Kürdistan devrimini engelleyemeyeceksiniz

Kürdistan devrimini engelleyemeyeceksiniz

Kürdistan kentleri tank atışları ve toplarla dövülüyor, yıkılıyor. Sömürgeci faşist katliamcılık kural ve sınır tanımıyor. Yaralıların hastanelere kaldırılması engelleniyor, ölümlerin çoğalması isteniyor. Cenazelerin alınmasına izin verilmeyerek sokaklarda çürümeye terk ediliyor. Sokağa çıkma yasakları ayları buldu. Cizre’de, Silopi’de, Sur’da Kürt halkının can feda direnişini kıramayınca şimdi de kentleri taşıma planından söz edilmeye başlandı. Şırnak, Hakkari kent merkezlerini Cizre ve Yüksekova’ya taşıma kararını Avrupa yolunda açıkladı Davutoğlu. Kürtleri toplu imha edemedikleri yerde ve zamanda sömürgeciliğin tehcirle, toplu göçerterek çözüm arayışını yansıtıyor bu karar.

Kürdistan’da yaşanan insanlık dışı uygulamalar ve halka karşı sürdürülen savaş karşısında ABD ve Avrupa’nın hiçbir şey olmamış gibi davranması ve utanç verici sessizliği bazı kesimlerde hayal kırıklığı yaratıyor. Fakat ABD ve Avrupa’nın Ortadoğu’da öncelikli olarak kendi emperyalist çıkarlarını, daha sonra da kapitalist sistemin genel çıkarlarını gözeten bir ilişki kurduğu unutuluyor çoğu kez.

Hatırlansın, AB’nin patronu Almanya Şansölyesi Merkel, Kürt kentleri yakılıp yıkılıyorken, çocuklar, kadınlar kapı önlerinde vuruluyorken seçimlerden bir hafta önce Türkiye’ye gelmiş, Suriyeli göçmenlerin Avrupa’ya akışını engellemek için Türkiye’ye bölgesel gardiyanlık yapması karşılığında Saray’a can simidi misali 3 milyar Euro rüşvet vermişti. Sömürgeciliğin “çöktürme” planına onay karşılığında, Suriyeli mültecilerin Türkiye toplama kampında tutulması pazarlığı yapmıştı dünyanın gözü önünde.

ABD emperyalistleri bakımından da durum bundan farklı değil. Suruç katliamının gerçekleştiği günlerde, Türk savaş uçaklarının medya savunma alanlarına yönelik şimdiye kadarki en yoğun bombalamaları başlamış ve buna kentlerde yaygın devlet terörü eşlik etmişti. Türkiye’deki NATO üslerinin DAİŞ’e karşı kullanım iznini koparan ABD, Saray faşizminin Kürtlere karşı açtığı topyekun savaşı teröre karşı mücadeleye bağlayarak onay vermişti.

Türk sömürgeciliği, Kürtlerin statü elde etmemesi karşılığında emperyalistlerle her türlü gizli pazarlığa girişti, her türlü tavizleri verdi. Bu kirli pazarlıkların bir sonucu olarak AB ve ABD katliamları izlemekle yetiniyor. Sözde adalet dağıtan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Kürt kentlerinde yaşanan insan hakları ihlallerine ve sokağa çıkma yasaklarına ilişkin kayıtsız kalması ve dahası faşist katliamcılığa onay verir tarzda kararlar alması bu gizli pazarlığın bir parçası olarak karşımızda duruyor. Cerablus’a yönelik son zamanlarda yapılan askeri yığınak ve bin askerin yerleştirilmesi de ABD ile yapılan pazarlığın bir parçası olarak görmek gerekiyor.

Suriye Türk devletinin sömürgesi, Davutoğlu da sanki Suriye vatandaşıymış gibi konuşuyor. PYD’nin ve Demokratik Suriye Güçleri’nin Cenevre görüşmelerinde yer almasının kırmızı çizgileri olduğunu yumurtlayıveriyor. Kuzey Kürdistan’ın Türk sömürgeciliğinin çizmeleri, altında olduğu biliniyor. Fakat ne zamandan beri Suriye Türk devletinin himayesinde sömürgeleştirildi.

Bölgesel hesaplar ve anlaşmaların gösterdiği sonuç şudur; Kürdistan devrimi büyürken, karşıdevrim de ittifaklarını sıkılaştırıyor. Faşist Türk sömürgeciliği Kürt halkının statü talebini ve demokratik içeriği güçlü olan devrimi ezmek için, içeride faşist Perinçek’ten faşist mafya ve kontrgerilla çetelerini de içeren biçimde karşıdevrim cephesini oluşturdu. Rojava ve Bakûr Kürdistan devrimini ezmek için de emperyalist karşıdevrimi en aşağılık gizli anlaşmalar yoluyla karşıdevrimci koalisyon oluşturulması çabaları var. Bütün emperyalist dünya, devrimin ezilmesi çabalarına şu ya da bu düzeyde ortak olmuştur. Mahabat Halk Cumhuriyeti’nin başına getirilenleri bu kez Rojava devrimi için de denemek istiyorlar. Fakat tarih tekerrür etmez. Bugün Rojava ve Kuzey Kürdistan devrimi bilinç, deneyim, örgütlülük, askeri ve politik vb. bakımlardan o günkü koşulardan daha güçlüdür. Sömürgeciliğin Rojava ve K. Kürdistan devrimini karşıdevrim ittifakları ve koalisyonlarıyla ezme çabaları sonuçsuz kalacaktır.

Ortadoğu’nun yeniden paylaşılması eksenli sürdürülen Suriye merkezli savaşın daha uzun bir sürece yayılacağı anlaşılıyor. Odağında Kürdistan devriminin durduğu demokratik Ortadoğu seçeneği, her geçen gün halklar bakımından daha fazla sahiplenilen ve gelişen bir seçenek olarak duruyor. Emperyalistleri Türk sömürgeciliği ile birlikte hareket etmeye ve destek vermeye iten de budur. Nihayetinde emperyalistler bölgesel ve genel çıkarlarına bakarlar. DAİŞ’i yaratan ama kontrol dışına çıkınca da dizginleme derdine düşen güçlerin yarın Kürt devrimini boğmak için DAİŞ ve benzeriyle kol kola yürümemesi için bir neden yoktur. Bölgedeki savaşın öznesi olan her türden ve konumdan gerici gücün, Kürt devriminin boğulması, geriletilmesi ya da kontrol altına alınması çerçevesinde bir amaç ve planı olduğu unutulmamalıdır.

‘Devrim karşı devrimi örgütleyerek ilerler’ ilkesi, tarih tarafından Kürdistan devrimi somutunda bir kez daha doğrulanıyor. Şimdi karşıdevrim ittifakına karşı Kuzey Kürdistan’da birleşik bir devrimci hamlenin, demokratik birliğin önemi daha fazla artmıştır. Zaman, tüm ilerici insanlığı ve demokratik güçleri Kürdistan devrimi etrafında daha sıkı olarak kenetlenmeye ve özdeşleşmeye zorluyor. Tüm halkların eşitlikçi ve özgürlükçü temelde yan yana gelişini, birlikteliğini hedefleyen demokratik Ortadoğu seçeneğini güçlendirmeye çağırıyor.

* Atılım Gazetesi’nin 22 Ocak 2016 tarihli 208. sayısında yayımlanmıştır.

Yorum yapabilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız gerekmektedir. Giriş

Yayın tarihi: 24 Ocak 2016, Pazar 13:23
Kategoriler: Başyazı, Haber-Yorum, Haberler, Makaleler