Zamlar ve tanklar

Zamlar ve tanklar

OLCAY ÇELİK –

Devlet, kendini hissettirmeye başlayan küresel ekonomik kriz doğrultusunda gelirlerini ve harcamalarını yeniden yapılandırıyor. Emekçilerin yaşam maliyetini yükselten bu ve benzeri zamların çok daha fazlası da yolda. Emekçi kitlelere dayattıkları ekonomik yıkımı savaş naralarıyla geçiştirmeye çalışmaları bu yüzdendir.

Devlet, kendini iyiden iyiye hissettirmeye başlayan küresel ekonomik kriz doğrultusunda gelirlerini ve harcamalarını sermaye sınıfı ve egemen yönetici kesimler lehine yeniden yapılandırıyor. Bunu yaparken, emekçi halklara iyileştirmeler yapıyormuş gibi gözüküp, diğer yandan da bu iyileştirmelerin maliyetini ve hatta daha fazlasını yine işçi sınıfına yüklüyor.

Örneğin, geçtiğimiz Aralık ayında sermaye ile birlikte kurdukları Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun da yaklaşık 18.5 milyar TL’ye tekabül eden net 300 TL’lik asgari ücret artışının yüzde 40’ının kamu kaynaklarından ödenmesine karar verdiler. Bu da yetmedi, yeni yılla birlikte elektriğe; motorlu taşıtlar, çevre temizlik, özel işlem ve damga vergilerine; pasaport, nüfus cüzdanı, ehliyet, noter harçlarına, alkol ve sigaraya, cep telefonuna, trafik sigortasına, köprü ve otoyol geçişlerine yüzde 5’lerden yüzde 35’lere varan oranlarda zamlar yapıldı. Emekçilerin yaşam maliyetini yükselten bu ve benzeri zamların çok daha fazlası da yolda. Bu kantarın bu sıkleti çekmeyeceğini iyi bildiklerinden, Kürt halkına açtıkları savaşla birlikte harlanan faşizm rüzgarının sarhoş edici etkisine muhtaçlar. Emekçi kitlelere dayattıkları ekonomik yıkımı savaş naralarıyla geçiştirmeye çalışmaları bu yüzdendir.

Öncelikle şu kantarın topuzuna biraz daha yakından bakalım. 2015’de üretilen toplam ekonomik gelirin sadece yüzde 40’ını alan yaklaşık 27 milyonluk emekçi kesimi, kamu kaynaklarının yüzde 55-60’ını fonlamış. Gelirden aslan payını alan az sayıdaki emek-dışı kesimden (rant+faiz+kâr sahipleri) ise kamu kaynaklarının yüzde 40-45’i tahsil edilmiş. Yani, ortada uçurum boyutunda adaletsiz bir gelir ve vergi yükü dağılımı var. Üstelik bu dağılım, emekçi kesim aleyhine her sene daha da bozuluyor. Örneğin, emekçi kesimin kamu gelirlerindeki payı 4 sene önce yüzde 51’di. Bu adaletsizlik bireyler bazında daha sert görülebiliyor. 2015’de ortalama asgari ücret civarında kazanan bir emekçi, aldığının yüzde 41’ini dolaylı/dolaysız vergi, prim, harç yoluyla devlete öderken, yüksek kâr, rant ve faiz ile geçinen biri için bu yük ortalama sadece yüzde 23. Hal böyle olunca, elektriğe gelen bir zammın bir işçiye etkisi, patrona olan etkiden çok çok daha fazla.

AKP-Saray iktidarı bu dengesizliği daha da zorlamanın peşinde. Daha çok emekçi kesimin ödediği dolaylı vergilere ve temel ihtiyaçlara gelen zamlara karşılık, kârlılık düzeyi Almanya, Fransa ve İspanya’daki muadillerinin iki katı, İtalya ve Polonya’dakilerin ise üç katı olan sermayeye sayısız avantaj tanınması da bunu gösteriyor. Yeni dönemde yatırımlardan neredeyse hiç vergi alınmamaya başlanması; kâra yönelik vergi oranlarında bir artış öngörülmemesi; Özel İstihdam Büroları yasası, kıdem tazminatının patronlar lehine düzenlenmesi; çoğunlukla işçi lehine karar veren iş mahkemelerinin feshedilmesi; memurların iş güvencesinin kaldırılıp performans kriterine tabi tutulması; kamuda taşeron rejimine devam edilmesi gibi uygulamalar, esnek ve güvencesiz çalışmanın kural haline geleceğini ve böylece sermayenin emeğe ödediği toplam ücretlerin azaltarak kârını koruyacağına dair yeterli veri sunuyor. Bunun yanında, bilinçli denetimsizlikten faydalanarak, başta hizmet sektörü olmak üzere kayıt dışı istihdamın da etkin bir biçimde kullanılacağını söyleyebiliriz. Yani, zahirde asgari ücret farkının yüzde 60’ını yükleniyor gözükmesine rağmen, sermaye sınıfının bundan katbekat daha büyük imkanlar elde edeceği, bu imkanların da emekçi sınıfların kaybına denk geldiği sayısal olarak ortadadır. Kısacası, AKP-Saray iktidarının işleyiş mantığında değişen hiçbir şey yok. Marks’ın dediği gibi, üretim ilişkilerini değiştirmeden tüketim ilişkilerini değiştirmek mümkün olmuyor.

Ancak şunu unutmamalı ki, hiçbir şey değişmediği zamanlar bir yanıyla her şeyin değişeceği günlere gebedir. Her gün bir damla su akıtılan bardağın günü gelip taşması gibi, 2016 yılı da Türkiye’nin Batı’sında yaşayan halkların nesnel çelişkilerinin daha fazla açığa çıktığı yıl olacaktır, zira 2008 krizini 2002’den beri biriktirdiği döviz rezervleri ile kısmen atlatan AKP şimdi böylesine bir lükse sahip değildir. Emekçilerin penceresinden baktığımızda, zamların ve çalışma yaşamının esnekleştirilmesi ile gelen gelir kaybı ve rekora koşan işsizliğin yanında, bugüne kadar emekçilere geçici refah sağlayan borçlanma seçeneğinin artık gelir yaratan bir imkan olmaktan çıkmış olması bu çelişkiyi besleyecek başlıca unsur olabilir. Nitekim, bireysel kredi veya bireysel kredi kartı borcundan dolayı yasal takibe intikal etmiş kişi sayısının 2015 Ocak-Ekim döneminde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 2 artarak 1.15 milyon kişiye yükselmesi; bireysel kredi borcunu ödeyemediği için yasal takibe uğrayanların sayısının geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 9 artıp 1.5 milyona ulaşması bunun en somut göstergesi.

Anlaşılan o ki, 2016’da AKP-Saray iktidarının Kürt halkına açtığı savaşın yanında emekçi halklara açılan düşük yoğunluklu cepheyi daha da büyütecek. Kürtleri, Kürtlere rağmen ve Kürtler adına yönetmeye çalışan devlet, aynı dayatmacılığı Batı’nın emekçi halklarına karşı da yapıyor ve onların çıkarlarına dair kararları onlara rağmen alıp uygulamaya çalışıyor. Dolayısıyla, ekonomik alanda keskinleşen çelişkilerin yıkıcı bir etki kazanması için, emekçi kesimin kendi mücadelesinin de tıpkı Kürt halkınınkine benzer bir kendi kaderini eline alma mücadelesi olduğunu, aynı düşman tarafından aynı mantıkla darbelendiğini kavraması ve ekonomik yıkımı örtbas etmekten başka bir işe yaramayan milliyetçi/şovenist ruh iklimini reddederek, Kürt halkının onur ve özgürlük direnişine destek vermesi gerekiyor.

*Atılım Gazetesi’nin 8 Ocak 2016 tarihli 206. sayısında yayımlanmıştır.

Yorum yapabilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız gerekmektedir. Giriş

Yayın tarihi: 21 Ocak 2016, Perşembe 9:23
Kategoriler: Emek, Haberler, Makaleler, Politika, Yol