Atılım Günlük Haber Bülteni Ana Sayfası Işık Kutlu Köşesi
 
Biz doktor gönderiyoruz, asker değil! -Fidel CASTRO*

Kardeş ulusumuz Haiti'yi yerle bir eden yıkımdan iki gün sonra, 14 Ocak tarihli yazımda şöyle yazmıştım: "Özellikle sağlık alanında Haiti halkı Küba'nın işbirliğini gördü. Küçük ve abluka altında bir ülke olmasına rağmen Küba, 400 doktor ve sağlık personeliyle Haiti halkına ücretsiz sağlık hizmeti sunmaktadır. Öte yandan, devletimizin verdiği imkanlarla okuyan 400’ün üzerinde Haitili genç Küba’da tıp eğitimi alarak doktor olarak mezun olmuştur. Bu gençler, dün Haiti’ye doğru yola çıkan yardım ekipleriyle beraber görev yapacak. Bu açıdan bakıldığında ilk anda 1000 civarında sağlık personeli afet bölgesine intikal etmiş olacak. Orada bu genç sağlıkçılar yardım gönderen her ulustan sağlıkçılarla birlikte Haitililerin hayatını kurtarabilmek için uğraş veriyor.”

Durum düşünüldüğünden daha da ciddi idi. On binlerce yaralı insan Port au Prince sokaklarında yardım için feryat ediyor; sayısız insan, ölü ya da diri nüfusun ağırlıklı olarak yaşadığı bölgelerde taşlar arasında, göçük altında. Haiti Başkanlık sarayı harap oldu. Birçok hastane de dahil çoğu kamu hizmeti binası yerle bir oldu. Yıkımın uluslararası TV kanalları aracılığıyla yayılan görüntüleri tüm dünyayı şoke etti. Gezegendeki tüm hükümetler arama kurtarma ekipleri, gıda, ilaç, teçhizat ve diğer kaynakları göndereceklerini duyurdular.

Küba'nın çağrısıyla uyumlu olarak, İspanya, Meksika ve Kolombiya gibi ülkelerden gönderilen tıbbi yardım ekipleri doktorlarımızla birlikte sıkı bir şekilde çalıştılar. PAHO (Pan Amerikan Sağlık Örgütü-çn) gibi örgütler ve Venezuela gibi dost ülkeler, ilaç ve diğer kaynakları sağladılar. Ama Kübalı meslek insanlarının ve yöneticilerin şovenizmden uzak, kusursuz tavırları dünyada pek ilgi görmedi.

Küba, benzer durumlarda yaptığı gibi, Katrina Kasırgası New Orleans kentini büyük bir yıkıma uğratarak binlerce Amerikan vatandaşının canına mal olduğu zaman geniş kaynakları olduğu bilinen ABD'ye, halkın yanında olmak için, tıbbi yardım tugayları göndermeyi önerdi. O anda ihtiyaç duyulan şey hayat kurtarma konusunda iyi eğitilmiş ve tam teçhizatlı doktorlardı. Binden fazla “Henry Reeve” birliği (Özel Kübalı tıbbi yardım ekibi-çn) gerekli ilaç ve ekipmanla harekete geçti ve bu kente yola çıkmak için hazırlandılar. Bu ulusun başkanının teklifimizi reddedip kurtarılabilecek birçok Amerikalının ölmesine müsaade edeceği aklımızın ucundan geçmezdi. Bu hükümetin yaptığı hata, belki de Küba'nın Amerikan halkını düşman olarak görmediğini ve onları vatanımızın maruz kaldığı saldırılar için suçlamadığını anlayamamasıydı.

Yarım yüzyılı aşkın bir zamandır, fayda etmemesine rağmen, bizi dize getirmeye çalışan bu hükümet, ülkemizin lütuf ya da af dilemek için yalvarmayacağını da anlamadı. Yine de ülkemiz, ABD yetkililerinin ivedi bir şekilde Haiti'ye, depremden etkilenen Amerikan ve Haiti vatandaşlarına acil bir şekilde yardım ulaştırılması için Küba'nın doğusu üzerinden uçuşlara izin taleplerini olumlu yanıtladı. Bu durumlar, halkımızın etik prensiplerini anlatan örnekler oldu. Serinkanlılık ve samimiyetle, bunlar dış politikamızın hep var olan yönleriydi. Ve bu uluslararası arenada bize karşı olanlarca da bilinir. Küba, Batı yer kürenin en fakir ülkesi Haiti'de gerçekleşen trajedinin dünyanın en zengin ve daha güçlü ülkeleri için zorlayıcı olduğu fikrini sonuna kadar destekliyor.

Haiti, tam olarak dünyaya dayatılan sömürgeci, kapitalist ve emperyalist sistemin bir ürünüdür. Haiti'nin köleliği ve sonradan gelen fakirliği dışarıdan dayatılmıştır. Bu korkunç deprem, 192 BM ülkesi devletin en temel haklarının çiğnendiği Kopenhag zirvesinin arkasından geldi. Trajediden sonra Haiti'de çala kalem ve yasadışı bir şekilde erkek ve kız çocuklarının evlat edinilmesi yarışı başladı. UNICEF çocukların birinci derece akrabalarının haklarını yok sayan bu evlat edinmelere karşı önlemler almak zorunda kaldı. 100 binden fazla ölü var. Yüksek sayıda insan kolunu bacağını kaybetti ya da kendi işlerini yapmalarını, kendi hayatlarını sürdürmeleri için acilen tedavi edilmesi gereken yaralanmaları oldu. Ülkenin yüzde sekseninin yeniden inşa edilmesi gerekiyor.

Ama Haiti trajedisinin ortasında, nasıl ve neden olduğu kimse tarafından anlaşılamadan binlerce Amerikalı deniz askeri, 82. Hava Tümeni birlikleri ve diğer askeri güçler Haiti'yi işgal etti. Daha da kötüsü, ne Birleşmiş Milletler ne de Amerikan hükümeti kamuoyuna konuyla ilgili herhangi bir açıklama yapmadı. Birkaç hükümet ise, insani ve teknik yardım götürmek üzere Haiti'ye gönderilen uçaklarının iniş yapmasına izin verilmediğinden şikayetçi.

Ülkemiz, kelimenin tam anlamıyla insanlık görevini yerine getiriyor. İmkanları el verdiğince, elindeki insani ve maddi kaynaklarıyla katkı sunmaya devam edecektir. Hayati hizmetler için çalışan doktorlar ve yardım ekipleriyle gurur duyan halkımız, elinden geleni yaparak durumun üstesinden gelecektir. Hiçbir ciddi yardım geri çevrilmeyecektir, ancak bunların kabulü tamamen ülkemizin insan kaynaklarının talep ettiği yardımın önemine ve önceliğine bağlıdır.

Şimdiye kadar, mütevazı uçaklarımızın ve Küba'nın Haiti halkına gönderdiği temel insan kaynaklarının herhangi bir zorlukla karşılaşmadan yerine ulaştığını belirtmek isterim.

Biz doktor gönderiyoruz, asker değil!

*Küba'nın efsanevi lideri Fidel Castro Ruz'un “We send doctors, not soldiers!” başlığıyla 23 Ocak 2010 tarihinde monthlyreview.org sitesinde yayınlanan yazısını İngilizce orjinalinden kısaltarak çevirdik.