Güncellenmiş HDP Batı’da mücadeleyi büyütecek

Güncellenmiş HDP Batı’da mücadeleyi büyütecek

HDK’nin kuruluş ve örgütlenme sürecinde yer alan sosyalist gazeteci yazar İbrahim Çiçek, HDK’nin genişleyerek kendini güncellemesi halinde, Batı’da ezilenlerin barış ve özgürlük mücadelesine büyük bir itilim kazandıracağını belirtti.

Arzu Demir – [ETHA]

İSTANBUL- Ankara’da 15 Ekim 2011 tarihinde topladığı kongre ile kuruluşunu ilan eden Halkların Demokratik Kongresi (HDK), Ocak ayında 3. Kongre’sini gerçekleştirecek. Siyasi gelişmeler ile örgütlenme sorunlarının tartışılacağı kongrede, eşbaşkanlar da seçilecek.

HDK nereden nereye geldi? Neleri yaptı, neleri yapamadı? Bundan sonra nasıl yürüyecek?

Bu sorulara, sosyalist gazeteci yazar İbrahim Çiçek verdi. 2011-2013 yıllarında HDK’nin kuruluş ve örgütlenme sürecinde aktif olarak yer alan Çiçek, HDK’nin ezilenlerin cepheleşme ve birleşik mücadele ihtiyacının ürünü olarak doğduğunun altını çizdi, “HDK miadını doldurmadı. Sadece HDK’nin kendisini reorganize etmesi ihtiyacı var” dedi. Çiçek, HDK’nin örgütlenme sorunlarının temelinde ise bileşen parti ve güçlerin siyaset yapma tarzının olduğunu belirtti. Kürt halkının özyönetim direnişine dikkat çeken Çiçek, HDK’nin bu direnişi Batı’da Türk halkına anlatma sorumluluğu olduğunun altını çizdi.

Sosyalist gazeteci yazar Çiçek’in sorularımıza verdiği yanıtlar şöyle:

HDK CEPHELEŞME İHTİYACINA DOĞRU YANIT

HDK, hangi ihtiyacın ürünü olarak ortaya çıkmıştı?

HDK (ve bir bakıma HDP de) aynı ihtiyacın ürünü olarak politik mücadele sahnesine çıktılar. Toplumun sömürülen, ezilen sınıfları, ezilen kesimleri temsil eden siyasi parti, örgüt ya da çevreler, Kürt ulusu, Alevi örgütlenmeleri ve ezilen diğer inanç toplulukları, işçi ve emekçi memur sendikaları, kadın örgütleri, gençlik ve çevre örgütlenmeleri ve diğer pek çok kesimin despotik tekçi Türk burjuva devlet düzenine, faşist diktatörlüğe ve kapitalist sömürüye karşı mücadelesi inişli çıkışlı bir seyir izleyerek devam ediyor, ayrı ayrı belli mevziler, kazanımlar elde edilse bile sonuca gitmek, sorunları çözmek, talepleri elde etmek mümkün olamıyordu. Buna, ayrı ayrı hiçbir kesimin gücü yetmiyordu.

“Birleşik mücadele” ihtiyacı, gerekliliği ve hatta zorunluluğu kendini dayatıyordu. Bu ihtiyacı yanıtlama arayış, girişim ve çabaları belli sınırları aşamıyor, en başta emekçi sol siyasi geleneğimizin “cepheleşme yeteneği” zayıflığı nedeniyle bir türlü sonuç alamıyordu. 90’ların başından 2011 sonunda HDK’nın kuruluşuna değin, bu yönde harcanan çabalar önemli bir birikimi meydana getirdiği gibi, süren mücadeleler de her geçen gün cepheleşme ihtiyacını dayatıyordu. Kazanılan deneyim ve birikimler temelinde HDK, ezilenlerin “birleşik mücadele”, “cepheleşme ihtiyacına” yanıt olarak doğdu, kuruldu.

HDK geride kalan süreçte ne yaptı?

HDK’nin “ne yaptığı”ndan çok katkılarına bakmak, kazandırdıklarının altını çizmek istiyorum. Kuşkusuz Kürt ulusal demokratik hareketinin moral/manevi gücü HDK’nin arkasındaydı. Ancak HDK esasen Batı’nın, Türkiye’nin siyasi bir gerçekliği olarak belirdi. Ancak hem emekçi sol hareketin hem de ulusal demokratik hareketin deneyimlerini birleştiren, sıkıştığı sınırları yıkan siyaset tarzlarını dönüştürücü yeni bir siyaset tarzı ve dilini üreten, geliştiren çok değerli bir rol oynadı.

EMEKÇİ SOL HAREKETİN SİYASET TARZINI DEĞİŞTİRDİ

HDK, emekçi sol hareketin siyasal kültürünü, siyaset tarzını değiştirici, cepheleşme yeteneği kazandırıcı önemli bir rol oynadı. Bir araya gelmesi, nispeten uzun bir süre birlikte yürümesi, siyaset tarzları ve siyasi gelenekleri nedeniyle çok zor görünen siyasi parti ve örgütleri bir araya getirmeyi, uzun süre birlikte çalışmalarını, birlikte yürümelerini sağladı.

Emekçi sol hareketin kitlelerden tecrit halinin aşılması, yüzünü kitlelere dönmesi bakımından da oldukça önemliydi.

HDK’nin ulusal demokratik hareketin ve komünist hareketin kadın özgürlük mücadelesi cephesindeki kazanımlarının emekçi sol harekete taşınmasında büyük katkısının da muhakkak anılması gerekir. Keza, değişik kadın hareketlerinin deneyimlerini sentezlemeleri bakımından da bu böyledir.

Emekçi sol hareketin, ulusal demokratik hareketin, demokratik Alevi hareketinin kadrolarını bir araya getirmesi, kadroların ortak çalışmalar içerisinde birbirlerini tanımaları, deneyimlerini sentezlemeleri, önyargılarından kurtulmalarına katkısıyla da HDK önemli bir rol oynamıştır.

Ulusal demokratik hareketin “Türkiyelileşme” yöneliminin somut bir görünüm kazanmasına anlamlı katkısı olmuştur. Kürt ulusal demokratik hareketi ile demokratik Alevi hareketinin yakınlaşması, önyargı ve güven eksikliği duvarlarının yıkılmasının taşlarını HDK döşedi.

Bir bütün olarak emekçi sol hareket saflarında meclis örgütlenmeleri düşüncesini derinleştirdi. Ulusal demokratik hareket, Haziran ayaklanması karşısında ilk anda bocaladıysa da gerçek şu ki, HDK pratiği Gezi başkaldırısı, Gezi dayanışması, komün ve meclislerini hazırlayan çok önemli bir etkendi.

HDK BİLEŞENLERİ SÖZLERİNİN ARKASINDA DURSA MECLİSLER KURULABİLİRDİ

HDK neler yapamadı? Meclislerin pratik olarak örgütlenebildiği, hayat bulabildiği örnekler çok az. Neden böyle oldu?

HDK’in yetersiz kaldığı şeylerin başına, herhalde meclis örgütlenmelerini sürekli kılmayı başaramamasını koymalıyız. Kuzey Kürdistan ve Türkiye’de ya da her iki ülkenin kendi içerisinde mücadelenin gelişimi çarpıcı biçimde eşitsiz. İşçi, emekçi, ezilen halk-kitle inisiyatifi, meclislerin yaşayabilmesinin nesnel temeli. Bu temelin zayıf olduğu bilinerek yola çıkılmıştı. Ama asıl sorun bu “zayıflık” da değil.

HDK bileşenleri sözlerinin arkasında dursalar İstanbul’da belli başlı her ilçede HDK meclisleri kurulabilir, eğer HDK bileşenleri iradi ve kararlı davranmayı başarsalar kimi dalgalanmalar, gerilemeler vb. görülür, ama meclis örgütlenmeleri kesinlikle yaşar, mücadelenin tırmanışa geçtiği her durumda hareketin başında yürüyebilir.

Emekçi sol hareketin içe dönüklük halini aşamamış olması, kitlelere yönelim ve kitlelerle bağ kurma yeteneğinin zayıflığı belirleyici sorunlar olarak halen ortada duruyor. Keza emekçi sol hareketin HDK içerisinde yer alan kimi bileşenlerinin iradenin rolünü önemsizleştiren, kendiliğindenci yaklaşımlarının olumsuz etkisi de ihmal edilemez. Diğer yandan, ulusal demokratik hareket Batı’da HDK örgütlenmesine güç seferberliğinde çok sınırlı ve yetersiz kaldı. Alan alan güçlerini seferber edebilen örgütlü iradi bir çizgi geliştiremedi.

HDK’nin bundan sonra yürüyeceği hat ne olmalı?

HDK ile güncellenen meclis örgütlenmesinin isabetliliği ve öneminin, Haziran ayaklanmasında sağlaması yapıldı. HDK içerisinde yer alan siyasi yapılar, muhakkak taahhütlerinin arkasında durmaya zorlanmalı, kitlelere yönelim ve meclis örgütlenmelerinin işlevli olması için HDK’nin irade kazanması sağlanmalıdır. HDK’yı oluşturan siyasi yapılar arasında, ortak mücadeleye, birlikte çalışmaya zarar vermeyecek tarzda, bilakis cepheleşmeyi geliştirme amaçlı ideolojik mücadele ve tartışmaların geliştirilmesi hareketi ileri iten, irade kazandıran bir rol oynayabilir. Meclis örgütlenmeleri işçilerin, emekçilerin, ezilenlerin en ileri kesimlerinin bir nevi “birleşik öncü” örgütlenmeleri gibi hareket ettiği durumda bile kitlelere yönelimde kararlı davranırlarsa, fiili meşru mücadele ve demokratik bilincin yanı sıra, ezilenlerin iktidar bilinci ve yöneliminin mayalanmasında yönlendirici katkıda bulunabilir, büyük kitle mücadelelerine ve başkaldırılarına hazırlık rolü oynar.

HDK’nin, emekçi sol hareketin daha geniş kesimlerini kapsaması için sürekli çaba harcanmıştır. Kuşkusuz daha fazlası yapılabilirdi. Burada da önemli yetersizlikler oldu. Hala da böyle bir görev var. Emekçi sol hareketin bir çok bileşeninin HDK içerisinde yer almaması ya da yer almasını sağlayamamak önemli bir sorun. Bu sorunun çözümü yalnızca HDK ve HDP’ye bırakılmamalıdır. HDK kuşkusuz yalnızca siyasi parti ve örgütlerden oluşmuyor, ama emekçi sol hareketin diğer siyasi yapılarının HDK içerisinde yer alması için HDK içerisinde yer alan bütün parti ve örgütlerin ayrıca yoğun ve sürekli çaba göstermeleri gerekir.

HDK EZİLENLERİN YAŞAMSAL TALEPLERİ İÇİN HAREKET ETMELİ

Bütün bunların yanı sıra temel sorunun HDK’nin ezilenlerin en acil talep ve sorunları için mücadelede etkin bir yer tutup tutamayacağı, gerçek bir cephe örgütü gibi konumlanıp konumlanamayacağıdır. Lobici, parlamentoya bel bağlayan, kitlelerin gücüne dayanmayan ve kitlelere güvenmeyen yaklaşımlar, HDK’nin fiili meşru mücadeleyi geliştirme yönelimini zaafa uğratmaktadır. Bütün bunlar da HDK içerisinde devrimci eğilimlerin güç kazanmasının önemine işaret etmektedir.

HDK, birleştirmek ve cepheleştirmek iddiasında olduğu kesimlerle yaşamsal talepleri için her an hareket halinde olmalı, ezilenlerin taleplerini fiili meşru mücadele çizgisiyle çözme yolunda en geniş kesimleri birleştirip harekete geçirmelidir. Örneğin HDK, bugün Türkiye ve Kuzey Kürdistan gündeminin merkezinde duran özyönetim ve hendekler sorununda yüzlerce kitle toplantısı düzenleyerek Türk işçi ve ezilenlerine gerçekleri açıklayabilir, hendeklerin arkasındaki direnişçilerle bağ kurabilir.

HDK kendini güncellerken temsil etme, birleştirme iddiasında olduğu toplumsal kesimlerin sorun ve talepleri temelinde politika geliştirme inisiyatifini geliştirmeyi merkeze koymalıdır. Emekçi sol hareketten, sendikalardan yeni katılımlarla genişlemeye ve mücadelenin ihtiyaçlarını yanıtlamaya kilitlenerek, meclislerinin canlandırılması temelinde HDK’nin kendini güncellemesi Batı’da-Türkiye’de ezilenlerin barış ve özgürlük mücadelesine itilim kazandırır.

DAR GÖRÜŞLÜLÜK HALA YAYGIN

HDK bileşeni tüm partiler, HDK’nin önemli olduğunu, güçlendirilmesi gerektiğini belirtiyor. Ancak HDK bir türlü belini doğrultamıyor. Her siyasi kuvvet güçlendirelim derken, neden güçlendirilmiyor?

Demek ki, emekçi sol harekette lafazanlık hastalığı, söz-eylem tutarlılığı sorunu var. Eğer güçlendirme taahhütlerini gerçek bir ihtiyaca karşılık gelen niyet beyanı kabul edersek, ortaya çıkan altını çizdiğiniz tutarsızlığın kendilerini/tarzlarını dönüştürmede başarılı olamamalarından, eski tarza saplanıp kalmalarından kaynaklandığı açığa çıkmaktadır. Eski siyaset tarzlarını değiştirmekte zorlanıyor, kendilerini cepheleşme ihtiyaç ve siyasetinin istediği yönde dönüştüremiyorlar.

Diğer yandan, cepheleşerek birlikte büyütülen mücadele içinde gelişmeyi değil de cepheleşme çabalarından parti ya da gruplarının gelişimi için yararlanmak üzere küçük hesaplar yapanlar da görüldü. En önemli sorunun yine de cepheleşme yeteneği zaafı olduğunu vurgulamalıyım. Hala cepheleşme çalışmalarını kendi parti çalışmaları bakımından zaman ve enerji, emek kaybı gören aymazlık hastalığı, dar görüşlülük hayli yaygın.

HDK MİADINI DOLDURMADI, REORGANİZASYONA İHTİYACI VAR

HDP, HDK’nin içinden bir parti olarak doğdu ancak seçimlerle birlikte öne çıktı. HDK miadını doldurdu mu? Ne dersiniz?

Peş peşe gelen seçim mücadeleleri HDP’yi öne çıkarttı. Bu beklenen ve öngörülen bir durum. Bilindiği gibi seçim mücadelesi döneminde HDP etrafında daha geniş bir ittifak oluştu. Seçimlerden sonra seçim döneminde oluşan ittifaklar sürüyor mu? Varsayalım ki, seçimler döneminde HDP’yi destekleyen ama HDP içerisinde yer almayan emekçi solun kimi yapıları bu ittifakı sürdürmek istiyor. Bunun örgütsel formu nedir, ittifak nasıl devam edecek? HDK ve HDP iki ayrı örgütsel form, bileşimleri ve yapıları farklı olduğu gibi rolleri de aynı değil. HDK’nin yapısı kitle-halk inisiyatifine, üretim ve yerleşim birimleri zemininde fiili meşru mücadeleye daha elverişli, daha geniş bir ittifaklar sistemine, en geniş kuvvetleri cepheleştirme esnekliğine sahip.

HDP’nin yapısı buna elverişli değil. Yapısı itibarıyla bir “kitle partisi” haline geldiğinde bile bu yeteneği kazanamayacak, buna uygun hale gelemeyecektir, zaten gelmesi de gerekmez. HDP daha çok seçimler ve parlamento zemininde etkin olurken kuşkusuz bütün gücüyle parlamento dışındaki mücadeleyi yani her alanda ve ezilenleri her kesimin fiili meşru mücadelesini bütün gücüyle ve olanaklı her biçimde desteklemeye kilitlenmelidir.

HDK miadını doldurmadı. Sadece HDK’nin kendisini reorganize etmesi ihtiyacı var. Bütün muhatapları önemli deneyimler biriktirdi. HDK’nin kazanımlarının özümlenmesi önemli. HDK’nin misyonu Batı’da en başta ulusal demokratik hareket, demokratik Alevi hareket, emekçi sol hareket ve emek güçleri-sendikal hareketin hitap ettiği toplumsal kuvvetleri diktatörlüğe karşı mücadelede birleştirmek, cepheleştirmektir.

Kürdistan’da özyönetim direnişleri yaşanıyor. Özyönetim hayat buluyor. HDK de yerel/taban/halk inisiyatifini açığa çıkarmak için meclisleri temel aldı. Batı için özyönetim, bu meclisler olabilir mi?

Emekçi sol hareketi meydana getiren yapıların geneli Kürt halkının demokratik özerklik talebini destekliyorlar. Fakat bu, demokratik özerkliği kendi programlarına aldıkları, özyönetim talebini Batı’da mücadelenin acil güncel sorunları arasında gördükleri anlamına gelmiyor. Bu talep ve sorunu emekçi sol hareketin Türkiye bakımından ciddi biçimde tartıştığını söylemek de çok doğru olmaz. Burada bir sorumluluk yetmezliği yansıyor. Belki de öncelikle bunun aşılması gerekiyor.

Kürt ulusal demokratik hareketi, demokratik özerkliği devletin idari yapısının yeniden düzenlenmesi temelinde Batı için de öneriyor. Yani, demokratik özerklik Kürdistan devriminin ortaya çıkarttığı bir talep ve sorun, Batı’ya taşıdığı devrimci-demokratik etki, devrimci bir aşı.

HDK’nin programında da, idari yapının yeniden tanzim edilmesi ve özerkliği uygulama zemini olarak bölge meclisleri yer alıyor. Tabi ki, HDK meclislerinin öngördüğü temelde özyönetim pratikleştirilmesi mümkün. Asıl olan, ona can verecek toplumsal kuvvetlerin Kürdistan’da olduğu gibi hareket geçirilebilmesi.

Batı bakımından şu anda asıl sorun, Türk ezilenlerinin ve Batı’da ulusal demokratik hareketin etkisi altındaki güçleri hendeklerin arkasındaki direnişçilerle dayanışmaya, Kürdistan’da ilan edilen özyönetim direnişini sahiplenmeye seferber etmek.

* Atılım Gazetesi’nin 15 Ocak 2016 tarihli 207. sayısında yayımlanmıştır.

Yorum yapabilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız gerekmektedir. Giriş

Yayın tarihi: 21 Ocak 2016, Perşembe 14:09
Kategoriler: Güncel, Haberler, Röportaj