Örgütçüler Konferansı: Daha güçlü siyasi atılımlar için örgütsel atılım

Örgütçüler Konferansı: Daha güçlü siyasi atılımlar için örgütsel atılım

SULTAN ULUSOY-

Örgütçüler Konferansını, önemli politik gelişmelerin yaşandığı bir dönemde gerçekleştirdik. Politik İslamcı faşist saray darbecilerinin Kürdistan’da Kürt halkının özyönetim iradesini katliamlarla yanıtladıkları, Batı’da ise ev infazları ve gözaltı terörüyle devrimcileri, sosyalistleri geriletmeye, sindirmeye çalıştıkları bir dönemde hayata geçirdik konferansı. Zamanın ruhuna uygun olarak Konferansımız, Kürdistan’da sürmekte olan destansı özyönetim direnişlerine atfedildi. Adeta ateşten günler yaşadığımız bir süreçte böyle bir tercihte bulunmak, Konferansa atfettiğimiz önemi göstermesi bakımından dikkat çekicidir. Partimiz, denklemi “daha güçlü siyasi atılımlar için örgütsel atılım” üzerine kurdu. Kuşkusuz bu, Örgütçüler Konferansı’nın örgütsel atılımda oynayabileceği role ve beklentimize de işaret ediyor.

Konferansımız, bir bakıma eylem içindekilerin politik-örgütsel önderlik niteliklerini tartıştıkları bir platform olduğundan mücadelenin bütün coşku ve heyecanını taşıyordu. Ve diyebiliriz ki, bu heyecan ve coşku, başladığı ilk dakikadan bitişine kadar hissettirdi kendini. Partisine, eylemine güvenmenin yarattığı bir güvendi bu. Yani kof, temelsiz bir güven değildi. Böyle olduğu içindir ki, kolektif eleştirinin-özeleştirinin etkin olarak kullanıldığı bir platform oldu. Delegeler sakınımsız tarzda örgütlenme ve kadro sorunlarına ilişkin eleştiri ve gözlemlerini sundular, olması gerekene dair görüşlerini ifade ettiler.

Konferansımız; örgütçü, örgütçünün özellikleri, düzenli organ yaşamı, örgütsel gelişim stratejisi, örgütlülük düzeyinin yükseltilmesi, kadrolaşma, taze güçlere ulaşma gibi örgüt ve kadro sorunlarını tartıştı. Partinin bu konularda ulaştığı düzey nedir, nasıl bir istikrara sahiptir, istikrarsızlığımızda öne çıkan etkenler nelerdir, bugünkü pratiğimizin genel görünümü nedir gibi sorulara yanıtlar aradı. Konferansımız, bir yandan partinin kolektif deneyim ve birikimlerine atıflarda bulunup bu alandaki perspektifleri güncellerken bir yandan da güncel deneylerin eleştirel analizini yapmaya çalıştı. Dolayısıyla Konferans, kolektif birikimin emilmesi kadar yakın dönem pratiğimizi tartışma görüş açısıyla da hareket etti. Bu anlamıyla Konferans, partimizin örgüt, örgütçülük, kadro politikası alanındaki genel perspektiflerin kavratılmasında olduğu kadar güncel deneyimlerin eleştirel analizlerinden çıkan sonuçlara bağlı olarak yön tayininde de önemli bir rol oynadı.

Kuşkusuz ki Konferans, genç örgütçülerin yakın dönem pratikleri ve yeni örgüt, araç ve biçimleri üzerine tartışmaları için önemli bir fırsattı. Özellikle, Haziran isyanı sonrası sıklıkla tartışılan konuların genç delegeler tarafından gündemleştirilmesi yönlü ciddi bir beklenti söz konusuydu. Hitap ettiğimiz kitlenin profilinde nasıl bir değişim yaşandı; özlem ve talepleri, eğilimleri nelerdir, sosyal paylaşım alanları nerelerdir, hangi araç ve biçimlerle örgütlenmeye yatkındırlar vb. Bütün bu soruların genç delegeler tarafından yanıtlanacağı ve bu konularda Konferansımıza öncülük edecekleri varsayılıyordu. Genç bir bileşime sahip Konferansın bu beklentiyi karşılamasının koşulları mevcuttu. Bu beklenti, belirli düzeylerde karşılansa da bu alanlardaki yoğunlaşma ve derinleşme ihtiyacımız devam ediyor. Bu gerçekle de bağı içinde Konferansta partinin kolektif deneyim ve birikimlerinin, bu alandaki perspektiflerinin kavratılması yönünün öne çıktığının altını çizmeliyiz.

Konferansın kadın ve gençlik ağırlıklı oluşu, partimizin kendini tanımlayışına ve gelecek perspektifine uygun bir görünüm oluşturdu. Sevinerek belirtelim ki, kadın delegeler nicelik olarak Konferansın çoğunluğunu oluşturmanın yanı sıra nitelik olarak da öne çıktılar. Tartışmalara etkin katılmaları, fikir oluşturma ve ifade etme konusundaki ataklıkları belirgin biçimde öne çıktı. Kadın yoldaşların Konferansın verimliliğinde etkin rol oynamaları, partinin siyasi-örgütsel atılımındaki iddialarını yansıtması bakımından özellikle önemlidir. Öte yandan bu tablo, uzun zamandır yeni kadın kadrolar yetiştirme konusundaki yetersizliklerimizi aşabileceğimize dair adeta müjde niteliğindedir. Kuşkusuz ki bu önemli verinin hayat bulması bütünüyle bu gerçeğe uygun bir örgütsel pratik sergilemekle olanaklıdır.

Konferansın genç bir bileşimden oluşması, çalışmanın dinamizmini yükselttiği gibi yeniliklere açıklık konusunda da aşı niteliği taşıdı. Genç yoldaşlar, siyasal çalışmada olduğu gibi Konferans tartışmalarında da ataklıkları ve enerjiklikleriyle öne çıktılar. Gençliklerine karşın partinin siyasi çizgisini kavrama ve örgütsel perspektiflerini algılamadaki hızları takdire değerdi. Doğrusunu söylemek gerekirse, genç yoldaşların sorunları ve çözümlerini tartışma tarzları, deneyimli pek çok yoldaş için öğretici nitelikteydi. Kimi örgüt ve kadro sorunlarının çözümünü adeta kader gibi algılayan, farkında olarak ya da olmayarak umutsuzlaşmış olan yoldaşlara en esaslı yanıtların genç dimağlardan gelmesi sevindirici olduğu kadar düşündürücüdür de. Genç delegelerin mücadele yaşlarının doğal bir sonucu olarak, henüz kolektifin örgüt ve örgütlenme perspektiflerine hakim olmamalarına karşın, her dönemin kendine ait kadro ve örgüt sorunları olabileceği gerçeğini kavramış olmaları, önemli bir niteliğe işaret ediyor.

Kürdistan delegelerinin içinden çıkıp geldikleri siyasal mücadelenin tüm sıcaklığını, canlılığını platforma dolaysız biçimde yansıtmaları umut verici bir diğer gerçek olarak mutlaka belirtilmeli. Kürdistan’da güçlenen siyasal etkimiz ve yeni kuvvetlerle buluşma gerçekliğimiz, bütün pozitif ögeleriyle tartışmalara yansıdı. Bu gerçeklik, tartışmaları nitelik olarak güçlendirdiği gibi karşılıklı etkileşim ve Kürdistan delegelerinin özgüvenlerini de güçlendirici bir rol oynadı.

Delegelerin neredeyse tamamının tartışmalara etkin biçimde katıldıkları, salt oturumların değil, oturum aralarının da canlı tartışmalara sahne olduğu, farklı devrimci paylaşımlarla yoldaşlık ilişkilerinin güçlendirildiği verimli, üretken bir çalışmayı geride bıraktık. Örgütçüler Konferansı, var ettiği bu niteliklerle Parti tarihimizde bugün ve gelecekte söz söylemeye aday bir platformdur. Gerek sergiledikleri kafa emeğiyle bütün delegeler, gerekse fiziki emekleriyle katkıda bulunan konferans emekçileri, tarihin bu anına özel katkıda bulundular. Eğer Konferansımız öngördüğümüz biçimde yeni siyasal atılımları sağlayacak örgütsel atılımların manivelasına dönüşürse, bunun ardındaki tılsımın kolektif akıl ve emek olduğu gerçeği asla yadsınmamalı.

Kuşkusuz Konferans, bir yandan yeniyi tartışmaya çalışırken bir yandan da kolektifin biriktirdiği deneyleri anımsatma, genç parti kitlemize kavratma düsturundan hareket etti. Bu anlamıyla asla ama asla “Amerika’yı yeniden keşfetme” iddiasında olmadı. Konferans metinlerinin bu gözle incelenmesi bizi gerçeğimize daha fazla yakınlaştıracaktır. Öte yandan, iyi bilinen bir gerçeği ifade etmekte yarar var. Metinlerin, bildirgelerin kendi başlarına bir kıymetleri yoktur. Onlara kan ve can verecek olan praksistir. Konferans sonuç bildirgesinin yaşamda karşılık bulması bütünüyle siyasal çalışmamıza, örgütsel hareket tarzımıza bağlıdır. Genç bir bileşene sahip olan bir parti olarak, açık ki önümüzde duran temel görev, parti gövdemizi Örgütçüler Konferansının düzeyine yükseltmektir. Bunu başarabildiğimiz oranda konferans direktiflerini yaşamla buluşturmuş olacağız.

*Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Genel Başkanı

** Atılım Gazetesi’nin 8 Ocak 2016 tarihli 206. sayısında yayımlanmıştır.

Yorum yapabilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız gerekmektedir. Giriş

Yayın tarihi: 18 Ocak 2016, Pazartesi 13:59
Kategoriler: Haberler, Makaleler, Rota