürt halkının ilan ettiği özyönetim iradesinin kabul edilmesi ve son olarak da Rojava konusunda AKP diktatörlüğünün düşmanca tutumundan vazgeçmesi talepleri öne çıkıyor.

Kampanya çalışmaları nasıl sürecek, ne tür çalışmalarınız olacak?

Kampanyayı, Batı’daki işçi ve emekçileri aydınlatmak ve taraflaştırmak üzerine kurguluyoruz. Bulunduğumuz her ilde aydınlatma ve sokak ayağı güçlü olan bir çalışma öngörüyoruz. Bildiri, afişlerin, panellerin, söyleşilerin yer aldığı, sokak eylemleri biçimiyle kampanyanın güçlendirildiği biçim düşünüyoruz. İstanbul’da eş güdümlü olarak bütün ilçelerde başlatıldığı, belirli bir aşamadan sonra bir başka ilçeye, bayrak yürüyüşü biçiminde, bayrağın devredilmesiyle birlikte etkinliklerin o ilçede yoğunlaştığı, öne çıktığı bir biçim öngörüyoruz.

‘FATSA’DAN GEZİ’YE BATI’NIN ÖZYÖNETİM DENEYLERİ VAR’

Türkiye mücadele tarihinde Fatsa’dan Gezi komününe kadar özyönetim deneyimleri mevcut. Bu birikim, Kürt halkının özyönetim direnişi ile nasıl birleşebilir?

Özyönetim konusunda Batı’daki en gelişkin örneklerden biri Fatsa deneyidir. 7’den 70’e bütün kentin halk komiteleri biçiminde örgütlenmesidir. Fatsa’da ortaya çıkan deney, özyönetimin gelişkin bir örneğidir.

İşçi direnişlerini de ekleyebiliriz. Örneğin TEKEL, Seydişehir, SEKA direnişleri, daha eskisi Alpagut direnişidir. Daha yakın örneklerden Kazova. Bu direnişler mikro düzeyde ama bir fabrikada işçilerin kendi kendini yönetme deneyimi olarak öne çıkmaktadır.

Biz Batı’daki işçilere, emekçilere, gençlere, kadınlara Kürdistan’daki özyönetimi anlatırken, onlarla birlikte taraf olmayı anlatırken bu deneyimleri anlatmayı, öne çıkarmayı önemsiyoruz. Gezi ayaklanmasında ortaya konulan irade, Taksim komününde halkın kendi kendini yönetme deneyimi özyönetimin bir biçimidir.

Kampanya çalışmaları esnasında Batı’daki halklara, siz nasıl ki AKP’nin tekçi yaklaşımlarına karşı onur ve özgürlük mücadelesi sürdürdüyseniz, kısa süre bile olsa kendi kendinizi yönetme deneyi kazandıysanız, bunu en doğal hakkınız olarak gördüyseniz, Kürt halkının da kolektif haklarını kazanmak için demokratik taleplerini elde etmek için tutum alması, kendini yönetme iradesi ortaya koyması o kadar doğaldır.

Haziran ayaklanmasının ardından oluşturulan park forumlarının, güncel olarak zayıf ancak gizli bir potansiyel olarak var olduğunu ortaya koymak gerek. Çok uzun zaman geçmedi Taksim komününün üzerinden. Bazı ilçelerde o dönemde oluşmuş olan park forumlarının, dayanışma hareketlerinin hala yaşadığını, en azından bölgeye dönük çaba içinde yaşadığını da biliyoruz.

* Atılım Gazetesi’nin 1 Ocak 2016 tarihli 205. sayısında yayımlanmıştır.

Yorum yapabilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız gerekmektedir. Giriş

Yayın tarihi: 7 Ocak 2016, Perşembe 14:43
Kategoriler: Güncel, Haberler, Politika