Atılım Günlük Haber Bülteni Ana Sayfası Işık Kutlu Köşesi
 
Cumartesi Anneleri kayıp kadınları sordu
Foto: Cumartesi Anneleri kayıp kadınları sordu

İSTANBUL (06.03.2010)- Kadınların özgürlük ve eşitlik talebiyle alanlara çıktığı anlarda Cumartesi Anneleri 258. kez Galatasaray Meydanı'ndaydı. Kayıp yakınları, 8 Mart’ın 100. yılında gözaltında kaybedilen kadınların akıbetini sordu.

Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nün ön gününde bir araya gelen kayıp yakınları ve insan hakları savunucuları, 258. kez Galatasaray Meydanı’nda oturma eylemi yaptı.

“Katilleri belli, failler nerede?” yazılı pankart açan Cumartesi Anneleri, kayıp yakınların resimleri ile kırmızı karanfiller taşıdı. Unutturulmaya çalışılan kadın kayıplar için bir araya gelen anneler, “Aramaktan, faillerinin yargılanmasını istemekten asla vazgeçmeyeceğiz” dedi.

Kayıp yakınları ve insan hakları savunucuları yaptıkları açıklamada kaybedilen kadınların hikayesini anlattı. Kayıp Tolga Baykal Ceylan'ın annesi Kadriye Ceylan, kadınların özgürlük ve eşitlik isteğiyle meydanlara çıktığı 8 Mart'ın 100. yılında yine Galatasaray Meydanı'nda olduklarını ifade etti. Ceylan, “Onlar, devletin güvenlik güçlerince ve devletin doğrudan ya da dolaylı desteği, rızası veya onayı ile hareket eden organize gruplarca ya kaçırılarak, ya da gözaltına alınarak kaybedildiler” dedi.

Onları aramaktan asla vazgeçmeyeceğiz

Ceylan şunları ifade etti: “Onlar Tunceli'nin Göçek Köyü Mirik Mezrası'nda yaşıyorlardı. 23-24 Eylül 1994 tarihinde Mirik Mezrası civarında gerçekleşen askeri operasyon ve çatışma sırasında, Hıdır Işık ve Düzali Serin ile birlikte kaybedildiler.”

Ceylan, Işık ve Serin ailelerinin yasal girişimde bulunduğunu ancak hiçbir haber alamadığını söyledi. “Onların akıbetleri yüzlerce kayıp gibi savcılık, Jandarma ve Emniyet'in tozlu raflarındaki dosyalarda unutulmaya terk edildi” diye konuştu.

Yetkililere seslenen Ceylan, kayıp Hatun Işık, Yeter Işık, Gülüzar Serin, Dilek Serin, Zozan Eren, Hamide Şarlı, Lütfiye kaçar, Ayşenur Şimşek, Fahriye Mordeniz, Konca Kuriş, Hatice Şimşek ve Neslihan Uslu'nun nerede olduklarını sordu. “Onların akıbetini açıklamayarak, failerini yargı önüne çıkarmayarak suç işliyorsunuz” diye konuştu.

Ceylan, 8 Mart'ın 100. yılında gözaltında kaybedilen kadınlarına ilişkin devlet arşivinde yer alan her türlü belgenin açıklanmasını istedi. Açıklamasına şöyle devam etti: “Bizler, devletin unutturmaya çalıştığı kadın kayıpları unutmayacağız. Onları aramaktan, faillerinin yargılanmasını istemekten asla vazgeçmeyeceğiz.” Ceylan açıklamasının sonunda kadınların gözaltında kaybedilmesinden sorumlu olanların yargılanmasını istedi.

Roj TV Kürtlerin penceresidir

Açıklamanın ardından söz alan kayıp Fehmi Tosun'unun eşi Hanım Tosun, yurt dışında Kürtlere ve Roj TV'ye yönelik yapılan baskınları hatırlattı. Gözaltılara tepki gösteren Tosun, Belçika ve AKP hükümetine seslendi: “Roj TV Kürtlerin gözüdür, penceresidir. Roj TV yıllardır kayıpların fotoğraflarını, toplu mezarları ve faili meçhul cinayetleri gösteriyordu. Ama 4 gün önce baskın düzenlendi niye Kürtleri gösteriyor diye mi? Gözaltında kaybedilenleri gösteriyor diye mi, kuyulara atılan Kürtlerin kemikleri için mi, yoksa Kürtleri kazanlarda diri diri yaktığı için mi?.”

Roj TV'ye yönelik baskıların bir an önce son verilmesini isteyen Tosun, “Hiç kimsenin o pencereyi kapatmaya gücü yetmeyecek. Biz o pencereyi açık tutacağız” diye konuştu. Başbakan’a da şöyle seslendi: “Sayın başbakan o açılım ağzında dolanıp duruyor ama onun ne olduğunu kimse bilmiyor. Bence sen önce o yanı başındaki gizli belgelerin altına elini koy. Başta o dosyaları açıkla. Bu açılım bir şey getirmez. O toplu mezarlar için bizler bekliyoruz. Siz onları açtığınızda biz size güveneceğiz inanacağız.” (ETHA)