SKM kurultayının bıraktığı farkındalıklar üzerine

SKM kurultayının bıraktığı farkındalıklar üzerine

ZÜLEYHA MANGAN –

Kurultay çalışması, şovenizmin kol gezdiği, devletin çoğu zaman faşist güçlerle işbirliği yaparak baskı ve savaş politikalarını tırmandırdığı zamanda yapıldı. Karadeniz’de özyönetim tartışmasının yapılamayacağı kaygısının yanlış olduğu kurultayın en büyük kazanımlarından biridir. Kitlelerinin geri bilincine teslim olmadan, kitlelerin ileri bilincine hitap etmenin sonucunu gördük.

Kadın katliamlarının hızla devam ettiği, Saray’ın kirli savaşının sadece Kürdistan’da değil Karadeniz’de de kadınları vurduğu bu süreçte; 10 Ocak’ta “Örgütlenerek özgürleşiyoruz” şiarıyla Aydan Ezgi Şalcı Samsun Kurultayı’mızı gerçekleştirdik. Karadeniz’de düzenlenen kurultay, hazırlık çalışmaları bakımından da oldukça değerliydi bizler için.

Yaşanan süreçte kadın özgürlük mücadelesinin önemi; erkek devlet şiddetiyle katledilen kadınlarda, infazlarda gizlidir. Biat etmeyen, isyan eden, cinsiyet bilincini kuşanarak direnen kadınlardan korkan erkek-devlet tüm aygıtlarıyla kadınları katletmeye devam ediyor. Korktukları; doğasına havasına, suyuna yani yaşam alanına müdahale ettirmeyen Karadeniz kadınının çığlığı ile Silopi’deki, Sur’daki, Rojava’daki kadınların çığlıklarının buluşmasıdır. Havva Ana’nın “Devlet kimdir? Ben halkım halk” isyanı ile Silopi’de bir hafta cansız bedeni sokakta kanlar içerisinde yerde yatan Taybet İnan’ın isyanının buluşmasıdır, korku ve kaygıları. Korkuları, Samsun’dan yollara düşen güneşin çocuklarının, Aydan Ezgi Şalcı’nın, yürekli genç sosyalistlerin ve özellikle kadınların Kobanê’deki çocuklarla buluşarak Batı’da yaratacakları dayanışma ruhu ve buradan büyüyecek bir kadın dayanışmasıdır. Korktukları; Özgecan eylemliliklerinin ruhudur, Gezi’deki kadın iradesidir. Sadece kadın oldukları için yaşadıkları zulmü bilince çıkaran ve çıkaracak olan kadınlardandır korkuları.

Israrla eve hapsedilmeye çalışılan kadınlar örgütlenerek özgürleşecek. Kadın dayanışmasını, birleşik mücadeleyi büyüterek kazanacak kadınlar. Bu perspektifle kadın kitlelerine ulaşabilmek için kurultay öncesi Samsun’da yaklaşık 3 hafta süren bir çalışma yapıldı.

Kurultay çalışması, şovenizmin kol gezdiği, devletin çoğu zaman faşist güçlerle işbirliği yaparak baskı ve savaş politikalarını tırmandırdığı zamanda yapıldı. Aslında 7 Haziran seçim sürecinden sonra Samsun’da yapılamayan ev ziyaretleri ile SKM anlatıldı ve kurultaya; ama en önemlisi de kadın dayanışmasını büyütmeye çağrı yapıldı.

Kurultay planlaması yaparken hedeflenen;

1- Örgütlenmek ve en geniş kadın kitlelerine ulaşabilmek,

2- Sarayın kirli savaşına ve kadın katliamlarına dikkat çekmek ve çözümü tartışmak,

3- Kadın kitlelerine SKM’yi anlatmak,

4- Nasıl bir mücadele yürütülmesi konusunda kadın aklı ve iradesiyle fikir alışverişinde bulunmak ve ortaklaşmak.

Ev ziyaretlerinin değeri bir yana, kadınlarla yapılan sohbetlerde edinilen karşılıklı deneyim özellikle çok değerliydi. Ziyaretlerde iki ayrı anket kullanıldı. Bunlardan biri tarım işçileri ile ilgili, ikincisi de çalışan/çalışmayan kadınlarla ilgili. Anketler aracılığı ile yapılan sohbetlerde en göze çarpan; kadın dayanışması ihtiyacı oldu. Konuşmak istemeyen kadınlar olduğu gibi, uzun uzun sohbetlerimizin koyulaştığı anlar da az değildi. Ev emekçisi ya da kamuda/özelde çalışan, emekli kadınların ortak sorunlarından biri görünmeyen emekleri yanı sıra çocukların tüm yükünü göğüslemeleri. “Fiziksel şiddete maruz kaldınız mı” sorusuna evet diyebilen kadınlar olduğu gibi, gözleri bulutlanarak sessiz kalan ve söyleyemeyen kadınlar da vardı. Fiziksel şiddet yaşayıp kapılarına ilk kez gelen kadınlara yaşadıklarını anlatamamalarının ağır yükü ve sessiz anlaşmalarla ayrıldık bazı kapılardan.

Birçok kadının sözlü şiddeti, şiddet kategorisinde görmediği yapılan ziyaretlerden elde edilen verilerden biri oldu. Özellikle baba-abi-koca gibi çok yakınındaki erkekler tarafından uğradıkları sözlü şiddetin “olağan-her evde yaşanan” olarak görülmesi; kadın katliamlarının en yakınlarındaki erkekler tarafından gerçekleştirildiği, sözlü şiddetin bir kadının ruhunda nelere yol açabileceğinin tartışılmasını sağladı. Ev içi emeğin ücretlendirilmesi konusunda tüm kadınlar hemfikirdi. “Fiziksel şiddete maruz kaldığınızda/kalsaydınız tepkiniz ne olurdu?” sorusuna, kadınların verdiği cevap genel olarak direniş ve kelime tam olarak kullanılmasa da söylenenlerden yola çıkarak özsavunma oldu diyebiliriz. Yine anket sonuçlarına göre, kadınların birçoğunun tiyatroya hiç gitmediği verisine ulaşıldı. Anket sonuçları neredeyse ayrı bir yazının konusu.

Çat kapı ev ziyaretlerinin dışında, iki ayrı semt pazarı ve kadın kitlelerin kalabalık olduğu merkezi yerlerde bildiri dağıtımı yapıldı. Semt pazarında tarım emekçisi bir çift ile yapılan görüşme esnasında, erkeğin “Biz dövsek de bir yerde dururuz, ama bu kadınlar bir başlarsa hepimizi katlederler” cümlesi, sunduğu veriler açısından önemlidir. Tek bir cümle erkeklerin, kadın özgürlük mücadelesine, kadın dayanışmasına ve bu yönde yükselen cinsiyet bilincine bakış açısını gözler önüne sermiş oldu. Kadın olmaktan kaynaklı yaşanan zulmün, baskının, kadın kitlelerini aslında ne kadar öfkelendirdiğinin, bu öfkenin geniş kadın kitlelerinde bilince çıkarılması durumunda neler yaşanacağının resmiydi bu cümle. Geniş kadın kitleleriyle buluşarak birlikte mücadele araç ve yöntemlerinin tartışılması ihtiyacı, sadece bu cümleden yola çıkarak söylenebilir. Kurultay öncesi yapılan tüm bu çalışmalar aslında kurultayın kazanıldığının göstergesidir.

Karadeniz ve özelde Samsun, direnişlerde kadın etkisinin güçlü olduğu bölgedir. Karadeniz kadınının HES’lere, termik santrallere karşı verdiği mücadele, bugün Yeşil Yol’a karşı Havva Ana’da, Termik santrale karşı Terme’de kendilerine “Beyaz çemberli kadınlar” diyen kadınlarda somutlaşır. İhtiyaç olan kadınların bu bilinç ve direnişlerini örgütleyebilmek, yerelde yaşanan sorunlar dahilinde örgütlü mücadele ile kadın dayanışmasını örebilmektir.

Merkezi olarak da Samsun’da kongre öncesi kurultaylara bakış açımız ve yürüttüğümüz çalışma bu perspektifte olmuştur. Karadeniz, kadına yönelik şiddet, taciz tecavüz ve kadın katliamlarının en çok yaşandığı bölgeler arasında. Örgütlenme açısından yürünecek başlık da bellidir.

Kurultayda iki gündem belirlendi. Kadına yönelik şiddet-taciz-tecavüz ve kadın katliamları ile kadın emeği. İki gündeme dair ön açıcı kısa sunumlar yapılarak söz kurultaya katılan kadınlara bırakıldı. Kadınlar, deneyimlerini aktarken kadın dayanışmasına özel vurgu yapmaları ve daha önce yaptığımız toplantılara oranla daha fazla kadının söz alması dikkat çekici oldu.

Kadınlar, devletin sindirme/korkutma politikalarına dikkat çekti, kadın kitlelerine Karadeniz’de ulaşmanın zorluğuna değindi. Kurultaya katılan LGBT arkadaşlar da nefret cinayetlerini gündeme taşıdı. Yaşananların daha fazla gündeme taşınması gerektiğini ifade ettiler.

Esnek araçların kullanılması gerektiği sonucunu da çıkardığımız kurultayda; planlama aşamasında bazı kaygıların bizleri yönettiğinin farkına vardık. Karadeniz’de özyönetim tartışmasının yapılamayacağı kaygısının yanlış olduğu, kurultayın en büyük kazanımlarından biridir. Kitlelerinin geri bilincine teslim olmadan, kitlelerin ileri bilincine hitap etmenin sonucunu gördük. Yürütülen özyönetim tartışması buna örnek oldu.

Yapılan çalışmalar sonucunda kurultaya yeni kadın katılımı sağlandı. Tüm bu süreç bizlere kadınların sokaktan, mahalle çalışmasından, çat kapı ev ziyaretlerinden ve kadınlarla birebir temastan vazgeçilmemesi, bu hat üzerinden başarıya ulaşılabileceği verisini gösterdi Kısacası, kadın kitlelerine gittiğimizde kazandığımızı bir kez daha görmüş olduk.

* Atılım Gazetesi’nin 15 Ocak 2016 tarihli 207. sayısında yayımlanmıştır.

Yorum yapabilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız gerekmektedir. Giriş

Yayın tarihi: 22 Ocak 2016, Cuma 11:44
Kategoriler: Güncel, Haberler, Kadın, Sizlerden