Tarihin dersi: Franco devrildi Toledo özerk

Tarihin dersi: Franco devrildi Toledo özerk

FUAT UYGUR-

Toledo kentinin düşmesi, İspanya iç savaşında Franco diktatörlüğünün zaferinin simgesi olarak gösterilir. İşte Davutoğlu, bu simgesel hatırlatmayla, Sur’un düşeceğini ve Türk devletinin Kürt özgürlük hareketi karşısında zafere ulaşacağını (ve de Erdoğan’ın başkan olacağını) müjdelemektedir. Faşizmin düz mantığı böyle çalışmakta. Ama tarih gerçekleri başka türlü kaydetti.

Faşizm, manipülasyon araçlarında tıkanınca, cepten yemeye; doğrudan faşizmi referans alarak rıza üretmeye başladı. Çünkü, Gobbels’e bile rahmet okutacak yalanlarının inandırıcılık katsayısı düşünce, maskeyi çıkarmaktan başka çareleri kalmadı.

Daha geçen ayın başında Erdoğan, Hitler Almanya’sını örnek göstererek başkanlık sisteminin ne kadar iyi bir şey olduğunu anlatıp durdu. Günümüzde DAİŞ gibi karanlık güçlere sırtını dayayan zihniyetin tarihsel olarak Hitler’i referans alması elbette ki şaşırtıcı değil.

Erdoğan’ın çömezi Davutoğlu’nun Hitler’in çömezi Franco’yu referans almasını da bu devamlılığın bir parçası olarak okumak gerekir.

Davutoğlu, Amed’in Sur ilçesini İspanya’daki Toledo gibi yeniden inşa edeceklerini buyurdu. Davutoğlu’nun cahilce gündeme getirdiği bu tarihsel hatırlatma isabetli oldu. Hazretleri, genel seçimler öncesinde de Kürt halkını ve ilerici kamuoyunu beyaz Toros’larla tehdit etmişti. Şimdi “zafer” kazanmaktan o kadar umutlu ki, “Toledo” göndermesi ile ellerini ovuşturuyor.

İspanya’nın Toledo kenti, Franco faşizmine karşı Cumhuriyetçilerin önemli direniş kalesiydi. Faşizmin ordusu ve paramiliter güçleri kenti iki ay boyunca kuşatma ve bombardıman altında tuttu. Kent, Eylül 1936 sonlarında faşistlerin eline geçti. Toledo kentinin düşmesi, İspanya iç savaşında Franco diktatörlüğünün zaferinin simgesi olarak gösterilir.

Toledo’nun ele geçirilmesi için yapılan kutlamalar sırasında, karargâhın balkonundan kalabalığa hitap eden yabancı lejyon komutanı Albay Juan Yagüe, “Bugün, büyük bir gün. Fakat yarın, daha da büyük bir gün olacak. Yarın, ya da çok kısa bir süre içinde, bizi zafere götürecek bir generalimiz olacak. Ve bu general, General Franco’dur” der. İşte Davutoğlu, bu simgesel hatırlatmayla, Sur’un düşeceğini ve Türk devletinin Kürt özgürlük hareketi karşısında zafere ulaşacağını (ve de Erdoğan’ın başkan olacağını) müjdelemektedir.

Faşizmin düz mantığı böyle çalışmakta. Arkasından, “tarih tekerrürden ibarettir” tekerlemesini de eklediğinizde, kendi kendilerine mutlu oluyorlardır kuşkusuz.

Ancak tarihin yasalarının böyle işlemediğine çokça tanık oldu tarih bilenler. Özellikle de, halkların direnişleri söz konusu olduğunda.

Davutoğlu hem bu ideolojik gerçeği hem de tarihsel gerçeği bilmiyor. Ki, verdiği örnek tam da kendisini vuran cinsten.

Sarayın tepesinde oturan Erdoğan, başkanlık ve parlamenter sistem karşılaştırmaları yaparken, “Başkanlık sistemi diktatörlüğe yol açıyor, başkanlık sistemi federal bir yapıyla ülkeyi böler” eleştirilerine karşı çıkıyor ve “Dolayısıyla üniter devletlerde başkanlık sistemi olabilir” diyor.

Sarayın ve çömezinin bilmedikleri, verdikleri örnekteki diktatör Franco’nun bile ülkesi İspanya’yı üniter bir devlet olarak yönetemediğidir. Bugün İspanya, 17 ayrı özerk ve yerel yönetimle idare edilmektedir.

Şimdi, halkın sadece bir bölümünün “başkanı” olacak zat, fiili ve ruhi bölünme içerisinde olan iki halkı nasıl birleştirecek? Bu konuda kendisi de kaygılar taşıyor ki, genel geçer ve doğrulanmamış önermelerle ikna turuna çıkmış.

Bugün Türkiye ve Kuzey Kürdistan’ın gündemindeki Toledo kenti, 1982’de özerk bölge ilan edilen Castilla La Mancha bölgesinin başkenti. Bu bölgenin kendi parlamentosu, ayrı bir ulusal marşı bulunmaktadır. Kentin, Amed’deki Sur’a benzerliği, tarihsel ve kültürel dokusu. Ortaçağ’dan beri krallığın yıkılışına kadar İspanya’nın da başkenti olan kent, bugün tarihi ve kültürel birikimi nedeniyle UNESCO koruması altındadır. Sur’un da UNESCO kültür mirası arasında yer aldığını hatırlatalım.

Bunca benzerlikten sonra eksik kalan tek şey, Sur’un, daha da geniş anlamıyla Kürt illerinin özerkliğidir. Erdoğan-Davutoğlu kliğinin önüne geçemeyecekleri gerçeklik de halkın bu talebidir. Bugün hendeklerle var olma savaşı veren özerklik talebi nedeniyle tıpkı Franco diktatörlüğünün yaptığı gibi Sur ilçesi yerle bir edilmektedir. Kürt coğrafyasının ve Amed’in tarihsel dokusu imha edilerek, ulusal kimlik ezilmek istenmektedir. Sonuç!

Tarih tekerrürden ibaret olmadığı gibi, doğru okuyanlar için eşsiz derslerle doludur. Erdoğan diktasının halkları sürüklediği düşmanlaştırma ve bölmeye karşı özerklik, panzehirdir. Nasıl ki İspanya merkezi yönetimi baskıyı her arttırdığında özerk bölgeler “tam bağımsızlık” için referandumlara başvurduysa, Sarayın-devletin her saldırısına karşı da Kürt halkı aynı oranda yanıt verecektir.

Tam da bu nedenle demokratik özerkliğin hendeklerle savunulmak durumunda olduğu bu günlerde yeniden ve yeniden ayağa kalkmak, sokağa çıkmak, dayanışma içerisinde olmak, özerklikle barışı ve kardeşliği daha güçlü bir şekilde yeniden inşa etmek daha yaşamsal bir hal aldı.

Fidel Castro ne güzel söylemiş: Biz yenilirsek kalkar yine deneriz. Diktatörler yenilirse sonları olur.

* Atılım Gazetesi’nin 5 Şubat 2016 tarihli 210. sayısında yayımlanmıştır.

Yorum yapabilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız gerekmektedir. Giriş

Yayın tarihi: 18 Şubat 2016, Perşembe 11:47
Kategoriler: Haberler, Makaleler, Politika, Serbest Kürsü