İSTANBUL (14.01.2010)- Haiti'de gerçekleşen 7 büyüklüğündeki deprem binlerce ev ve kamu binaları yıktı. Onbinlerce kişi, göçük altında bekliyor. Deprem sarsıntısı, yoksullukla boğuşan ülkeyi yerle bir etti. Haiti, yıllardır açlık ve yoksulluğun pençesinde kıvranıyor.
Yaklaşık 9 milyon nüfusa sahip Haiti, Latin Amerika'nın kuzey doğusunda Dominik Cumhuriyeti ve Küba'ya komşu yoksul bir ülke. Adı sürekli “Yoksul Haiti”, “Haiti'de halk çamur yiyor”, “Çocuk işçi ülkesi” gibi ifadelerle duyulan Haiti'nin, sosyal ve fiziki yıkımı depremle birlikte şimdi kat be kat artacak.
Yoksulluk ve açlık ülkesi olarak adlandırılabilecek Haiti'de, bütün yoksunluklar göz önüne alındığında milyonlarca kişinin etkilendiği depremin gerçek etkisinin daha vurucu olduğu belirtiliyor. Üzerinden saatler geçmesine rağmen, devletin depremden etkilenen bölgelere herhangi bir yardım ulaştıramamış olması bunun ilk göstergesi.
Haiti'de, depremden önce yıllardır süren büyük bir sosyal yıkım vardı. Ülkenin ekonomik, sosyal ve kültürel yapısına daha yakından bakılırsa, yıkımın boyutları daha net anlaşılabilir.
Çocuklar çamurla büyüyor
Halkın çok büyük bir kısmı, dışarıdan gelen yardımlarla hayatını sürdürmeye çalışıyor. Gıda fiyatlarının çok yüksek olmasından dolayı, insanlar açlıkla yüz yüze. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü verilerine göre, Haiti ihtiyaç duyduğu gıdanın sadece yüzde 40'ını üretebiliyor. Geriye tek bir seçenek var; diğer ülkelerden satın almak. Küresel ekonomik kriz ile birlikte gıda fiyatlarındaki artışlar ve ithalattan dolayı eklenen vergiler halkın gıda maddelerine ulaşmasının önünde büyük bir duvar gibi yükseliyor.
Amerika kıtasının en yoksul ülkelerinden Haiti’de, gıda fiyatlarında yaşanan dramatik artış, bir tabak pilavı bile lüks tüketim maddesi haline getirdi. Çamur artık halkın temel gıda maddesi olmuş, ekmeğin yerini almış durumda. Halk, hamile kadınlar ve çocukların kalsiyum ihtiyacını karşılayabilmeleri için çamurdan ekmek yapmak zorunda kalıyor.
Çamurdan kek yapılıyor. Taş ve çakıllardan arındırılan toprak su, tuz ve yağ ile karıştırılıyor, sonra da güneşe kurumaya bırakıyor. Ağzın tüm nemini alan ve birkaç saat sonra da kötü bir tat bırakan keklerin açlığı gidermekten öte bir faydası olmuyor.
Dört Haitili'den üçü ısınma ve yemek pişirmek için ihtiyacını ormanları keserek gideriyor. 2008 yılında art arda gelen kuvvetli fırtınalar, 800 kişiyi öldürdü. 1 milyar dolarlık zarara yol açtı.
İş ve sağlık hizmeti yok
Depremin vurduğu ülkede, yıllardır yaşanan 'ekonomik depremler' nedeniyle işsizlik devasa boyutlara ulaştı. Halkın 3'te 2'si işşiz. Çalışacak bir iş bulabilenlerin ise günlük ortalama ücreti 2 dolar düzeyinde. Sağlık hizmeti verecek hastane yok denecek seviyede. Halkın yüzde 60'ından fazlası, en temel sağlık haklarından yoksun. Çocuk ölümlerinin en fazla olduğu ülkelerden biri olan Haiti'de; AIDS, kızamık, sıtma gibi hastalıklar çok yaygın.
Eğitim almak imkansız
“Haiti Children Project” isimli kuruluşun verilerine göre, halkın yüzde 80'i aşırı yoksul. Çoğu kişi küçük barakalar ve kırsal alanlarda yaşıyor. Temiz suya ve elektriğe erişim çok sınırlı. Yoksulluk nedeniyle eğitim görmenin neredeyse imkansız olması nedeniyle yetişkin nüfusun yarısından fazlası okuma yazma bilmiyor. Haitili çocukların yüzde 65'i ilkokulu bitiremiyor, yüzde 80'i liseden sonra devam edemiyor.
Çocuk işçi ülkesi
Haiti'de aşırı yoksulluk nedeniyle yüzbinlerce çocuk, ülkede restavek olarak adlandırılan biçimde, herhangi bir ödeme yapılmadan ev işlerinde çalıştırılıyor. Kız çocukları cinsel, psikolojik ve fiziksel açıdan sürekli şiddete maruz kalıyor.
UNICEF'in 2002 yılında yaptığı araştırma 'restavek' olarak çalıştırılan çocukların sayısının 172 bin civarında belirlendi. ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı'nın desteğiyle 2007-2008 arasında yapılan araştırmada ise sayının 225 bine yükseldiği ortaya çıktı.
Her iki araştırmanın da gerçek rakamların çok altında olduğunu savunan Pan-Amerikan Kalkınma Vakfı, durumun çok daha vahim boyutlara ulaştığını belirtti. Vakıf, Haiti'de sık görülen durumun temelinde aşırı yoksulluğun bulunduğunu, yoksul ailelerin, bakamadığı çocuklarını maddi durumları iyi olan ailelere gönderdiği belirtti.