Yerli-Milli Erdoğan faşizmi; faşizmin en vahşisi çıktı

Yerli-Milli Erdoğan faşizmi; faşizmin en vahşisi çıktı

ZİYA ULUSOY-

Erdoğan ve generallerin faşizmi, 12 Eylül askeri, 90’lı yılların yarı-askeri faşizminden daha vahşi çıktı. Savaş hali faşizmini uyguluyor. Kürt’e karşı ayları bulan sokağa çıkma yasağı uyguluyor, tank ve topla sivil halka saldırıyor, yaralıları ölüme mahkum edecek kadar faşizmin sınırsız keyfiliğini uyguluyor. Erdoğan, atadığı vali-kaymakama “mevzuatı, yasaları takmayın” emrini veriyor. 1920’li-30’lu yılların soykırımcılığını, günümüzde Srilankavari soykırımcılığı uygulamaya çalışıyor.

Türk burjuvazisi ekonominin egemenliğinde payı küçülse de sermaye olarak büyüyor. Ve dış pazar sömürü pastasından yararlanıyor.

Elbette büyümesini, çalışan emekçilerimizin iş gücünün yağmalarcasına sömürerek gerçekleştiriyor.

Ama aynı zamanda kanlı birikim de yapmaktan çekinmiyor. MÜSİAD’ın doğrudan organik temsilcisi Erdoğan, “Anadolu Kaplanları”nın kanlı ve yağmacı hırsını açıkça dile getirmekten çekinmedi. Soma’da 300’ün üzerinde işçiyi diri diri madene gömerken, Tuzla’da tersane işçilerini birer ikişer ölüme atarken Erdoğan “bu işin fıtratında var” demişti.

Erdoğan’ın elebaşılığında Türk burjuvazisinin yağmacı ve kanlı birikimi, içte ve dışta savaşla kendisini gösteriyor. İçte Kürt’e, ezilene, sosyaliste karşı savaşla, bölgede ise yayılmacı savaşla…

Erdoğan ve generaller, ABD emperyalizminin ve İsrail siyonizminin işbirlikçileri. Fakat ABD’nin Irak’ta işgaline rağmen istikrar kuramaması, Suriye’de Esad Baas’ını devirme savaşında başarısızlığı, işbirlikçilerinin özgün gerici çıkarları yönünde askeri yayılmacı inisiyatif göstermesine yol açıyor. Suriye gerici iç savaşında, Yemen savaşında, Irak’ta, Erdoğan ve Suudi monarkının yayılmacı çıkışları ve hamleleri buna örnektir.

Erdoğan ve generallerin faşizmi, 12 Eylül askeri, 90’lı yılların yarı-askeri faşizminden daha vahşi çıktı. Savaş hali faşizmini uyguluyor. Kürt’e karşı ayları bulan sokağa çıkma yasağı uyguluyor, tank ve topla sivil halka saldırıyor, yaralıları ölüme mahkum edecek kadar faşizmin sınırsız keyfiliğini uyguluyor. Erdoğan, atadığı vali-kaymakama “mevzuatı, yasaları takmayın” emrini veriyor. 1920’li-30’lu yılların soykırımcılığını, günümüzde Srilankavari soykırımcılığı uygulamaya çalışıyor.

Türkiye’de ise devrimcileri yargısız infazla katlediyor, gazetecileri bile müebbetle cezalandıracak kadar saldırganlaşıyor.

Zamana yaydığı soykırımla ve akıl almaz saldırganlıkla şok ve dehşet yaratıp halklarımızı ve devrimci demokratik örgütleri teslim almaya çalışıyor.

Erdoğan cuntası, faşizmi vahşileştirdikçe, “yerli ve milli” demagojisini de yoğunlaştırdı. Dahası, ırkçılığın mottosu “milli devlet tehlikede” yalanıyla Türk halkını zehirlemeyi öne çıkarıyor.

Osmanlı saraylarını andıran Saray’da yaşadığı, 100 milyon dolarları rüşvetle cukkaladığı halde, ücrete talim eden demokrat aydınlarımızı “yerli ve milli” olmamakla, “hainlik”le suçlayacak kara propagandaya başvuruyor.

Burada faşizmin üzerinde bir kez daha akıl yormak gerekir.

Emperyalizm, merkezi ve yerel burjuvazilerin kopmaz bağlarla bağlı olduğu bir sistem değil, emperyalist devletlerle, burjuvazisi/ulus devleti dahil geri uluslar arasında temel çelişkiye dayanan bir sistem olarak kavrayan anlayışlar, yerli-milli yalanı arkasından kitlelerin toplanmasına yarayan politikalara kolay düşebiliyor.

Bugünkü bütünleşmiş dünya kapitalizmi koşullarında, emperyalizm-halklar temel çelişkisinin yerini emperyalizm-ezilen sınıf ve kesimler arasındaki çelişkinin aldığını göremeyenler de aynı yanılgıya kolay düşebiliyor. Oysa, bütünleşmiş kapitalizmde artıdeğer dünya çapında gerçekleştirildiği gibi, geri ülke burjuvazileri de çıkarları dünya tekellerine kopmazca bağlı yerli-milli sermayenin sahipleri olarak bu sistemi ölümüne-öldürerek savunacak kadar dünya kapitalizmini korumayı çıkarlarına görürler.

Bütünleşmiş dünya kapitalizminde “ucuz emek gücü cenneti” rekabetine girişmeleri buradan geldiği gibi, ucuz emek/emek gücü cennetini korumak için iktisaden de siyaseten de emekçilere ve ezilenlere cehennemi bu dünyada yaşatırlar. İktidarlarını ve çıkarlarını tehdit eden alttan sınıfların ve ezilenlerin mücadelelerine karşı, faşizmin vahşetine başvururlar. Bunun için eskiden vurguladığımız gibi “en emperyalist işbirlikçisi” olmasına gerek yok.

Mübarek, Saddam, Mollalar, Erdoğan, Selefi Pan-İslamistler, Mursi, Sisi, Rajpaksa, Tayland kralı-generaller, Ukrayna milliyetçileri vb… Bunların çoğu emperyalizmin en işbirlikçileri olmadıkları halde, faşist vahşette ABD’ci eski generallerin faşizmini geride bırakıyorlar. Talancı ve kanlı birikimle sermayesi büyümüş yerli-milli burjuvaziler, ezilenlere faşist vahşet, bölgesel güç olanları yayılmacılıkta kural tanımaz kanlılık uyguluyor.

Yerli-milli Erdoğan ve generaller, içte-dışta talancı ve kanlı birikimin bütün vahşetini şu an Kürt özgürlük hareketi, halk ve devrimciler üzerinde uyguluyor. Kürt özgürlük hareketi en örgütlü ve dirençli olan devrimci güç olduğu için akıl almaz vahşetle “temizlerse” yerli-milli Erdoğan faşizmi işi kolay götüreceğini düşünüyor. Tespiti isabetsiz de değil. Türk burjuvazisinin İslamcı, Türkçü, laik, ulusalcı, başlıca renklerini vahşi faşizm ve Kürt soykırımı üzerine birleştirmiş. Çıkarcı ve Hizbulkontra Kürtleri de.

Türk halkını her gün milli ve yerli galeyana seferber ederek bu toprakların kadim halkı Kürtleri yok ediyor. Şair Dersim için “Akan kandır, döven top mermileri o nazlı vatanı” demişti. Akan kandır döven top mermileri o nazlı Kürt çocuklarımızı, yiğit Kürt kadın ve gençlerimizi, yaralıları öldürecek kadar kural tanımaz kirli savaşla.

Kürt gençliğinin örgütlü direnişi, yerli-milli Erdoğan faşizmine ne denli çetin direnişçi olduğunu sınırsız fedakarlıkla gösteriyor, şaşırtıyor, çılgına çeviriyor. Türkiye’den bütün demokratik güçlerin Kürt halkımızla omuz omuza mücadelesi bu en vahşi yerli faşizmi çözecek, baş aşağı yere çakacak.

Birleşik direnişi büyütelim, vahşette sınır tanımayan Erdoğan faşizmini inine gömelim.

* Atılım Gazetesi’nin 5 Şubat 2016 tarihli 210. sayısında yayımlanmıştır.

Yorum yapabilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız gerekmektedir. Giriş

Yayın tarihi: 18 Şubat 2016, Perşembe 11:57
Kategoriler: Büyüteç, Haber-Yorum, Haberler, Makaleler