Atılım Günlük Haber Bülteni Ana Sayfası Işık Kutlu Köşesi
 
Hale Özgür Kıyıcı: Tuğlayı çekin
Foto: Hale Özgür Kıyıcı: Tuğlayı çekin

ANKARA (22.09.2009)- Taylan Özgür cinayetinin yarın 40. yılı. Ama cinayet hala faili meçhul. Katilin '62 veya '65 Harp Okulu mezun '90'ların üst düzey generali olma ihtimali var. Tarife uyan generaller dikkat çekici. Taylan Özgür'ün kardeşi Hale Özgür Kıyıcı, adalet mücadelesinin 40'ncı yılında “Tuğlayı çekin” çağrısında bulunuyor.

Katil '62-'63 mezunu 90'ların üst düzey bir generali

'68 Devrimci Gençlik Hareketi'nin önderlerinden ODTÜ öğrencisi Taylan Özgür, 23 Eylül 1969 yılında İstanbul Üniversitesi çıkışı Beyazıt Meydanı'nda öldürülmüştü. Özgür sırtından kurşunlanarak katledilmişti. Bu, '68'in ilk 'kurşunu'ydu. Lisan Çakıcı adlı bir polis, Özgür'ün katili olarak yargılanmış, ancak kimi öğrencilerin ve tanıkların anlatımları arasındaki çelişkiler nedeniyle delil yetersizliğinden beraat etmişti. Lisan Çakıcı, şimdi Tarlabaşı'nda bakkal işletiyor.

Kontrgerilla araştırmaları ile tanınan emekli Yarbay Talat Turhan, cinayetin sır perdesini aralamıştı. Turhan, bir söyleşide kontrgerillanın eylemlerini anlatırken şöyle demişti: “1978'de Hasan Fehmi Güneş'in İçişleri Bakanı olmasının ertesi günü Taylan Özgür'ün dosyasını kendisine verdim.” Turhan'a göre bu dosyada Taylan Özgür'ü bir polisin değil, bir üsteğmenin öldürdüğü yazılıydı. Dosya, Bakan'a verildiğinde odada 3 kişi daha vardır: Deniz Baykal, Ertuğrul Günay ve Uğur Mumcu.

Turhan, Taylan Özgür'ün ablası Hale Kıyıcı'nın kim bu üst teğmen sorusuna 1990 itibarıyla orduda üst düzeyde görev yapan bir general olduğunu söylemişti. Talat Turhan'ın "çeteleşme" kitabında bu cinayet şöyle yazılı: “devlet cinayet işlemiştir.” Harp okulundan '62-'65 mezunu olan ve '90'larda üst düzey general olan bütün herkes şimdi Hale Özgür Kıyıcı'nın gözümde zanlı. Zira Harp okulu Talat Aydemir olayları nedeniyle 1963'te ve 1964'de mezun verememişti.

Genelkurmay’ın dikkatine, cinayetle suçlanıyorsunuz

Hale Özgür Kıyıcı, adalet mücadelesinin 40'ncı yılında herkese şöyle sesleniyor: “Taylan’ın öldürülmesi üzerinden 40 yıl geçti. Eylül ayı geldiğinde anısına yazı yazanlar; artık bu iddianın üzerine giderek yazı yazmayı düşünün. Mezarlar başında anmalardan vazgeçin. Faili meçhuller dosyasının rafı Taylan Özgür cinayeti ile diğer öldürülenlerin de belli olduğunu fark edin. O baş parmağını sallayarak konuşan üst düzey generallere 'işine bak general' deme cesaretini gösterebilirsek, işte o zaman o gencecik yaşında ölen/ öldürülenlere borcumuzu ödeyebiliriz.”

Ertuğrul Günay, geçen sene sessizliğini bozmuş, Radikal gazetesine yaptığı açıklamada Hasan Fehmi Güneş'in Hale Özgür Kıyıcı'yı tazminata mahkûm ettiğini iddia etti. Hale Kıyıcı, tazminat iddiası ile ilgili “Hani çocuklar der ya… Hayretlerim şaştı. Kocaman bir yalandı bu.. Bu dava nasıl açılmış, nasıl bitmiş ki ben tazminata mahkûm olmuşum. Keşke böyle bir dava açsalardı ben de yargı önünde bunları mahkûm ettirebilseydim” diyor.

Hale Kıyıcı, “Genelkurmay’ın dikkatine” başlıklı, “1969’da üsteğmen, 1990’da üst düzey general rütbesinde olanlar... Cinayetle suçlanıyorsunuz” vurgulu açıklamasında eşleri öldürülen iki kadın milletvekiline, Gürdal Mumcu'ya ve Pervin Buldan'a ise özel bir çağrıda bulunuyor, “Mehmet Ağar’ın çekmek istemediği tuğlayı çekip, duvarı yıksınlar” diyor.

En çok Hurşit Tolon, Engin Alan ve Işık Koşaner uyuyor

Hale Özgür Kıyıcı'nın tarifine uyan üst düzey generaller dikkat çekiyor.

Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ ve emekli Orgeneral Hurşit Tolon, '62 mezunlarının en ünlüleri.

Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, eşi Sevim Başbuğ ile evlendiği Aralık 1968’de tayini Ankara’ya, Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı’na çıktı. Cinayetin yaşandığı tarihlerde İstanbul'da olması çok küçük bir ihtimal. Emekli olduktan sonra Ergenokon operasyonu kapsamında tutuklanıp bir süre cezaevinde kalan Hurşit Tolon, Hale Özgür Kıyıcı'nın tarifine daha çok uyuyor. Zira Hurşit Tolon, cinayetin yaşandığı yıllarda üsteğmen rütbesiyle '68'lilerin peşinde. Öyle ki Tolon, 1970'li yıllarda Erzincan`da Doğu Perinçek'in yakalanması için düzenlenen operasyona katılıyor.

'62 mezunu başka üst düzey generaller de var. Ama onların büyük çoğunluğu topçu. Sadece orgeneral Fevzi Türkeri'nin durumu farklı. Fevzi Türkeri, 1962 yılında Kara Harp Okulu'ndan, 1963 yılında Piyade Okulu'ndan mezun oldu. 1990 yılında tuğgeneralliğe terfi eden Türkeri, bu rütbe ile Dağ Komando Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlığı görevinde bulundu. Orgeneral Türkeri, 30 Ağustos 2004 tarihi itibariyle Jandarma Genel Komutanlığı görevine getirildi.

'65'in en ünlüleri ise, Işık Koşaner ve Engin Alan

Kara Kuvvetleri Komutanı Koşaner, tam bu yıllarda üsteğmenliğe terfi ediyor. Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, kısa bir süre önce Kıbrıs harekatında “Gemilere harekáta başlama telsiz mesajını ben çektim” derken, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Işık Koşaner’in de Bolu Dağ ve Komando Tugayı’nda üsteğmen olarak harekáta katıldığını anlatmıştı. Yani 1974'te Koşaner üsteğmen. Türk Silahlı Kuvvetleri'nde üsteğmenin toplam görev süreleri ise 6 yıldır. Teğmenin ise normal şartlar altında 3 sene. Harp Okulu'nun mezuniyet rütbesinin teğmen olduğunu da hatırlatmak yarar var.

'65'in diğer bir mezunu ise Engin Alan. Engin Alan'ın Işık Koşaner ile çok önemli bir benzerliği ikinin de özel harpçi olmaları. Alan ve Koşaner, binbaşı rütbesinde 12 Eylül 1980'de Özel Harp Dairesi'nde görevliydiler. Engin Alan'ın bir diğer özelliği, 1996'da tümgeneral rütbesiyle Özel Kuvvetler Komutanlığı'na kadar yükselmesiydi. Engin Alan'ın bu görevi öncesi Azerbaycan'da askeri ateşe olarak çalıştı. Azerbaycan, onun döneminde 1995'te bir darbe girişimiyle karşı karşıya kaldı.

Yeni bir iddia: Taylan Özgür`ün katili komiser Mehmet

Taylan Özgür cinayetiyle ilgili son iddia 2008 tarihli. Cinayetin görgü tanığı Kadir Akın, katilin bir polis olduğunu, bu kişiyi emniyet arşivinden teşhis edebileceğini söyledi. Akın, cinayeti 11 yaşında iken annesiyle birlikte pencereden izlediğini belirtti, “Taylan Özgür`ün üzerinde kırmızı bir tişört vardı. Yenikapı`ya inen Mithatpaşa Caddesi`ne girdiğini gördüm, 100-150 metre koştu. Arkasından eli silahlı koşan adamı da gördüm. Taylan Özgür dolmuş durağına kadar koştu. Dolmuşa çarpınca yere düştü, arkasından onu silahla kovalayan kişi geldi. Taylan yerdeyken ve hareketsiz yatarken tek el ateş etti” dedi.

Akın, cinayetten kısa bir süre sonra olay yerine “toplum polisi”nin geldiğini belirtti, Özgür`ü vuran kişinin bu polislerle bir süre görüştükten sonra, yürüyerek gözden kaybolduğunu dile getirdi. Akın, anlatımlarını şöyle sürdürdü: “1973-1974 yılları arasında Özgür`ün katiliyle yeniden karşılaştım. Bir gün alt katımızda oturan bir teyzenin evine hırsız girmişti. Hırsızlıktan sonra eve bir grup polis geldi. Ekibin başındaki kişiyi görür görmez tanıdım. O kişi Taylan Özgür`ün katiliydi. Hemen anneme gösterdim. Annem de bunu teyit etti. Babamla da konuştuk. Babam o adamı tanıyordu. Çünkü o komiserin gittiği kahveye gidiyordu. Babama o polisin adını sorduğumda bana 'Komiser Mehmet. Bir süredir yurtdışında görevliydi, şimdi geldi' dedi.”

Üsteğmen iddiasının sahibi emekli Yarbay Talat Turhan, bu tanıklık üzerine Kadir Akın`ın babası Fahrettin Akın`ın üsteğmen meselesini kendisine 1977 yılında, hapishaneden çıktıktan sonra sarhoşken anlattığını belirtti, Fahrettin Akın`ın “komiser” yerine yanlışlıkla “üsteğmen” demiş olabileceğini kaydetti.