Demokratik siyasetin baharına doğru

Demokratik siyasetin baharına doğru

ALP ALTINÖRS-

Egemenlerin denetimindeki medya aygıtları ne denli önemsizleştirmeye çalışsalar da HDP Kongresi tarihseldi. Darbe koşulları altında temel pozisyonlarına kararlılıkla bağlı kalan bir hareket, geleceği kazanmaya adaydır. Barış sürecinde inşa edilmiş ve esasen barışçıl koşullar altında siyaset yapma yeteneğine sahip bir partiyken, şimdi olağanüstü koşullarda siyaset yapma yeteneğini de geliştiriyor. O yüzden, demokratik siyasetin cemresi 24 Ocak’ta Ankara’ya düştü. Dönüm noktasıdır.

Başkentin soğuk, hem de ayaz bir gününde toplandı HDP Kongresi. Acıların soğutamadığı dirençli bir sıcaklık vardı salonda. Salona girerken 10 Ekim’i hatırladım, orada yitirdiklerimizi düşündüm. “Özgüvenlik” üst seviyede örgütlenmişti, çıkarılan derslerle.

Kan ve barut kokusunun ülkeyi sardığı, çatışmaların sonunun görünmediği ve savaşın derinleşmesinden başka bir siyasi perspektifin imkansız göründüğü bir atmosferde toplandı Kongremiz. “Bu kış sonuç alacağız” diyen siyasi iktidarın karları kana buladığı korkunç günlerden geçerken, siyaset tatil edilmiş, Meclis adeta siyaseten kapatılmış, Saray cuntası ülkenin ufkuna bir karabasan gibi çökmüşken toplandı. Cizre’de bir bodrumda mahsur kalan 20 insan, yaralılarını ambulansla hastaneye göndermeye çalışırken toplandı. Seveler katledilmiş, Saymanımız Zeki Çelik tutuklanmışken toplandı. Sokağa çıkma yasağı Cizre’de 60 günü bulmuşken toplandı. “Ana akım” medya HDP’yi görmezden gelir, havuz medyası maaşını HDP’ye küfretmekten kazanırken toplandı.

Türk halkının onurunu yücelten 1128 akademisyen, barış istedikleri ve devletin suçlarını ifşa ettikleri için cadı avına maruz kalırken toplandı.

Kararlılık vardı Kongre’de. Haber değil yalan üreterek para kazanan çamur medyasını çağırmama tavrında, savaş koalisyonunun partilerini (AKP, MHP, BBP, VP) davet etmeme tutumunda hissedildi bu kararlılık. Ülkeyi saran kesif atmosfere inat Eş Genel Başkanların ısrarlı ve inatçı “Barış” vurgusunda hissedildi. Toplumu karamsarlığa sürükleyen depresif siyasi atmosfere karşın salona damgasını vuran “Umut” havasında hissedildi. “Umut dimdik ayakta” dedi Yüksekdağ. “Öyle yıkma kendini, öyle mahzun, öyle garip…/Yürü üstüne üstüne, tükür yüzüne celladın, fırsatçının, fesatçının, hayının…” dizelerini okudu Demirtaş.

Bir kararsızlık, bir iç kargaşa, bir umut kırılması izi bulmak için dikkatle izleyenler de vardı Kongreyi. Çok şükür bulamadılar.

1 Kasım gecesinden başlayarak kesintisizce HDP’ye karşı psikolojik harekat yürüten iktidar güçleri 24 Ocak’ta Ankara’da kesin bir bozguna uğradılar. Ezilenlerin tarihsel bloku birleşik yürüyüşünü sürdürüyor.

Egemenlerin denetimindeki medya aygıtları ne denli önemsizleştirmeye çalışsalar da HDP Kongresi tarihseldi. Darbe koşulları altında temel pozisyonlarına kararlılıkla bağlı kalan bir hareket, geleceği kazanmaya adaydır. HDP, ne “Halkların Barışı” misyonundan saptı, ne de Saray’ın savaş politikalarına boyun eğdi. Hendeklere küfredenlerin yanında olmadı, hendeklerin “demokratik siyasetin eksikliğinin” ürünü olduğunu vurguladı. Kendisine oy veren seçmenin yanında durmaktan asla imtina etmedi. Barış sürecinde inşa edilmiş ve esasen barışçıl koşullar altında siyaset yapma yeteneğine sahip bir partiyken, şimdi olağanüstü koşullarda siyaset yapma yeteneğini de geliştiriyor.

HDP’yi kan ve barut içinde boğma siyasetinin yenilgisi işte tam da budur. O yüzden demokratik siyasetin cemresi 24 Ocak’ta Ankara’ya düştü. Dönüm noktasıdır. Henüz karanlık tünelin sonuna gelinmedi, ama yürünecek yol biraz daha görünür hale geldi. Mevsim bahara döndükçe, konjonktürel savaş koalisyonunun zayıfladığı, parçalandığı, iç çatlaklar sergilediği, HDP etrafında birleşen demokratik barış güçlerinin giderek daha geniş kesimleri seferber ettiği, barışı somut bir seçenek olarak dayattığı bir döneme doğru gidiyoruz. Hiç kuşkusuz bu dönemin hazırlayıcısı, vahşi sıkıyönetim politikalarına direnen ve canını ortaya koyan Kürt halkıdır.

HDP, yenilenmiş Parti Meclisi’yle böyle bir dönemin çalışmalarını yürütecek. Barış için büyük bir halk seferberliğine girişecek. Saray’ın savaşına karşı milyonları birleştirmenin siyasetini yapacak. Özyönetimi, demokratik özerkliği halklarımıza anlatacak. Anayasa Uzlaşma Komisyonu’nda Saray’ın başkanlık dayatmalarını teşhir etmek, yerel demokrasi temelli bir demokratikleşmeyi topluma anlatmak üzere yer alacak. Kadın Meclislerini inşa ederek kadının siyasetin merkezine yürüyüşünün zeminini oluşturacak. HDP’ye özgü bir gençlik örgütlenmesini yaratmak üzere Gençlik Kongresi’ni toplayacak. Uluslararası ilişkileri ve diplomasiyi yoğunlaştırarak, Saray’ın savaşına karşı enternasyonal antifaşist dayanışmayı geliştirecek. Genel Kongresinin ardından hızla il ve ilçe kongrelerini toplayarak bütün örgütünü yeni siyasal koşulara uyarlayacak. Eğitim çalışmalarıyla kadro yetiştirecek.

Haydi, hep birlikte, demokratik siyasetin baharını örgütlemeye!…

* Atılım Gazetesi’nin 29 Ocak 2016 tarihli 209. sayısında yayımlanmıştır.

Yorum yapabilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız gerekmektedir. Giriş

Yayın tarihi: 11 Şubat 2016, Perşembe 11:27
Kategoriler: Haberler, Makaleler, Politika, Serbest Kürsü