Ocak bitiyor ve günler hızla 8 Mart'a akıyor.
Bu yıl 8 Mart, Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nün 100. yılı. Tam yüz yıl önce toplanıp 8 Mart'ı biz kadınlara armağan eden Sosyalist Kadın Kurultayını, katılımcılarını; NewYork'ta kapitalist sömürüye karşı direnirken yanan 120 kadın işçiyi ve onları ölümsüzleştiren kararın öncüsü, örgütleyicisi kadın komünist önder Clara Zetkin'in anısını saygıyla anıyoruz öncelikle.
8 Mart'ın 100. yılını onun şanına uyar bir yıl olarak tarihe yazmak dünya kadın hareketinin görevi, bu kesin. Bütün sosyalist ve demokratik kadın örgütleri, bundan sorumlu saymalı kendini. Dünyada ve bu topraklarda yapılan açıklamalara bakarsak, birçok kadın örgütlenmesi hummalı bir 8 Mart ve dünya kadın yılı hazırlığında. Hatta 2011 yılını da direngen bir kadın yılı halinde örgütlemek için yola çıkanlar mevcut; Venezuela Kadın Buluşması bu amaçla örgütleniyor.
Dünya Kadın Buluşması organizasyonu programını açıklarken Demokratik Kürt Kadın Hareketi, 8 Mart’ın 100. yılı anısına Amed’i üç gün boyunca Kadın Kenti ilan ediyor. Ne müthiş bir inisiyatif! Kürt kadının özgürlük hareketiyle, onurlu barış mücadelesiyle 200 yıllık kadın emek hareketini birleştirme basireti bu. Muhakkak ki büyük kazanımlar getirecek.
Tekel direnişinde işçi kadınlar en önde, kara kışı bahara çevirdiler. Bütün toplumun ve siyasal hareketin ilgi merkezi haline geldiler. “Genel grev” talebiyle Türk-İş binasında ilk eylemi kadınların başlatması, direnişin en önünde olmanın ödülü, 100. yılında 8 Mart’a, New York’lu kadın şehitlere bu topraklardaki kadın emek cephesinden şimdiden gönderilmiş bir selamdır.
Sosyalist kadınlar, bir başka noktadan çok cesur bir karar ve pratikle 100. yıl sorumluluğunu kuşanmış bulunuyor. 8 Mart'ı, kadın devrimi ile selamlıyor, Sosyalist Kadın Meclisleriyle karşılıyorlar. 8 Mart mücadelesi 100. yılına girerken, cins bilinciyle kuşanıp ezilen cinsin özgürleşme mücadelesinde yeni bir koşu tutturuyorlar. Sosyalist örgütlü mücadelelerinde yeni bir mücadele hattı daha açıyorlar. Bütün toplumsal sorunların çözümünde anahtar durumundaki siyasetin merkezine kadın aklı, kadın iradesi, kadın inisiyatifi ve kadın dilini, tarzını yerleştirmeye kararlılar. Göğün yarısı olan kadın cinsi, siyasi mücadelenin ve siyasetin kumanda merkezi partinin de yarısı olacak! Kadın devrimini süreklileştirerek erkek egemenliğinin engelleriyle mücadele edecek, cinsinin özgürleşmesinde sıçramalar yaratacak bilinç açıklığına sahipler. 2010 yılında, erkek egemenliğinin kuşatmasındaki toplumu kadın sorunuyla yüzleşmeye ve hesaplaşmaya, kadına yönelik şiddetle savaşmaya çağırıyorlar. 100. yılında 8 Mart direnişine bundan daha anlamlı katılım, bundan daha işlevli selamlama olamazdı. Sosyalist kadınların atılımının büyük toplumsal hareketi ateşleyici, yakınlaştırıcı gücünden kimse kuşku duymasın.
100. yılında 8 Mart’ta dünyanın bütün ülkelerinde sokaklar kadın sesleriyle çınlayacak, salonlar kadın cinsin aydınlanmasıyla ışıyacak. Özcesi, krizle kıvranan kapitalizme esaslı bir tekme savurmaya hazırlanıyor ezilen cins. Erkek egemenliği, büyük kadın kitlelerinin hışmına uğrayacak. Emperyalist ve kirli savaşlar, militarizm, ırkçılık ve cinsiyetçilik, kadınların tokadını yiyecek.
8 Mart hâlâ ücretli izin günü değil. Onu bir kadın bayramı günü yapma kavgamız sürüyor. 8 Mart'ı yanan bedenleriyle bize armağan eden New York'lu kızkardeşlerimizin eşitlik talebine yanıt vermek görevimiz olmaya devam ediyor. Çünkü halen kadınlar aynı işe erkeklerle eşit ücreti alamıyor. Dahası, neoliberal iktisat politikaları ile krizdeki kapitalist sistemin en çok ezdiği, yoksullaştırıp güvencesizleştirdiği kadın cinsidir.
Bugün Tekel işçisi kadınlar, emek kavgasına katılmış kadın aklının, kadın iradesinin ve kadın inisiyatifinin andaki temsilcisi, andaki simgesi ve belki de kavganın bundan sonraki yükselişinin ateşleyicisi olacaktır. Tekel işçisi kadınlar, umut kaynağımızdır.
Bu topraklarda “Açılım” masalları eşliğinde süren kirli savaş, en çok kadın tahrip etmeye devam ederken, ırkçı şoven siyaset, halkları birbirini boğazlatmaya hazırlanırken kadınların öncülük ettiği onurlu barış hareketi, özgürlük adalet ve kardeşlik kapısını zorlamaya devam edecektir. Bir yıldır, “söyleyecek gücümüz, yapacak gücümüz var” sloganıyla eylemler dizisini örgütleyen kadın barış hareketi, “Edirnekapı’yı Barışkapı” yapma iradesi gösteren Emekçi kadınların mücadeleciliği umut kaynağımızdır.
100. yılında 8 Mart'ı selamlamaya hazırlanıyor herkes. 100. yılında 8 Mart’ı coşkuyla selamlarken cinsel, ulusal, sınıfsal mücadelenin kaldıracı yapacak. 8 Mart bir nehirse eğer, ona akacak dereler çoğalıyor, 100. yılında 8 Mart, belki de bir deniz olacak. Niye olmasın ki? Petersburg’u tutuşturan, Çarlık karanlığını yırtan ilk fişek işçi kadınların 8 Mart gösterisi değil miydi? Daha dün Nepal’de halk ayaklanmasının başlangıcı da öyle değil miydi? Bu topraklarda da özgür bir yaşam kuruluşu pekâlâ bir 8 Mart’la başlayabilir. 100. yılına göndereceğimiz selamın görkemi ezilen cinsin ve insanlığın özgür dünya özlemini o kadar yaklaştıracaktır. 8 Mart’a dikkat!