Örgütsel önderliğin başarısının temel bir koşulu: Kuvvetlere hakimiyet

Örgütsel önderliğin başarısının temel bir koşulu: Kuvvetlere hakimiyet

MLKP merkezi yayını Partinin Sesi’nin Aralık 2015 tarihli 86. sayısı yayımlandı. Derginin “Örgütsel önderliğin başarısının temel bir koşulu: Kuvvetlere hakimiyet” başlıklı yazısında, örgütsel önderliğin başarısında hakimiyet koşulu üzerine tartışma yürütüldü. Yazıda, “Kuvvetlere hakimiyet kavramı, ezenlerle ezilenler arasındaki siyasi mücadele alanının tümünü kapsar. Hem siyasi hem de örgütsel önderlik alanının temel bir sorunudur. Örgütsel önderlik yürürken düşünme düzeyinde kalırsa ‘önderlik’ düzeyine sıçrayamaz” ifadelerine yer verildi.

Partimiz gelişiyor. Onun yeni bir nitelik düzeye geçiş halini, bir kaç parti formunu alan yapılanışının belirginleşmesinden de görüyoruz. Gelişen önderlik iddiası, kendini yeni bir nitelik düzeyde ortaya koyuyor. Öncünün devrimci enerjisinin, cüret ve yaratıcılığının her zamankinden çok etkin olduğu bir sürecin içerisindeyiz. Durum devrimci! Örgütsel önderliğin enerjisi, cüret ve yaratıcılığı öncünün olduğu kadar devrimci gelişmenin de itici bir gücü. Örgütsel önderlik başarılı olabilmek için hem dönemin devrimci ihtiyaçlarına hem de partinin gelişiminin ihtiyaçlarına yanıt olmakla yükümlü. Bunun, her şeyden önce bir yönelim, kavrayış ve tarz (çalışma tarzı) sorunu olduğundan kuşku yok. Kuvvetlere hakimiyet, örgütçünün ve örgütsel önderliğin somutlaşması ve derinleşmesi gereken sorunların başında geliyor.

Kuvvetlere hakimiyet kavramı, ezenlerle ezilenler arasındaki siyasi mücadele alanının tümünü kapsar. Hem siyasi hem de örgütsel önderlik alanının temel bir sorunudur. Hazır kuvvetleri olduğu kadar potansiyel kuvvetleri, siyasi ve askeri olduğu kadar diplomatik kuvvetleri, partinin kuvvetlerinin yanı sıra müttefiklerinin kuvvetlerini, devrimin kuvvetlerini olduğu gibi karşı devrimin kuvvetlerini de kapsar, görüş alanı içerisine alır. Devrimci önderlik, kendi kuvvetleriyle olduğu gibi savaştığı sınıf düşmanının kuvvetleriyle, düşmanın kuvvetlerinin nicelik ve niteliğiyle de ilgilenir. Fakat biz burada, amacımız bakımından kendimizi partinin kuvvetlerine hakimiyet sorunuyla sınırlandıracağız.

Kuvvetlerimize ne kadar hakimiz? Kuvvetlerimizi hakkıyla değerlendirebiliyor muyuz? Kuvvetlere hakimiyet bağlamında örgütçülerimizin durumu ne, örgütsel önderlik pratiğimiz ne söylüyor? Örgütsel önderliğin kuvvetlere hakimiyette derinleşmesi görevi, kavramsal, düşünsel düzey ile uygulama, pratik eylemsel boyutu kapsayan ve birleştiren bütünlüklü bir çalışmadır. Soyutlama düzeyi, hem örgütsel önderlik kavrayışı ve kavramlarında derinleşmeyi hem de kuvvetlere düşüncede hakimiyet yöntem ve yeteneği kazanmayı kapsar. Tam da bu nedenlerle ancak örgütsel önderliğin karargah çalışması yeteneğinin geliştirilmesiyle el ele gidebilir. Örgütsel önderlik teorinin pratiğe dönüşmekte olduğu kimyasal reaksiyon sınırında bulunduğu içindir ki, örgütsel önderliğin entelektüel çabasındaki her ileri çıkış, her hamle örgütsel alanda maddi karşılığını çok pratik biçimde arar, düşünce eyleme işler, maddi güce dönüşür.

Kuvvetlere hakimiyet ilk bakışta kuvvetlerin bilinmesi, tanınması gibi görünür, ama gerçekte daha kapsamlı ve derindir. Burada hakimiyet kavramı bilmek, “tanımak” kadar, düzenli etkileşimin korunmasına dayalı tarzda kuvvetleri yönlendirmeyi, yönetmeyi de kapsar. Bu niteliği nedeniyledir ki, kuvvetlere hakimiyet ancak hareket halinde gerçekleşebilir. “Hakimiyet”, kuvvetlerin devrimci mevzilere yerleştirilerek öncünün devrimci yürüyüşünde anlamlı biçimde yer almasını kapsadığı için de dinamiktir. “Kuvvetler” durmaksızın nicelik ve nitelik bakımdan değiştiği için hakimiyet kavramı sabitliği, hareketsizliği zaten dışlar. Kaldı ki, kuvvetlere “bir an” hakim olmanız da yetmez, bunu ardışık süreçler boyunca tekrar tekrar başarmanız gerekir.

Siyasal ve örgütsel önderlik projeksiyonundan bakıldığında, kuvvetlere hakimiyet, öncelikle ana güçlere hakimiyettir. Diğer bir ifade ile ancak ana güçlere hakim olarak “tüm” kuvvetlere hakim olabilirsiniz. “Ana güçler” kavramının (ve gerçekliğinin) karşılığı, parti örgütünün her düzeyinde vardır. Demek ki, örgütsel önderlik sorun ve görevleri kendini parti örgütünün ve parti çalışmasının bütün düzeylerinde ve bütün cephelerinde ortaya koyar. Elbette her düzeyde ve değişik her cephede sorun aynı biçimde açığa çıkmaz, her cephe ve düzeyde farklılıklar gösterir, özgündür, cephe, düzey ve alan bakımından somutluğun değişik derecelerine denk düşer.

“Ana güçler”, her düzey ve alanda partinin omurgasını oluşturan güçlerdir. Bu, herhangi bir semt örgütünde de, büyük bir kentte de, parti genelinde de böyledir. Bütünden bakıldığında parti kadroları, üyeleri, aday üyeleri, örgütlü sempatizanları, kuşkusuz parti örgütleri ve partiyi maddi ve moral bakımdan destekleyen, ona gönül vermiş kitlelerin omurgasıdır. Yani örneğin ana güçlere hakimiyet, sadece kadroların ve örgütlerin, üye kitlesinin omurgasına “hakimiyet” değildir. Bu, aynı zamanda parti kitlesi bakımından da geçerlidir. Kitlesi, partiyi parti yapan temel yapı taşlarından, olmazsa olmazlarından birisidir. Kadrolarına ve üyelerine büyük ölçüde “hakim” ama kitlesine büyük ölçüde hakim olmayan, kitlesinin omurgasını oluşturan bölümüyle ilişkilerini düzenleyememiş ya da kopuk bir parti, köksüz bir ağaca benzer.

Partinin kontrolündeki mekanlar, maddi, teknik, lojistik olanaklar ve partinin elindeki başlıca mücadele araçları da ana güçlere dahildir, kuvvetlere hakimiyet sorunun içerisindedir.

Kuvvetlere hakimiyet için başlıca kuvvetlerle ilişkilerin, bağların inşa edilmiş ve sistematik tarzda sürdürülüyor olması gerekir. Kuvvetlere hakimiyetin temel koşulu, ana güçler ile bağlantıların korunmasıdır. Kuvvetlerinizle bağlantılarınızı kaybettiğiniz anda, önderlik ve yönetmek adına söylenecek her söz, yapılacak her şey anlam kaybına uğrar, altı da, içi de boşalır, devrimci lafazanlık biçiminde dejenere olmaya başlar. Parti önderliğinin üzerine titrediği düzgün parti işleyişi en başta ana güçlerle bağlantıların sistematik tarzda sürdürülmesi demektir.

Kuvvetlere hakimiyet sorunu, kategorik bakımdan iki düzeyde ele alınabilir; kuvvetlerin niceliği, kuvvetlere nicelik düzeyde hakimiyet ve kuvvetlerin niteliği, kuvvetlere nitelik düzeyde hakimiyet.

Nicelik düzey, tanımından belli olduğu gibi kuvvetlerin büyüklüğü, genişliği, yaygınlığı, çokluğu ve çeşitliliğiyle ilgilidir. Bütünde, herhangi bir cephe ya da düzeyde parti örgütünde kaç profesyonel devrimci, kaç üye, kaç örgütlü sempatizan olduğu, partinin değişik durumlarda kaç işçiyi, emekçiyi, ezileni harekete geçirdiği, parti yayınlarının ne kadar dağıtıldığı, kortejlerine kaç kişinin katıldığı vb. gerçekler, burada konulduğu gibi ele alındığında nicelik verilerdir. Keza aynı ele alışla, genelde ya da parti örgütünün şu ya da bu cephe ve düzeyinde, parti örgütünün kaç komite, hücre, çalışma grubu, müfreze, milis grubu, komünist kadın komitesi, işçi hücresi, komitesi, gençlik yapısı, emekçi memur grubu, esnaf grubuna vb. sahip olduğu da nicelik düzeyin kapsamı içerisindedir. Sendikaların yanı sıra, yöre dernekleri, çevreyi koruma platformları vb. çok değişik kitle örgütlerindeki örgütlü, örgütsüz ve keza değişik ulus ya da inanç topluluklarının örgütlenmeleri içerisindeki etkisi, parti örgütünün elindeki maddi, teknik imkanlar, araçlar “hesaba” katılmalıdır.

Parti yapısının farklı cepheleri ve değişik düzeylerinde örgütsel önderlik, partinin örgüsel gerçekliğinin ayıntılı somut bilgilerine kesinkes sahip olmalıdır. Bu bilgileri oluşturmak örgütsel önderliğin asli görevleri arasındadır, ihmal edilemez. Örgütsel önderliğin ve bütün örgütçülerin tarzının somutluğu kuvvetlere hakimiyetin nicelik düzeyi bağlamında muhakkak sınanmalıdır.

Kuvvetlerin nicelik düzeyi ile nitelik düzeyi tecrit halde değildir. Nicelik ve nitelik aynı yapıda iç içedir, nicelik niteliğe, nitelik de niceliğe dönüşür, geçer.

Örneğin bir semtte gazete satışını örgütlemek, semt parti çalışması bakımından nitelik bir unsurdur, semtteki parti çalışmasına “yeni bir nitelik” katar. Ya da, şu fabrikada bir parti hücresi ya da komitesinin kurulması da öyledir. Şu alanda bir parti üyesini profesyonel devrimci olarak hazırlar, orada parti çalışmasına bu düzeyde katılmasını sağlarsanız orası için yeni bir niteliktir, parti çalışmasına nitelik kazandırır. Bir üyenizin ve bir kaç örgütlü taraftarınızın olduğu bir çalışma alanında, eğer örgütlü taraftarlarınızdan bazılarını parti üyeleri olarak hazırlar ve üye yaparsanız, bir parti hücresi ya da komitesi kurabilirsiniz. Bu o alan için yeni bir nitelik olacaktır. Bunlar ve formüle edilebilecek sayısız örnek, bütünden baktığınız zaman, partinin büyümesi ve gelişmesinin daha çok nicelik verileri, parçadan baktığınızda ise alan örgütü için daha çok nitelik verileri olarak görünür.

Kuvvetlerin niceliksel düzeyine hakimiyet, kuvvetlerinizi nasıl büyüteceğinizi kurgularken, büyütmenin yol ve yöntemlerini ararken, örgütsel gelişme stratejileri hazırlarken başlangıç momentiniz ve dayanağınız olacaktır. Her çeşit mücadele planını-siyasi taktikleri kuvvetlerinizin nitelik düzeyine olduğu kadar, nicelik düzeyine dayandırmaktan başka seçeneğiniz yoktur.

Kuşkusuz nitelik düzey niceliğin içerisindedir. Niceliksiz nitelik düşünülemez bile. Kuvvetlere nitelik düzeyde hakimiyet, örneğin evet sayısal olarak şu kadar üyeniz, bu kadar profesyonel devrimci kadronuz, bu kadar parti örgütünüz vardır. Fakat peki üyeleriniz, üyeliğin gereklerini yerine getirmek bakımından ne durumdalar, adanmış devrimcilik ruhu çalışmalarında ışıldamakta mıdır? Keza, profesyonel devrimci kadrolarınız adanmış devrimciler olma sıfatının hakkını veren, örnek adanmış komünistler midir? Evet çok sayıda örgütünüz var, tabi ki bu önemli, ama bunların parti çizgisini anlama, uygulama yetenekleri, parti çizgisine bağlılıkları nedir? Alanınızın, kuvvetlerinizin düzgün parti işleyişi bakımdan durumu nedir? Parti örgütünün değişik düzeylerinde şu kadar yönetici komiteniz, onlar içerisinde yer alan bu kadar yönetici yoldaş var, güzel fakat onların yönetici formasyonları, parti siyasetini ve örgüt çalışmasını yönetme yeteneklerinin düzeyi nedir? Mücadele deneyimleri, birikimleri nedir? Parti örgütünün herhangi bir düzeyinde ya da bütünde düzgün parti işleyişi bakımından durum nedir? Parti örgütleri ve kadroların, üyelerin parti kararlarını sahiplenme ve uygulama düzeyi nedir? Parti kitlesi, parti çağrılarıyla buluşuyor mu? Örgütlülük düzeyiniz nedir, parti örgütünüz değişik mücadele biçimlerini birlikte kullanma kapasitesine sahip midir? Keza, parti örgütünün herhangi bir düzeyinde ya da genelde parti disiplini ne durumdadır? Özveri düzeyi nasıldır, ideolojik moral durumun verileri ne söylemektedir? Bunlar ve artırılabilecek diğer sorular, burjuvazi ve diktatörlüğe karşı mücadele kapasitesi, örgütlü hareket edebilme, parti politikalarını uygulayabilme, partinin ve devrimci gelişmenin sorunlarını çözebilme, gelişim ihtiyaçlarını yanıtlayabilme yeteneği ve hareket tarzıyla ilgilidir.

Nitelik düzeyin verileri toplam olarak, ezenler ile ezilenler arasındaki sınıf mücadelesinde öncülük ve önderlik yetenek ve kapasitesinin, iddiasının yansımalarıdır. Kuvvetlerin nitelik düzeyini yansıtan veriler, mücadele sürecinde somut olarak açığa çıkar. Bu verilerin düzenlenmesi, analiz ve soyutlama yoluyla işlenmesiyle kuvvetlerin nitelik düzeyi düşüncede kavranabilir. Kuvvetlerin nitelik düzeyinin kavranmasında analiz ve soyutlamanın rolü nicelik düzeye göre daha etkindir.

Kuvvetlerin nitelik ve nicelik düzeyine, düşüncede hakimiyet için her iki alan bakımından somut verilerin, bilgilerin düzenlenmesi ve sistematik olarak işlenmesi, analiz ve soyutlama yolundan sonuçlar çıkartılması gerekir. Bunlar, ancak güçlü karargah çalışmasıyla başarılabilir. Karargah çalışmasını örgütleme yetenek ve iradesi zayıf bir önderlik, en başta kuvvetlere düşüncede hakimiyette zorlanacaktır.

Kuvvetlerin doğru düzenlenmesinin birinci koşulu, devrimci görevlerin ve partinin gelişim ihtiyaçlarının kavranması ise, ikinci koşul da kuvvetlere hakimiyettir. Devrimci gelişmenin ve keza partinin gelişmesinin hız kazandığı devrimci mayalanma anlarında kuvvetlere hakimiyet çok dinamik bir hal almak zorundadır. Yeni kuvvetlerin tarih sahnesine çok hızlı tarzda çıkması, onların şu kadar bölümünün öncüye yönelmesi, yalnızca hız ve enerji, yaratıcılık istemez, siyasal ve örgütsel önderliğin atılımını koşullandırır ve gerektirir. Önderlik, derinleşmek ve somutlaşmak zorundadır. Derinleşme ve somutlaşma, öncelikle örgütsel önderliğin tarzında ve kuvvetlere hakimiyetinde karşılığını bulmalıdır.

Örgütsel önderlik, kendini yalnızca hazır kuvvetler ile sınırlandıramaz. Devrimci gelişmenin ve partinin gelişiminin ihtiyaçlarını karşılamak her iki düzey ve bağlamda devrimci gelişmeyi hızlandırmak söz konusu oldu mu, örgütsel önderliğin “potansiyel kuvvetleri” anlamasını sağlayacak analiz yeteneği ve sezgi gücü kadar, sevk ve idare ettiği hazır kuvvetlerin potansiyel kuvvetlerle temas ve etkileşiminin açığa çıkarttığı veriler de oldukça önemlidir. Potansiyel kuvvetler, hareket halindeki toplumsal kuvvetlere en yakın, her an harekete geçebilecek kuvvetlerdir. Önderlik, potansiyel kuvvetlerle temas ve etkileşimi güçlendirerek partiyi ve devrimci stratejiyi adres olarak göstererek, potansiyel kuvvetlerin devrimci dinamizmini emmek durumundadır.

Örgütsel önderliğin, örneğin, üyelerin nitelik durumuna dair analizi ve çıkardığı sonuçlar, üyelerin geliştirilmesine, dönüştürülmesine dair görevleri belirler. Ya da, nitelik düzey analizinden parti örgütleri, kadrolar ve üyelerin parti kitlesi ve işçi, emekçi, ezilen kitleler ile bağlarının zayıf olduğu sonucu çıkıyor ise devrimci görevleri bu belirleyecektir. Nitelik düzey analizi parti yapısının değişik cephelerinde, değişik düzey ve alanlarında örgütsel önderliğin kadrolara hakimiyetini hem kadro yapısının analizi düzeyinde hem de tek tek her bir kadro için başarmak zorundadır. Yani, parti önderliği partinin omurgasını oluşturan kadro yapısına ama aynı zamanda her bir yoldaşın gelişimine de hakim olabilmelidir. Demek ki, kadrolara hakimiyet bütün cepheler için de geçerlidir, parti örgütünün değişik düzeylerinin her biri bakımından da geçerlidir. Şu kentteki, bu semtteki parti yönetimleri de kendi alanlarında kadro yapısına ve her bir yoldaşın gelişimine hakim olabilmelidir.

Devrimci öncünün verili gerçekliği bakımından, merkezi, cephesel ve yerel örgütsel önderlikler düzeyinde en büyük tehlike, günlük envai çeşit devrimci görevlerin cezbediciliğine kapılarak ya da basıncı altında kalarak devrimci militanın ortalama hareket tarzı düzeyine saplanıp kalmaları, diğer bir ifadeyle konum kaybına uğramalarıdır. “Devrimci kendiliğindencilik” ya da “dar pratikçilik” diye tanımlandığımız bu durum, kendini en çarpıcı biçimde örgütsel önderliğin karargah çalışmasını ihmal etmesinde gösterir. Karargah çalışmasına ayrılacak zaman devrimci kendiliğindencilikle malül örgütsel önderliğe zaman kaybı gibi görünür. Örgüt çalışmasına nitelik katma asli devrimci görev ve sorumluluğunu daha çok ve hatta “sayısız devrimci görevi üstlenme” uğruna feda etmek de, örgüt çalışmasının ihtiyaç duyduğu niteliği üretmeye yoğunlaşmaktan kaçınmaktadır! Örgütsel önderlik, yürürken düşünme düzeyinde kalırsa “önderlik” düzeyine sıçrayamaz. Örgütsel önderlik, ancak karargah çalışmasını omuzlarındaki ağır önderlik sorumluluğunun gerektirdiği ciddiyet, sıkılık, tarz ve etkinlikte örgütleyerek kuvvetlere hakim olabilir.

* Atılım Gazetesi’nin 29 Ocak 2016 tarihli 209. sayısında yayımlanmıştır.

Yorum yapabilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız gerekmektedir. Giriş

Yayın tarihi: 11 Şubat 2016, Perşembe 12:03
Kategoriler: Haberler, Politika